Ortaokul sıralarında okumuştum Kafkas Kartalı Şeyh Şamil’in hayatını…
Yazarını tam hatırlayamadım, zira çok sayıda yazarın Şeyh Şamil’in hayatını ve Rus işgalcilere karşı müthiş mücadelesini yazdığını biliyoruz.
Kafkas Kartalı Şeyh Şamil'in Rus işgaline karşı verdiği efsanevi mücadele…
Kitaptaki bir sahne beni oldukça etkilemişti…
Kafkasya ve Anadolu halk kültüründe Şeyh Şamil'in gösterdiği kerametleri ve askeri dehasını anlatmak için sıkça yâd edilir, bu sahne…
Hatırımda kaldığı kadarıyla anlatmam gerekirse…
Kitapta okuduğum ve o sahnenin yaygın olarak anlatılan özeti şöyleydi;
Şeyh Şamil ve az sayıdaki müridinin, Kafkasya’nın sarp dağlarında (bazı anlatılarda Gimri veya Ahulgo’da) etrafı tamamen Rus işgal ordusu tarafından sarılmıştı…
Elbette o bölge Dağıstan’dı… Dağıstan, çok yüksek dağları ile bilinir…
Şeyh Şamil ve müritleri, işgalcilere karşı savaşırken, bir uçuruma gelip dayanmışlardı…
Bir şekilde derin uçurumla Rus işgalciler arasında sıkıştılar…
Beşeri yolların tükendiği o anda Şeyh Şamil Allah'a (CC) sığınarak dua etti…
İşte o esnada Rus işgalcilerin şaşkın bakışları arasında bir vakıa yaşanır;
İki dağın veya uçurumun arasında, insan gözünün inanamayacağı şekilde yeşil bir ip (veya nurdan bir köprü) belirir…
Şeyh Şamil ve geride kalan mücahitleri, Rus askerlerinin hayret dolu bakışları arasında bu yeşil ipin üzerinden yürüyerek karşı dağa geçerler ve mutlak bir ölümden ya da esir düşmekten kurtulurlar.
Bu gerçekler, Şeyh Şamil'in sadece askeri bir lider değil, aynı zamanda Nakşibendi tarikatına bağlı manevi bir veli olmasının bir sonucu idi…
***
Rus işgalcilere yönelik destansı bir mücadele veren, mücahede eden Şeyh Şamil…
Nakşi idi…
Kuzey Kafkasya halklarının siyasi ve dini önderiydi…
Şeyh Şamil, Dağıstan'ın Gimri köyünde 1797'de dünyaya geldi.
Şeyh Şamil, arkadaşları ile ilim öğrenmek için Irak'a giderek, Türkiye'de "Mevlana Halid-i Bağdadi" olarak bilinen Nakşibendi Şeyhi Mevlana Halid-i Şehrezori'den tefsir, hadis, fıkıh, tasavvuf gibi dini ilimler ile edebiyat, tarih ve fen bilgilerini öğrendi.
Şehrezori, talebesi Şeyh Şamil'e halifelik de vererek, onu Kafkasya'ya gönderdi.
Şamil, Çarlık Rusya’sının, Kafkasya'daki Müslüman milletleri esaret altına alma politikasına karşı Kafkasya'nın özgürlüğü için mücadele verenlere katıldı.
Nakşibendi-Halidi Şeyhi İsmail Şirvani'ye bağlanarak hilafet aldıktan sonra 1823'te Dağıstan'a dönen Şeyh Şamil'in arkadaşı Molla Muhammed, 1829'da Gazavat hareketinin liderliğine seçildi.
Molla Muhammed, Müslüman Kafkasya halklarını Ruslara karşı cihada davet eden bir bildiri yayımlayarak harekete geçti.
***
Şeyh Şamil, "imam" ve "gazi" ünvanlarıyla anılan Molla Muhammed'in en önemli yardımcısı oldu.
Molla Muhammed, 20 Kasım 1832'de Ruslarla yapılan savaşta şehit düşerken, Şeyh Şamil ağır yaralı kurtuldu.
Ruslar, bu olaydan sonra Dağıstan'da direniş hareketinin sona erdiğini düşünürken, Molla Muhammed'in yerine imam seçilen Hamza Bey (Hamzat Bek) mücadeleyi sürdürdü.
***
Hamza Bey'in 19 Eylül 1834'te bir suikast sonucunda öldürülmesinin ardından Şeyh Şamil, Avar uleması ve ileri gelenleri tarafından imam seçildi.
Kafkasya'daki halklar, Şamil'i lider seçerek, düzenli bir ordu kurulmasını sağladı.
Şeyh Şamil, imamlık yaptığı 1834'ten 1859 yılına kadar, Çarlık Rusya’sının askeri gücünün çokluğu ve ellerindeki imkânlara rağmen kurduğu düzenli orduyla uzun süre destansı bir mücadele sürdürdü.
***
Önceki gün, Libya’da sergilediği direnişle dünya çapında tanınan Ömer Muhtar’ın (16 Eylül 1931) işgalci İtalya güçleri tarafından idam edilmesinin sene-i devriyesi idi…
Şeyh Şamil de…
Ömer Muhtar da…
Ülkelerini, vatanlarını, topraklarını korumak ve savunmak için işgalcilere karşı destansı bir mücadele verdi…
Şeyh Şamil, Rus işgalcilere karşı…
Ömer Muhtar, İtalyan işgalcilere karşı…
***
Şunu da unutmadan…
Yukarıda zikrettiğim her iki millet de…
Ruslar da… İtalyanlar da…
Ülkemizi de işgal etmek için vatan topraklarımıza göz diken…
Göz dikmekle kalmayıp habis çizmeleri ile bu kutsal toprakları kirletmeye kalkışan milletlerdi…
Şunu da hiç unutmadan bu bölümü kapatalım;
- Küfür tek millettir!

ÖMER MUHTAR’IN ŞEHADETİ!
Şehit Ömer Muhtar (Çöl Aslanı)…
Önceki gün şehadetinin sene-i devriyesi idi…
Önce bir soru; Libya nasıl parçalandı?
Bir soru daha; Libya, nasıl parça parçalara ayrıldı, lokmalara nasıl bölündü?
Hepsinden öte, neredeyse yarım asır boyunca -şöyle ya da böyle- ülkeyi idare eden Muammer Kaddafi, kendi ülkesinde nasıl linç edilerek öldürüldü?
O Kaddafi ki, tüm dünya baronları Kıbrıs Barış Harekâtı dolayısıyla ülkemize ambargo koymuşken, kendi sırtında füzeleri taşıyarak ülkemize gönderdi. “İstediğiniz kadar size akaryakıt…” dedi.
***
Libya demişken… Ömer Muhtar demişken…
Tam da yeri gelmişken sizlere bir gözlükten bahsetmek istiyorum…
Ömer Muhtar’ın şehadeti sırasında yere düşen o gözlük…
“Çöl Aslanı Ömer Muhtar” filmini izlemediyseniz mutlaka izleyin derim!
Libya’da sergilediği direnişle dünya çapında tanınan Ömer Muhtar’ın 16 Eylül 1931’de işgalci İtalya güçleri tarafından idam edilmesi…
“Çöl Aslanı Ömer Muhtar” filmini kimin finanse ettiğini biliyor musunuz; kendi ülkesi halkı tarafından linç edilerek öldürülen, Libya lideri Muammer el-Kaddafi…
Evet, hemen hepimizin yine yine izlediği, izlemesi gerektiği “Çöl Aslanı Ömer Muhtar” filmini, işte linç edilerek katledilen o Muammer Kaddafi finanse etti.
Filmde Ömer Muhtar’ı, Oscar ödüllü oyuncu Anthony Quinn canlandırıyor.
Ben en az 6-7 kez izlemişimdir. Tıpkı “Çağrı” gibi…
Tıpkı “Çağrı” gibi “Çöl Aslanı Ömer Muhtar” filmi de Mustafa Akkad’a ait.
***
Filmdeki o sahneyi bir kez daha hatırlayalım…
Ömer Muhtar’ın idam sahnesi…
Darağacına giderken Kur’an-ı Kerim okuyan Ömer Muhtar’ın gözlüğü, şehadeti esnasında yere düşüyor.
6 yaşında küçük bir çocuk olan Ali, kalabalıkları yarıp koşarak Ömer Muhtar’ın yere düşen gözlüğünü alıyor…
Dedim ya, filmi en az 6-7 kere izledim ama belleğimin en derinliklerinde kalan sahne işte bu sahne oldu!
Siz de izlediğinizde belleğinizde kalan sahnelerden biri eminim ki bu sahne olacaktır!

İŞGAL REJİMİ ZİNDANLARINDA 328 ŞEHİT!
1967 yılından bu yana işgal rejimi zindanlarında 328 Filistinli şehit oldu.
Son olarak Mutez El-Etraş, işgal rejimi zindanlarında şehit oldu…
El-Halil kentinde mukim Filistinli Mutez Nizam El-Etraş Ebu Sinine, yaklaşık bir yıldır hapisti.
İşgalcilerin hapsettiği Filistinliler, işkenceye ve kötü muameleye maruz kalıyor, aç bırakılıyor, sağlık hizmetlerinden mahrum ediliyor.
Filistinli Mutez Nizam El-Etraş Ebu Sinine’nin şehadeti ile ilgili uluslararası soruşturma talep ediliyor ama kimin umurunda!
