İnsanın çaresizliği, istismar edilecek bir kazanç kapısı değildir. Hele bu çaresizlik din, ayet ve şifa söylemleri kullanılarak sömürülüyorsa ortada yalnızca bir mağduriyet değil, aynı zamanda ciddi bir vebal vardır.

Hepimizin hayatında dertler, sıkıntılar ve imtihanlar var. Kimi evliliğinde problem yaşıyor, kimi hastalıkla mücadele ediyor, kimi işlerinin yolunda gitmediğini düşünüyor. Kimi de psikolojik olarak kendisini yorgun ve çaresiz hissediyor.

Fakat ne zaman bir problem yaşasak hemen “Bana büyü yaptılar” demeye başlamak, çözüm değil. Aksine, gerçek problemin üzerini örten bir perde olabilir.

HER DERDİN ADI BÜYÜ DEĞİL

İslam’da sihrin varlığı inkâr edilemez. Kur’an-ı Kerim’de sihirden söz edilmektedir. Ancak “Büyü vardır” demek ile “Başıma gelen her sıkıntının sebebi büyüdür” demek aynı şey değildir.

Eşiyle tartışan bir insana “Sana büyü yapılmış” demek kolaydır. Evlenemeyen bir genç kıza “Bağlamışlar” demek kolaydır. Hastalığı geçmeyen bir kişiye “Büyü var” demek de kolaydır.

Peki ya gerçek sebep başka bir şeyse?

Belki psikolojik bir rahatsızlık vardır. Belki aile içerisinde çözülemeyen bir problem vardır. Belki de tedavi edilmesi gereken bir hastalık söz konusudur.

Büyü şüphesiyle doktora gitmeyi ertelemek, insanın kendi derdini büyütmesinden başka bir işe yaramayabilir.

AYETLERİ KULLANARAK ŞİFA SÖMÜRÜSÜ

Daha vahim olan ise insanların dini hassasiyetlerinin kullanılmasıdır.

“Şu ayeti yazdım, suya okudum. Bunu içeceksin, bununla banyo yapacaksın” diyerek insanlara şifa dağıttığını söyleyenler çıkıyor.

Burada çok basit bir soru sormak gerekiyor:

Üzerinden kazanç sağladığını söylediği ayeti gerçekten okuyabiliyor mu?

Okuduğunu söylediği ayeti dahi okuyamayan bir kişinin insanlara şifa dağıttığını iddia etmesi nasıl kabul edilebilir?

İnsanın çaresizliği üzerinden para kazanmak zaten büyük bir vebalken, bunu Kur’an ve din üzerinden yapmak çok daha ağır bir sorumluluktur.

Vatandaşın hastalığı, aile problemi veya psikolojik sıkıntısı bir kazanç kapısı değildir.

PSİKİYATRA GİTMEK AYIP DEĞİLDİR

Bir başka yanlışımız da psikolojik rahatsızlıkları küçümsemek.

“Ben deli değilim, psikiyatra neden gideyim?” diyen insanlar var. Oysa psikiyatra gitmek ayıp değildir. Hastalık, utanılacak bir şey değildir.

Nasıl kolumuz kırıldığında doktora gidiyorsak, ruhumuz yorulduğunda ve psikolojik bir rahatsızlık yaşadığımızda da uzman desteği alabiliriz.

Üstelik bunu yapmak imanımıza, tevekkülümüze veya Allah’a olan bağlılığımıza aykırı değildir. Tedbirimizi alır, çareyi arar, ardından Allah’a tevekkül ederiz.

Çevremizdeki insanların da bu konuda daha dikkatli olması gerekir. Her duyduğu probleme “Büyü yapılmış, şuraya git” diye karşılık vermek doğru değildir.

Doktorun müdahale etmesi gereken bir meseleye kahve sohbetinde çözüm üretmeye çalışmak, iyi niyetle de olsa kişiye zarar verebilir.

Sonuçta hepimiz insanız. Dertlerimiz olabilir, hastalanabilir, yorulabilir ve zaman zaman desteğe ihtiyaç duyabiliriz.

Büyü, sihir, nazar gibi kavramları istismar ederek insanları korkutmak yerine, insanı doğru yere yönlendirmek gerekir.

Çünkü gerçek şifa arayışı, çaresiz insanın korkularını büyütmekten değil; onun elinden tutup doğru kapıya götürmekten geçer.