Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın son dönemde yaptığı konuşmaların medya kuruluşları, televizyonlar, sosyal medya ve özellikle toplumda karşılığı bulunan kanaat önderleri tarafından daha fazla gündeme alınması gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü Arıkan, uzun uzun anlatılması gereken meseleleri birkaç kelimeyle özetleyen çok yerinde tespitlerde bulunuyor.

Bunlardan biri:

“3 Y ile geldiler, 13 Y ile gidiyorlar.”

Diğeri ise:

İsraf, iltimas ve istismar.

Yani 3 İ.

Bu iki açıklamayı yan yana koyduğumuzda yaklaşık çeyrek asırlık iktidarın siyasi muhasebesi üç satırda özetleniyor:

3 Y ile geldiler.
3 İ düzenini kurdular.
13 Y ile gidiyorlar.

Hatırlayalım.

AK Parti 2002’de iktidara gelirken üç önemli konuda mücadele sözü vermişti:

Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar.

Yani meşhur 3 Y…

Aradan yaklaşık çeyrek asır geçti.

Şimdi Mahmut Arıkan iktidarın karşısına 13 Y koyuyor:

1- Yasaklar

Yasakları kaldırma sözüyle geldiler. Bugün ifade ve basın özgürlüğünden sosyal medya paylaşımlarına, erişim engellerinden gösteri ve yürüyüşlere kadar yasak ve özgürlük tartışmaları devam ediyor.

2- Yoksulluk

Emeklinin, asgari ücretlinin ve dar gelirlinin yaşadığı geçim sıkıntısı ortada. Market, pazar, kira ve faturalar vatandaşın belini büküyor. Yoksullukla mücadele sözü verenler, yaklaşık çeyrek asır sonra hâlâ vatandaşın geçim sıkıntısını çözemedi.

3- Yolsuzluk

Yolsuzlukla mücadele sözü verilmişti. Bugün kamu ihalelerinden belediyelere, kamu kaynaklarının kullanımından çeşitli soruşturmalara kadar birçok konu tartışılıyor.

Son fon soruşturması bunun en güncel örneklerinden biri. Soruşturma kapsamında 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığının dondurulduğu, 37 şüpheli hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirildiği açıklandı. Daha sonra bazı şirket ve fonlar üzerindeki tedbirler kaldırıldı.

Millet doğal olarak soruyor: Bu kadar büyük para hareketleri olurken denetim mekanizmaları neredeydi ve bu işin bütün bağlantıları ortaya çıkarılacak mı?

4- Yargıdaki adaletsizlikler

Vatandaşın devlete güvenmesinin ilk şartı adalettir. İnsanların zihninde “Adalet herkese eşit mi uygulanıyor?” sorusu oluşmuşsa burada ciddi bir problem vardır. Hukuk siyasi kimliğe, makama veya yakınlığa göre değişmemelidir.

5- Yandaşlık

Kamuya girerken ölçü tanıdık değil liyakat, ihalede ölçü yakınlık değil rekabet olmalıdır. Vatandaş “Kimi tanıyorsun?” sorusunun diplomanın ve kabiliyetin önüne geçtiğine inanıyorsa devlet ile millet arasındaki güven zedelenir.

6- Yanılgı

Ekonomide yıllar içerisinde birbirinin tam tersi politikalar uygulandı. Bir dönem faiz indirildi, ardından çok yüksek faizlere dönüldü. Kur Korumalı Mevduat getirildi, sonra sistemden çıkılmaya çalışıldı. Yapılan yanlışların faturasını ise vatandaş ödedi.

7- Yalan

Siyasette güven, verilen sözlerle ortaya çıkan sonuçların birbirini tutmasına bağlıdır. Enflasyon, tasarruf, ekonomi ve liyakat konusunda söylenenlerle vatandaşın günlük hayatında gördükleri birbirinden uzaklaştıkça siyasete güven de azalıyor.

8- Yüksek enflasyon

Yüksek enflasyon artık siyasi tartışmanın ötesinde vatandaşın günlük hayatının gerçeğidir. Markette, pazarda, kirada ve faturada hissediliyor.

