Amerika cumhurbaşkanına veya Vatikan papasına, “Allah kaç?” diye sorsanız, “üç” diye cevap verir.

Rus devlet başkanına aynı soruyu yöneltseniz “hiç” diye cevap verir.

İslam’da orta yol, İhlâs Süresi’nde: “De ki: O Allah birdir. Allah Samed'dir. (Her şey O’na muhtaç, O hiçbir şeye muhtaç değildir) O doğurmadı, doğurulmadı. Hiçbir şey O’nun dengi olmadı” buyurulduğu gibidir.

Dünyadaki altı milyar insanın ihtiyacını karşılayacak parayı kasasında saklayan iki yüz tane kapitalistin, dokuz günlük yiyeceğini bir günde yiyerek çıkardığı geğirti ile,

Kapitalistlere hizmet eden ve bir günlük yemek, dokuz gün yeter diyerek karın gurultusuyla toplumu rahatsız edenlere karşı,

Acıkmadan sofraya oturmamak, dünyadaki helal rızklardan kendisi israf etmeden yediği gibi, ihtiyaç sahiplerine vermek, işçisine yediğinden yedirmek, giydiğinden giydirmektir orta yol.

Vatikan papası ve bütün Katolik papazları ve rahibeleri gibi bekarlığı fazilet sayanlara, binlerce kadınla birlikte olduğunu televizyonlardan açıklayarak rezalet sergileyenlere karşı, nikâhlı eşiyle mutlu olmaktır orta yol.

Zalimin biri mazlumun birine tokat vurduğunda, öbür yüzünü de çevirenlere karşı olup, zalimin elinden tutmak, mazlumu korumaktır orta yol.

Eşine karşı kazak erkek değil, kılıbık da değil, kalbi ılık olmaktır orta yol.

Kendini kocasının işçisi veya aşçısı gibi görmek veya kimyasal birleşimi sağlamak için bir evde/laboratuvarda bir arada yaşamak mecburiyetinde hissetmek veya kocasını yolunacak kaz gibi görmek yerine onu hayat arkadaşı görmektir orta yol.

Pire için yorgan yakanlara, hayvan hakları adına pire için yorganı yatak yapanlara karşı yorganı temiz tutmaktır orta yol.

“11 Eylül’de New York’ta beni vurdular” diye Afganistan’da dünyadan habersiz, Amerika’nın haritada yerini bulamayan suçsuz halkı öldürmek suretiyle içinin soğuyacağına inananlara karşı, Mekke’nin fethi günü kan akıtmadan Mekke’yi fethetmek, kendisini yerinden yurdundan çıkaran katilleri, kâfirleri affetmektir orta yol.

Peyniri şişeye koyup dışından yalayarak ekmeğine katık yapan, yemeyen yedirmeyen cimrilere, çocuğunun düğününde milyarlarca içki tüketen, saçıp savuranlara karşı, helâlinden yiyip içmek, israf etmemek, çevresiyle paylaşmasını bilmek ve “Afiyet olsun yârim, sen yedikçe ben doydum” demektir orta yol.

“Yönümüzü batıya mı dönelim, yoksa doğuya mı dönelim” diyen ve bu uğurda milleti kamplara ayıran, kendi yanında olamayanları hainlikle suçlayanlara karşı “Doğu da batı da Allah’ındır” (Bakara 142) deyip dünyadaki bütün insanları Allah için kucaklamanın adıdır orta yol.

Rabbimiz bizi orta ümmet kıldığını, bizim dünyanın denge unsuru olmamız gerektiğini Bakara Süresi’nin 143’üncü ayetinde şöyle buyurmuş:

وَكَذَلِكَ جَعَلْنَاكُمْ أُمَّةً وَسَطًا لِتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهِيدًا وَمَا جَعَلْنَا الْقِبْلَةَ الَّتِي كُنْتَ عَلَيْهَا إِلَّا لِنَعْلَمَ مَنْ يَتَّبِعُ الرَّسُولَ مِمَّنْ يَنْقَلِبُ عَلَى عَقِبَيْهِ وَإِنْ كَانَتْ لَكَبِيرَةً إِلَّا عَلَى الَّذِينَ هَدَى اللَّهُ وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيُضِيعَ إِيمَانَكُمْ إِنَّ اللَّهَ بِالنَّاسِ لَرَءُوفٌ رَحِيمٌ

“Böylece sizi insanlara karşı (her türlü aşırılıktan uzak) orta (yolu izleyen, adil) bir ümmet kıldık ki, insanlara karşı (doğruluğun) şahitleri olasınız ve Rasül de size şahit olsun. Sen'in üzerinde bulunduğun Kâbe'yi kıble yapmamız, Rasül’e uyanlarla iki topuğu üzerine geri dönenleri ayırt etmek içindir. Şüphesiz bu büyük (bir olay)'tür. Ancak Allah'ın kendilerini doğru yola ilettiği kişilere (büyük ve ağır) değildir. Allah, imanınızı boşa çıkarmaz. Şüphesiz Allah, insanlara şefkat eden ve esirgeyendir.”

Sevgili Peygamberimiz de:

خَيْرُ الأُمُورِ أَوْسَاطُهَا

“İşlerin en hayırlısı, orta olanlarıdır” buyurmuş. (Beyheki, Süneni Kübra, 3/373, hadis 5897, Beyhaki, Şuab-ül Îman 3/402, İbn-i ebi Şeybe, Musannef 13/479, hadis 36276 ve 36331)