Yani açık beyan karşısında yorumlara i’tibâr edilmez… Şayet açık olmayan bir sözden bir ma’nâ çıkıyorsa, BU SÖZ BUNA DELÂLET EDİYOR denir. Bir söz veya fiilde sarâhat (açıklık) bahis mevzuu olduğunda, artık başka ma’nâ aranmaz. Şunu demek istedi, bunu demek istedi, bu sözden şu ma’nâ çıkar denilmez. Sarâhat yoksa, delâlete göre hareket edilir…
Meselâ, bir kimsenin masasının üzerindeki bardakla su içmeye delâlet vardır ki; kusursuz kırılırsa ödemek gerekmez. Ama (sahibi) önceden bunu yasaklamışsa, artık tasrîh mevzu bahis olduğundan, içilmez; kırılırsa da ödemek lâzımdır…
Meselâ, bir adam bir malı hibe ettim (bağışladım) dediğinde, hibe tamamdır. Artık karşı tarafa KABZ ET! (al!) demesine ihtiyaç kalmadan o mal teslim alınabilir…
İstanbul’da yapılan bir bey’ (satış) akdinde; semen, Fransız altını üzerinden kararlaştırılırsa, sonradan bu şehirde revaçta olan Osmanlı altını verilemez. Çünkü Fransız altını olarak tasrîh bahis mevzuudur… [1]
[1] Şimşirgil, A.& Ekinci, E. B. (2018); Ahmet Cevdet Paşa ve Mecelle’den Düsturlar, 8. Baskı, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul, s,153-154