Enflasyon yalnızca bir rakam değildir; vatandaşın cebinden her gün eksilen paradır.

9- Yüksek faiz

Bir zamanlar “Faiz sebep, enflasyon netice” denilerek faizlerin düşürülmesi savunuluyordu. Bugün Merkez Bankası politika faizi yüzde 37 seviyesinde.

O hâlde sormak gerekiyor:

Faizle mücadele iddiasından bu noktaya nasıl gelindi?

10- Yüksek vergiler

Vatandaş kazandığında da harcadığında da vergi ödüyor. Akaryakıttan otomobile, telefondan günlük tüketim ürünlerine kadar vergi hayatımızın her alanında.

Vatandaşın sorusu basit:

Bu kadar vergi topluyorsanız, benim paramı ne kadar dikkatli harcıyorsunuz?

11- Yıpranmışlık

Yaklaşık çeyrek asırlık iktidarın beraberinde getirdiği siyasi yorgunluk artık görülüyor. Sürekli değiştirilen politikalar ve bir zamanlar eleştirilen uygulamaların bugün iktidarın kendisi açısından tartışılması bu yıpranmışlığın göstergelerinden biridir.

12- Yönetememe

Ekonomiden eğitime, hayat pahalılığından afet yönetimine kadar birçok alanda vatandaş sorunlarının çözülmesini bekliyor.

Yönetmek yalnızca yol, köprü ve bina yapmak değildir.

Vatandaşın alım gücü, adalete güveni ve çocuklarının geleceğe umutla bakabilmesi de yönetimin karnesidir.

13- Yok sayılma

Emekli “Geçinemiyorum” diyor.

Çiftçi “Üretemiyorum” diyor.

Esnaf maliyetlerden şikâyet ediyor.

Genç geleceğinden endişe ediyor.

Vatandaşı dinlemek başka, gerçekten duymak başkadır.

İşte Arıkan’ın 13 Y tespitini önemli kılan budur.

Ancak bu tablonun bir de 3 İ tarafı var:

İsraf, iltimas ve istismar.

Kamuda tasarruftan söz ediliyorsa önce devlet kendisinden başlamalıdır. Makam araçlarından temsil giderlerine kadar millet, ödediği vergilerin hesabını görmek ister.

İltimasın karşısına liyakat konulmalıdır.

Devletin kapısına gelen insanın arkasında dayısı değil, önünde hakkı bulunmalıdır.

Ve en önemlisi istismar…

Din istismar edilmemeli.

Millî ve manevi değerler istismar edilmemeli.

Vatan ve bayrak sevgisi günlük siyasetin malzemesi yapılmamalıdır.

Çünkü bizim inancımız bize her şeyden önce adaleti emreder.

Milli Görüş’ün yıllardır söylediği “Önce ahlak ve maneviyat” sözü de tam burada anlam kazanmaktadır.

Kamu malını korumak ahlaktır.

İhalede adalet ahlaktır.

İşe alımda liyakat ahlaktır.

Yetimin hakkını korumak ahlaktır.

Kendisine yakın olanla olmayan arasında ayrım yapmamak ahlaktır.

Bu nedenle Mahmut Arıkan’ın ortaya koyduğu 3 Y, 3 İ ve 13 Y tespitlerini basit bir kelime oyunu olarak görmemek gerekir.

Bunlar, iktidarın 2002’de millete verdiği sözlerle yaklaşık çeyrek asır sonra gelinen noktanın yan yana konulmasıdır.

Siyasette sorulması gereken soru da budur:

Nereden başladınız, ne söylediniz ve bugün neredesiniz?

2002’de üç Y’yi ortadan kaldırma sözüyle geldiler:

Yoksulluk, yolsuzluk, yasaklar.

Aradan yaklaşık çeyrek asır geçti.

Bugün karşılarında 13 Y’lik bir hesap cetveli var.

Ben de meseleyi üç satırla özetliyorum:

3 Y ile geldiler.

3 İ düzenini kurdular.

13 Y ile gidiyorlar.

Bu siyasi muhasebenin sandıktaki karşılığını ve son sözü ise millet söyleyecek.