Değerli Milli Gazete okurları! Muharrem ayının ilk haftasından itibaren Mecelle’nin 100 Külli Kaidesi’ni her hafta bir adet olmak üzere toplam yüz hafta siz okurlarımızın ilgisine ve bilgisine sunmak istiyoruz. Hicri 1448 yılının ilk günü olan bugünden itibaren her hafta Salı günü, İslam Hukuku alanına katkı sağlayacak olan makalelerimizi neşretmeyi hedefliyoruz.
Mecelle
Mecelle-i Ahkâmı Adliyye 16 bölümden müteşekkil, toplam 1851 maddedir. İlk maddesi fıkhın tarifine yöneliktir. Daha sonraki 99 maddede ise İslam hukukunun bir nevi ruhunu yansıtan “külli kaide”lere yer verilmiştir. Mecelle, tedvininden bu yana İslam hukukçuları tarafından büyük ihtimam görmüştür. Farklı dillere çevrilmiş ve üzerine onlarca şerh yazılmıştır. Bu şerhler günümüzde hâlâ devam etmektedir. Mecelle, 57 yıl Osmanlıda hüküm ferma olmuş, daha sonra 1926 yılında yürürlükten kaldırılmıştır.
Biz de siz değerli okuyucularımızla beraber şimdilik, “külli kaide”leri zihnimizde canlı tutmak, hem de ecdada saygı sadedinde kadirşinaslık yapmak istiyoruz. İleriki maddelerimizde hem külli kaidelerden hem de Mecellenin kalan 1751 maddesinden ana hatlarıyla bahsetmek istiyoruz. Niyetimiz, külli kaideler olarak bir başlangıç olacak… Bu minvalde Kuyucaklızâde Mehmet Âtıf Efendi’nin Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye Külli Kaîdeler Şerhi eseriyle (İstanbul 1311-1318), Av. Yaşar Güçlü’nün Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye adlı eserlerinden derleyerek İslam Hukuku’nun Hukuk Felsefesi’ni sizlere arz etmeyi umuyoruz.
Çalışmamız te’lif değil, derlemedir. Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.
100 KÜLLİ KAİDE
Madde 1: İLM-İ FIKIH MESÂİL-İ ŞER’İYYEYİ ‘AMELİYYEYİ BİLMEKTİR.
Mecelle’nin birinci maddesini oluşturan bu cümleyi gençlerimizin daha rahat anlayabilmesi için şu şekilde ifade edebiliriz: “Fıkıh ilmi, İslam dininin uygulamaya (davranışlara) yönelik hukuki hükümlerini bilmektir.”
İlm-i Fıkıh gibi bir fennin ismi olan ilim, üç manaya gelir. Birincisi o fennin meselelerini idrak etmek, ikincisi meselelerin kendisi ve kaideler manasına, üçüncüsü mesâil ve kavaidi idrakin tekerrüründen hâsıl olan meleke manasına ıtlak olunur.
Mesail, meselenin çoğuludur. Mesele bir matluba denir ki onu ispat için mensup olduğu fende ona delil ikame olunur.
Şer’iyye, şer’a mensup demektir ki şer’den alınmış, kanun koyucunun hitabına bağlı olan ve “ameliyye” amele mensup manasında olup amelin nasıl olacağı ile alakalı hükümlerden ibarettir.
Şer’i Hükümler iki kısımdır. Birincisi amele, ikincisi itikada taalluk eder. Bunlardan birincisine ahkâm-ı fer’iyyey-i ameliyye, ikincisine ahkâm-ı asliye ve itikadiye denir.
Birincisine Fıkıh, ikincisine İlm-i Tevhîd ismi verilir.