
Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul cinayetler bürosunda zamanaşımına uğramamış yaklaşık 680 dosyanın incelendiğini, bugüne kadar 28 dosyanın aydınlatıldığını açıkladı.
Bakan Gürlek, Uğur Mumcu, Çetin Emeç ve Bahriye Üçok dosyalarının da yeniden ele alındığını söyledi.
Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı ve benzeri suikastların failleri bugüne kadar bulunamadı.
***
Faili meçhul cinayetlerden gazeteci-yazar Uğur Mumcu Ankara Çankaya’daki evinin önünde (24 Ocak 1993’te) bombalı suikasta kurban gitti.
Bu süreçte bazı gelişmeleri hatırlayacak olursak;
* Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Savcısı Ülkü Coşkun’un, Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’ya, "Bu işi devlet yapmıştır, siyasi iktidar isterse çözülür!" dediği ileri sürüldü.
* "Bu iş onur meselemizdir. Mumcu’nun katilleri yakalanacak!" diyen ama arkasını bir türlü getiremeyen dönemin Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü’nün bu demecini de hatırlıyoruz…
* Güldal Mumcu’nun, “Bu işin arkasındakileri ortaya çıkarın, tuğlayı çekin” dediği, bu talebe karşı dönemin Emniyet Genel Müdürü’nün, “Yapamam, tuğla çekilirse duvar yıkılır, biz de altında kalırız” ifadesini kullandığı yazıldı, konuşuldu, tartışıldı…
***
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM), Ersönmez Yarbay’ın başkanlığında kurulan Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonu…
Komisyonda konuşulanlar, komisyon raporunun ayrıntıları… O günlerde gazete manşetlerine konu oldu.
Bunların tümü hafızalarda… Aradan bunca yıl/yıllar geçti…
Ama şu soru hâlâ belleklerde; Gerçekte Uğur Mumcu’yu kim/kimler öldürdü? Mumcu’nun gerçek katilleri yakalanabildi mi?
Mumcu’nun öldürülmesinin ardından Ankara’da 500 bin kişinin iştirak ettiği ve “Türkiye laiktir laik kalacak!” sloganlarının hedefine konulanların o günlerde girdikleri sıkıntı ve girdap kimlerin hanesine ne olarak yazıldı, acaba!
Kuşku yok; topluma korku, yeis, ümitsizlik, nifak tohumları saçmak, tarafları birbirinden uzaklaştırmak, kutuplaştırmak, ötekileştirmek, uzlaşmayı sıfırlamaktı, belli başlı amaç...

MERHUM ŞEVKET KAZAN’IN AÇIKLADIĞI BELGE!
Gazeteci-yazar Uğur Mumcu 24 Ocak 1993 tarihinde öldürüldü.
Bundan kısa bir süre sonra 9 Şubat 1993’te dönemin Refah Partisi Genel Başkan Yardımcılarından merhum Şevket Kazan TBMM’de basın toplantısı yaparak bu suikasta ilişkin ilginç bir belge açıkladı.
Dönemin MİT Müsteşarı Sönmez Köksal her ne kadar belgeyi yalanlayıp “yok böyle bir şey!” dese de yetkili makamlar bu iddiaların üzerine yeteri kadar gitti mi, acaba?
Hafızaları tazelemek açısından; merhum Şevket Kazan’ın Meclis’te açıkladığı o belge işte bu belge;
“T.C. Başbakanlık
Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı
Ankara, 02 Şubat 1993
Sayı: 01.786.8879/435
Konu: Uğur Mumcu
Başbakanlık Makamına
ABD’nin güvenliğini ve hayat çıkarlarını yakından ilgilendiren Türkiye’nin gerekli yerlerinde kuvvet bulundurmak ve bu maksatla, Orta Doğu’yu kontrol altına alıp, Türkiye’nin dine dayalı bir yönetim altına girmesini önlemek maksadıyla;
ABD Haberalma Servisi CIA denetiminde, İsrail Kabine görevlisi HAİM-BAR LEV kontrolünde, İsrail "GADNA" birliklerinde eğitim gören altı kişilik özel tim, ‘Hayfa’ deniz üssünden botla Türkiye’ye giriş yapmışlardır.
Mezkûr timin ülkemizdeki görevleri teşkilatımızın değerli haber kaynaklarından gazeteci Uğur Mumcu ve Mehmet Ali Birand’ı öldürmektir.
Gazeteci Uğur Mumcu’yu öldüren tim elemanları ikinci görevleri olan Mehmet Ali Birand’ı öldürmek için ülkemizden çıkış yapmışlardır.
Tim elemanları yaptığımız istihbarat neticesinde İsrail Hükümeti’nin Ankara Temsilciliği’nde kaldıkları tespit edilmiştir.
Arz ederim.
Sönmez Köksal
Müsteşar”
Bu belge bugüne kadar gazetelerde yazıldı, TV’lerde konu oldu.
SUİKASTTA MOSSAD PARMAĞI!
1990'lı yıllardaki seri cinayetlerde MOSSAD parmağı olduğunu ilk kez gündeme taşıyan emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş…
Karakuş da Mumcu cinayetine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştu.
Dosyaların yıllar sonra açılmasının tarihi bir adım olduğunu vurguladı Karakuş. Ve yetkili makamlarca çağrılması halinde bilgilerini paylaşmaya hazır olduğunu belirtti.
Peki, emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş gazeteci-yazar Uğur Mumcu suikastıyla alakalı neler söyledi;
* "Benim edindiğim bilgiler, Uğur Mumcu ve diğer aydınların şehit edilmesinde MOSSAD parmağının olduğu yönünde.”
*“O gün yaşanan ve bir biçimde karanlıkta kalan şeyler cesur bir araştırma ile gün yüzüne çıkabilir.”
*“Mesela Esenboğa’da o günlerde yaşanan hareketlilik ve karartmalar bu noktada çok önemli.”
*“Saldırı öncesi Türkiye’ye gelen MOSSAD ajanlarının buradaki faaliyetleri ve olay sonrası Tel Aviv uçağına binen ekiple ilgili bilgiler hâlen faili meçhul niteliği taşıyan ve bana göre faili belli suikastların çözümünde kilit rol oynayacak.”
*“Hiçbir şey için geç değil. Tetikçiye değil bizim o tetiği çektirenlere odaklanmamız lazım."
Erdoğan bu bilgileri Mumcu ailesine de anlatmış…
***
Şunu da ifade edelim;
Uğur Mumcu suikastına ilişkin görülen davada mahkeme, emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş'un tanık olarak dinlenmesine ve Ceyhan Mumcu'nun davaya katılma talebinin kabulüne karar verdi...

1128 YAHUDİ İŞGALCİDEN MESCİD-İ AKSA’YA BASKIN!
Geçtiğimiz ay…
Temmuz ayının son haftasında…
İşgal güçleri ve Siyonist özel kuvvetler himayesinde Mescid-i Aksa’ya düzenlenen baskınlara 1128 Yahudi işgalci katıldı.
İşgalciler Mescid-i Aksa’yı zaman ve mekân olarak Müslümanlar ve Yahudiler arasında ikiye bölmeyi amaçlıyor.
Mescid-i Aksa’nın mevcut yasal statüsüne ve tarihi konumuna aykırı bir şekilde Yahudilere ayin için belli bir alanı ve zaman dilimini tahsis etmeyi hedefliyor.
İşgalcilerin Mescid-i Aksa’yı emrivaki yoluyla Yahudileştirme girişimlerine karşı Kudüs’te yaşayan Filistinliler de kalabalık gruplar halinde Mescid-i Aksa’da namaz kılma ve baskınlara karşı nöbet tutma çağrıları yapıyorlar.
***
İslami Direniş Hareketi (HAMAS) liderlerinden Macid Ebu Katiş’e göre, Yahudi işgalcilerin Mescid-i Aksa’ya düzenledikleri baskınların ve avlusunda yaptıkları taşkınlıklar, fanatik işgal rejimi hükümeti himayesinde gerçekleşiyor.
Ebu Katiş, Mescid-i Aksa’yı savunmak ve Yahudileştirme planlarını bozmak için Mescid-i Aksa’da nöbet tutma çağrısında bulundu.