Evet, İctihâd, ictihâd ile bozulmaz.
İctihad: Nassın bulunmadığı bir konuda bir âlimin, araştırmaları sonucu belirttiği görüşüdür.
Nakz olunmak: Geçersiz kılınmak, bozulmak demektir.
Yani: İctihâdlar; aynı derecede birer zannî delil olduklarından, kat’i olan nasslara aykırı olmadığı sürece, biri ile diğerini geçersiz kılmak câiz değildir. Aksi taktirde istikrarsızlığa yol açılmış olur…
Örnek: Hz. Ömer, Hz. Ebubekir’in hilâfeti sırasındaki ictihâdî uygulamalarına muhâlefet etmiş, ama daha sonra kendi hilâfeti döneminde bu ictihâdlardan meydana gelen hükümleri bozma yoluna gitmemiştir…
İstisnâ: Kamu yararı bir ictihâdın bozulmasını gerektiriyorsa, başka bir ictihâd ile onun bozulması câizdir. [1]
İctihâd ile ictihâd nakz olunmaz. (Yâni ictihâd etme seviyesinde olan bir müctehidin; bir mes’ele hakkındaki ictihâdını, diğer bir müctehidin ictihâdı bozamaz. Bu icmâ ile sabit olmuştur.) [2]
Müctehidler, ictihâd ettikten sonra; yeni bir bilgi, meselâ bir hadîs-i şerîf duydukları zaman veya insanların ihtiyaçları, örf ve âdetleri değiştiği veya zarûret ortaya çıktığı zaman ictihâdlarını değiştirebilirler. Buna tecdîd-i ictihâd (ictihâdın yenilenmesi) denir. Müctehid artık önceki ictihâdından rücu’ etmiş (dönmüş) sayılır…
Nitekim Kur’ân-ı kerîmde de bazı âyet-i kerîmeler, muvakkat bir zaman için konulmuş, daha sonra bir başka âyet-i kerîme ile neshedilmiş, yani bu yürürlük zamanının bittiği bildirilmiştir.
Hazret-i Peygamber (S.A.S.)’de benzer mes’elelerde, farklı zamanlarda, farklı hadîs-i şerîfler îrâd buyurmuşlardır. Hazret-i Ömer (R.A.) bir hususta ictihâd etmiş; kendisine daha evvel buna benzer bir hâdisede farklı bir hüküm verdiği hatırlatılınca,
“- O zaman (maslahat gereği) öyle ictihâd etmiştik; şimdi ise böyle ictihâd ediyoruz…” demiştir. İmam Şafiî de Irak’tan Mısır’a geldikten sonra, buradaki örfleri nazara alarak başka türlü ictihâdlar da bulunmuştur… [3]
Bu kâide mucibince, İslâm hukukunda bir hâkimin usulüne uygun bir şekilde verdiği hüküm, başka bir hâkime götürülerek bozulamaz. Başka bir deyişle sebepsiz (gerekçesiz) olarak istinâf etmek câiz değildir. Bunun istisnâsı sultanın emridir. Sultan bir da’vânın tekrar görülmesini emretmişse, bu da’vâya yeniden bakılıp, ilk hüküm hukûka aykırıysa bozulabilir. Çünkü ictihâdî mes’elelerde sultanın tercihine göre hüküm verilir…
Bir müçtehidin aynı mes’ele de birbirinden farklı ictihâdları varsa, bunlardan herhangi birisine uyabileceği gibi; aynı mezhepteki diğer müctehidlerin farklı ictihâdlarından da herhangi birine uymak câizdir. Ancak sonra gelen MEZHEBTE MÜCTEHİDLER, bu ictihâdlardan farklı birisini, delilinin kuvveti veya zamanın değişmesi gibi bir sebeple tercih etmiş ise bu tercîhini, FETVÂ BÖYLEDİR, RÂCÎH KAVİL BUDUR veya BU SAHÎHDİR gibi cümlelerle kayıtlarlar, artık mukallid de bu tercihe uymak zorundadır. Zarûret varsa, diğerine de uyabilir… [4]
[1]https://emrahce.com/2009/07/02/mecelle-11-20/
[2]https://www.yeniasya.com.tr/m-said-zeki/mecelle-den-bazi-hukumler
[3] https://www.yunuscengel.com/osmanlida-temel-hukuk-kaideleri/
[4] Şimşirgil, A.& Ekinci, E. B. (2018); Ahmet Cevdet Paşa ve Mecelle’den Düsturlar, 8. Baskı, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul, s,157-159