Malum olduğu üzere, başlıktaki konu çerçevesinde, TBMM Başkanlığına bir kanun teklifi -gerekçeleri ile birlikte- sunuldu ve genellikle partilerin tamamına yakınının desteğini alarak kanunlaştı.
Millî Görüş ve Adil Düzen açısından bu önemli konuyu, -daha ziyade kanunun gerekçelerini de nazarı itibara alarak- değerlendirmiş olacağız.
“Sulh yani barış iyidir” diyerek başlayalım ve öncelikle kavram üzerinde duralım.
Lisanü’l-Arap sözlüğünde SLM, Silm, Selam bahsi: سلم, Araplar Cahiliye döneminde birbirlerini, birinin arkadaşına “Sabahın nimetli olsun” ve “Lânetten uzak kalasın” demesiyle selâmlarlardı. “Selamünaleyküm” de derlerdi. Bu söz, sanki barışın ve orada savaş bulunmadığının bir işaretiydi. Sonra Allah İslâm’ı (yani silm, selam, barış düzenini) getirdi; onlar yalnızca selâmı kullanmaya başladılar ve selâmı/barışı yaymakla emrolundular.
***
1. Millî Görüş ve Adil Düzen’de “Barış Düzeni” esastır
Kur’an ve Sünnet’e göre bizim bakış açımız SLM, Silm, Selam yani İslam’dır, barıştır. İslam kavramı barışı sağlamak veya savaşın zıddı bir durumu ifade eder. İslam yani silm düzenini, barış düzenini arzulamak temel bakış açısı olmalıdır. Her Müslüman’ın, doğal olarak her insanın bakış açısı yine barış düzeni olmalıdır.
***
2. İlgili Kavram ve Tanımlar
Kur’an-ı Kerim devlet düzeni açısından ele alındığında, konu ile ilgili olarak öncelikle beş kelime ve kavram üzerinde durulmalı ve bunların tanımları yapılmalıdır.
Bunlar “Mümin, Müslim, Kâfir, Münafık ve Müşrik” kavramlarıdır.
Müminler: Yöneticiler, askerler, kamu görevlileri ve devlet düzenindeki genel hizmet alanlarına göre diğer bütün alt yöneticiler.
Müslimler: Ülkenin, ilgili kurum ve benzeri yapıların vatandaşları ve üyeleri.
Kâfirler: İster müşrik ister kâfir olsun, gerçeklerin üzerini örtenler; başka bir deyimle, birey veya topluluk olarak sözleşmelere uymayanlar.
Münafıklar: Yaşamlarında vatandaş gibi olup, toplumsal sözleşmelere aykırı hareketlerini aleni yapmayan, toplumsal düzeni gizlice bozan, görünüşte düzene uyar gibi görünen ama düzeni bozmaya meyilli kişilerdir.
Müşrikler: Hiçbir kural ve toplumsal düzen tanımayanlardır.
Günümüzde Türkiye’de var olan ve çözümü için TBMM’ye kanun teklifi sunulmuş olan PKK/KCK terörizmi bu kavrama ve kapsama göre müşriklerdir.
Müşriklere karşı nasıl hareket edileceğine ilişkin hususlar bellidir.
Malum olduğu üzere, bu grup ile daha önce de bir süreç yürütülmüş ama istenen barış sağlanamamıştır. O zaman (Hendek operasyonları) 793 güvenlik görevlisi şehit edildi, 314 sivil vatandaş hayatını kaybetti. 4 binin üzerinde güvenlik görevlisi ve 2 binden fazla vatandaş yaralandı. Şimdi başlatılmış olan bu yeni süreçte getirilen ertelemeler ve kazanılacak siyasi ve diğer haklar ile benzer bir başarısızlığın oluşması engellenebilir mi?
***
- “Ey iman edenler, kâffeten silme (barışa) girin de şeytanın adımlarına uymayın çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandır.” (Bakara 208)
- “Size karşı savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın, fakat aşırılığa sapmayın; Allah aşırılığa sapanları sevmez.” (Bakara 190)
- “Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. O fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. Yalnız Mescid-i Haram’ın yanında, onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.” (Bakara 191)
(Devamı var)