Mülk Allah’ındır! Bu mülkte Allah’ın sözü geçmelidir…

Mecelle’ye muhtasar (kısa, öz) ve mufassal (geniş) çeşitli dillerde şerhler yazılmıştır. Bunlardan bâzıları şunlardır:

1- Dürer-ül-Hukkâm Şerhu Mecellet-ü-Ahkâm: Bu şerh, Temyiz mahkemesi reîsi, fetva emini, İstanbul Hukuk Fakültesi Mecelle hocası ve adlîye vekîli Ali Haydar Efendi tarafından yazılmıştır. Mecelle şerhleri içinde en meşhuru ve en genişidir. Dört cild olan eser, Arapça’ya da tercüme edilmiştir.

2- Rûhu Mecelle: Musul vâlisi Hacı Reşîd Paşa’nın sekiz cild olarak tâb olunmuş kıymetli bir şerhidir.

3- Mir’ât-ı Mecelle: Kayseri müftîsi ve fıkıh âlimi Mes’ûd Efendi tarafından Arapça olarak yazılmıştır. Mecelle’nin kaynakları hakkında yazılmış kitapların en genişidir.

4- Şerh-ul-Mecelle: Lübnanlı Salim İbn Rüstem Baz tarafından Arapça olarak te’lif edilmiştir.

5- Mecelle-i Ahkâm-ı Adlîye şerhi: H. M. Ziyâeddîn Türkzâde tarafından yazılmış geniş bir şerhtir.

6-Mecelle-i Ahkâmı Adliyye Şerhi: Evkâf-ı Hümâyûn İdare Meclisi reisi Kuyucaklızâde Mehmed Atıf Bey tarafından başlanılan Mecelle Şerhi, şarihinin vefâtı üzerine tamamlanamamış ve Kitâb-üş-Şirket’te kalmıştır. Eksik olmasına rağmen Mecelle şerhleri içinde en meşhurdur.

7- Tatbîkât-ı Mecelle: Mansûrizâde Mehmed Sa’îd Bey tarafından te’lif edilmiştir.

8-Teşrih-i Kavâid- Külliyye: Mecelle Cemiyeti âzâsı Kırımlı Abdussettar Efendi’nindir.

9-Şerhu’l-Mecelle: Humus Müftîsi Muhammed Halid el-Attâsî’nin Arapça şerhidir. Müftî Emced Ali tarafından Urduca’ya tercüme olunmuştur.

10- Gabriel Sinapian’ın Fransızca olarak kaleme aldığı Code Civil Ottoman isimli eseri de Mecelle şerhlerindendir.

Bunları okuyan garb bilginleri, İslâm hukukuna ve İslâm dînindeki sosyal bilgilerin inceliğine ve çokluğuna hayran kalmaktadırlar. Ayrıca Mecelle’nin İngilizce tercümesi de vardır.[1]

[1]Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi, 5. Cilt, MECELLE maddesi

Mecelle, 4 Ekim 1926 da yürürlükten kaldırılmıştır. İlan edilir edilmez Arapça, Urduca, Fransızca ve İngilizce dillerine çevrilmiştir. Burada verdiğimiz şerh sayısı, bazı kaynaklarda yirmiye kadar çıkmaktadır. Daha yeni gün yüzüne çıkmış bir eser için yirmi şerh yazılması eserin ehemmiyetini ortaya koymak için yeterlidir. Yüz yılı geride bırakacağımız “mecellesiz yıllar” ne yazık ki pek de verimli geçmemiştir. Aynı sene, İsviçre Medeni Kanunu’nun kabulü hayırlı sonuçlar doğurmamıştır. Mesela bir örnek vermek lazım gelirse, süt kardeşle evlenme yasağı İslam hukukunda vardır, fakat İsviçre Medeni Kanununda yoktur. Binaenaleyh Türk Medeni Kanununda da süt kardeşinizle evlenebilirsiniz. Bize giydirilen kanunlar, bizim inancımızla çelişmektedir. İsviçre’den medeni kanun, Almanya’dan ticaret kanunu, Fransa’dan idari kanun, İtalya’dan ceza kanunu bir nev’i yamalı bohça kanunlarla yüz yıldır yönetiliyoruz. Bunu önlemenin yolu da kanunlarımızı VAHYE DAYANDIRMAKTAN GEÇER. Madem ki Allah’ın mülkünde yaşıyoruz, bu mülkte mülkün sahibinin sözü geçmelidir.

Külli Kaide

Madde: 6

Kadîm Kıdemi Üzerine Terk Olunur

Kadîm: Kıdem sahibi, daha eski. Kıdem: Eskilik, öncelik

Bir şey eskiden beri ne hâlde ise o hâl üzere olmaya devam eder.

Kadîmin manası ve mahiyeti yine Mecelle’nin başka bir maddesinde şu şekilde ifade edilmiştir.”Kadîm oldur ki evvelini bilür kimesne olmaya.” (Madde:166)

Yani kadîm, bundan evvelki hâli bilen kimsenin bulunmadığı bir şeydir.

Eskiden beri devam eden mürûr (geçiş), mesil (su akıtma), mecrâ (su alma) irtifakları bu prensibe göre devam eder. Yani bir yerde bir yol varsa ve bundan evvel onun yerinde ne olduğunu bilen kimse de bulunmuyorsa, orası yol olarak devam eder. Birisi çıkıp da “Burası benim tarlamdı” diyemez. Herkesin istifade ettiği nehir, pınar ve kuyular da böyledir. Eskiden beri herkesin su aldığı bir kuyu için birisi çıkıp da “Mülkiyeti bana aittir” iddiasında bulunamaz.[2]

[2] Şimşirgil, A., & Ekinci, E. B. (2018). Ahmet Cevdet Paşa ve Mecelle’den Düsturlar, 8. Baskı, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul.