Muhtevası itibariyle Mecelle, tamamen İslam hukuk kaidelerinin yer aldığı bir kanundur. Mecelle; borçlar, eşya ve yargılama (usul) kanunlarını içermektedir. 100 külli kaide dışında 1751 maddeyi muhtevidir. Ahvâl-i şahsiyye denilen şahıs, aile ve miras hukukuna dair hükümleri ihtiva etmez. Zirâ Mecelle, daha ziyade nizamiye mahkemelerinde tatbik edilmek üzere hazırlanmıştı. Ahvâl-i şahsiyye meseleleri genellikle şer’iyye mahkemelerinin vazife sahasına giriyordu. 150 maddelik Hukuk-ı Aile Kararnamesi, Aile hukuku ile ilgili olup, 1917 yılında ilan edilmiştir. Bu kararnamenin en önemli özelliği Mecelle’nin aksine, diğer mezheplerin görüşlerine de yer vermesidir.

Mecellede ceza, vergi ve arazi hukukuna ait hükümler de bulunmamaktadır. Bunlar kendi hususi kanunlarıyla tanzim olunmuştur. Nitekim bu tarihlerde yine Ahmet Cevdet Paşa’nın gayretleriyle ceza ve arazi kanunnameleri de çıkarılmıştır.

Gönül arzu ederdi ki İslam hukukunun bütün branşlarında, Mecelle benzeri bir kanunlaşmaya gidilsin. Ama önceki haftalarda da değindiğimiz üzere, şartlar bunu mümkün kılmamıştır. Ahmet Cevdet Paşa gibi cengaver ve fedakâr devlet adamları sayesinde zor olan başarılmış ve bu bir başlangıç olarak, Mecelle ilan edilmiştir.

Ta ki Mecelle sekiz yıl civarı bir sürede, namüsait şartlarda meydana gelmiştir. Günümüz için düşünüldüğünde imkânlar ve şartlar oldukça müsaittir. Teknolojik imkânlar (internet vb.) kullanıma açıktır. Sadece bizlere gayret düşmektedir. Mecelle’den kazandığımız tecrübeyi yani bütün mezheplerden istifade etmeyi, bir disiplin içerisinde hayata geçirirsek başarılı oluruz.

Sekiz yılda 1851 maddeyi kanunlaştıran ecdadın torunları olarak ihlas ve samimiyetle, en önemlisi de Allah’ın yardımıyla İslam hukukunun bütün branşlarını kanunlaştırabiliriz. Bunun örneğini ecdad verdi, biz de verebiliriz. Bu durum, ecdadımızın torunları olan bizlere bir vasiyet olarak intikal etmiştir. Bu vasiyeti yerine getirmek, hepimizin boynunun borcudur. Bu kutsal görev; sadece Türkiye Müslümanlarının değil, Ümmetin yerine getirmesi gereken bir vazifedir ve bunun için bütün gücümüzle çalışmalıyız.

Rabbimiz bu Dini, yaşansın ve tatbik edilsin diye gönderdi. Yaşamanın ve tatbik edilmenin yolu, kanunlaşmadan geçer!

Mecelle’nin kitapları farklı tarihlerde, ayrı ayrı neşredilerek tatbikata konmuştur.

On altı kitabın isimleri ve içerisindeki madde sayısı şöyledir:

Kitabu’l-Büyu’: Alışverişle alakalı hükümler. Bir mukaddime ve yedi babdan müteşekkildir. 101’den 403.maddeye kadardır.

Kitabu’l-İcâre: Kira ve hizmet akdi ile alakalı hükümler. Bir mukaddime ile sekiz babı ihtiva eder. 404’den 611.maddeye kadardır.

Kitabu’l-Kefâle: Kefâlet ile alakalı hükümler. Bir mukaddime ile üç babdan meydana gelir. 612’den 672.maddeye kadardır.

Kitabu’l-Havâle: Havâle ile alakalı hükümler. Bir mukaddime ile iki babdır. 673.maddeden 700.maddeye kadardır.

Kitabu’r-Rehn ve Kitabu’l-Vedi’a: Rehin ve Vedi’a ile alakalı hükümler. Bir mukaddime ile dört babdır. 701.maddeden 761.maddeye kadardır.

Kitabu’l-Emânât: Emanet ile alakalı hükümler. Bir mukaddime ile üç babdır. 762.maddeden 832.maddeye kadardır.

Kitabu’l-Hibe: Bağışlama ile ilgili hükümler. Bir mukaddime ile iki babdır. 833.maddeden 882.maddeye kadardır.

Kitabu’l-Gasb ve’l-İtlâf: Başkasının malını gasp etmek veya telef etmekle alakalı hükümler. Bir mukaddime ile iki baba taksim olunmuştur. 883.maddeden 940.maddeye kadardır.

Kitabu’l-Hacr ve’l-İkrah ve’ş-Şuf’a: Tasarruftan men, zorlama ve şuf’a ile alakalı hükümler. Bir mukaddime ile üç babı ihtiva eder. 941.maddeden 1044.maddeye kadardır.

Kitabu’ş-Şirket: Ortaklıklarla alakalı hükümler. Bir mukaddime ile sekiz babdır. 1045.maddeden 1448.maddeye kadardır.

Kitabu’l-Vekâle: Vekaletle alakalı hükümlerdir. 1449.maddeden 1530.maddeye kadardır.

Kitabu’s-Sulh ve’l-İbrâ: Sulh ve ibra ile alakalı hükümlerdir. 1531.maddeden 1571.maddeye kadardır.

Kitabu’l-İkrâr: İkrarla alakalı hükümler. Diğer kitaplarda mevcut olan mukaddime kısmı bu kitapta yoktur. Dört bab üzerine tedvin edilmiştir.1572.maddeden 1612.maddeye kadardır.

Kitabu’d-Da’va: Dava açma ve davaların görülmesi ile alakalı hükümler. Bir mukaddime ve iki babdır. 1613.maddeden 1675.maddeye kadardır.

Kitabu’l-Beyyinât ve’t-Tahlif: Deliller ve yeminlerle alakalı hükümler. Bir mukaddime ile dört babdır. 1676.maddeden 1783.maddeye kadardır.

Kitabu’l-Kazâ: Muhakeme ile alakalı hükümler. Bir mukaddime dört babı ihtiva eder. 1784.maddeden 1851.maddeye kadardır.

KÜLLİ KAİDE

MADDE: 4

ŞEKK İLE YAKÎN ZÂİL OLMAZ

Şekk: Şüphe, Yakîn:Kat’i olarak bilinen şey, Zâil: Zeval bulmuş, yok olmuş

Kat’i olarak bilinen bir husus, şüphe ile bozulamaz. Abdest aldığını iyi bilen bir kimse, sonradan bu abdestin bozulduğunda şüphe etse, abdestli kabul edilir.

Bir kimse bir başkasını tüm alacaklarından ibrâ etse, (yani mesela “Hakkımı helal ettim” dese) sonra da tarihsiz olarak bu kimseden bir alacağı olduğunu söylese, bu talebi dinlenmez. Çünkü ibrâ, yakîn (kat’iyyet), alacak ise şekk (şüphe) taşır. Ancak alacağı ibrâdan sonraki bir tarihe ait ise, bunu talep edebilir.

Temiz olup olmadığı bilinmeyen su, temiz kabul edilir. Çünkü suyun aslı temizdir; necis olması ise şüphelidir.

Kazancının bir kısmı gayrimeşru olan kimsenin verdiği malın, gayrimeşru yollardan geldiği yakinen bilinmediği zaman, bu malını satın almak ve yemek câizdir.

Belki birisinin mülküdür diye av et yememek veya ehl-i kitap olmayan birisi kesmiştir diyerek kasaptan et almamak; belki sahibi ölüp varisine geçmiştir diyerek âriyet aldığı evden çıkmak vesvesedir. Bu şüpheleri gösterecek bir nişan, bir alâmet olmadıkça ehemmiyet vermemelidir. Şüpheli şeylerden kaçınmakta herkesin hâli bir değildir. Sıradan insanlarla, yüksek hasletli kimselerin kaçınacağı şüpheli şeyler aynı değildir. Nitekim, Kûfe şehrinin köylerini haydutlar basıp, koyunları kaçırmışlardı. İmam Ebû Hanife, bu çalınan koyunlar şehirde kesilip, halka satılabilir düşüncesi ile, o günden beri yedi sene, Kûfe’de koyun eti alıp yemedi. Çünkü, bir koyunun en çok yedi yıl yaşayacağını öğrenmişti.

Hadis-i şerifte, “Helal bellidir.Haram bellidir. Arasında şüpheli şeyler vardır. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.”buyuruldu. Şüpheli şeylerden kaçınmaya verâ denir.

Fitne çıkaranlara silah satmak, tahrimen mekruhtur. Gayrimüslime işçi olarak çalışmak câiz ama, uşaklık yapmak mekruhtur. Müslümanın kilise tamirinde çalışması câizdir; ama tayyib (hoş) bir kazanç değildir.

Bir kimsenin tanımadığı, âdil veya zâlim olduğunu bilmediği kimselerle alışveriş yapması câiz ise de, bunları araştırdıktan sonra alışveriş yapması verâ olur. Malı helâl ve haramla karışmış olan kimseden bir şey almak câiz ise de, almamak verâdır. Misaller için bkz[1].

[1] Şimşirgil, A., & Ekinci, E. B. (2018). Ahmet Cevdet Paşa ve Mecelle’den Düsturlar, 8. Baskı, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul.