Soykırımcı, Siyonist, bir terör organizasyonu olan İsrail…
* Tüm dünyanın gözü önünde on binlerce bebeği katletti Gazze’de Filistin’de…
* Tüm dünyanın gözü önünde on binlerce çocuğu katletti Gazze’de Filistin’de…
* Tüm dünyanın gözü önünde on binlerce kadını katletti Gazze’de Filistin’de…
* Tüm dünyanın gözü önünde on binlerce genci katletti Gazze’de Filistin’de…
* Tüm dünyanın gözü önünde on binlerce yaşlıyı katletti Gazze’de Filistin’de…
* Tüm dünyanın gözü önünde Gazze’de Filistin’de taş üzerinde taş, omuz üzerinde baş bırakmadı, bu soykırımcı, Siyonist, bir terör organizasyonu olan İsrail…
* Tüm dünyanın gözü önünde bombalanan Gazze tam bir taş yığınına döndü!
* Tüm dünyanın gözü önünde derken, TV’ler 24 saat canlı olarak bu soykırımı ekranlarından yansıttılar…
* Ve TV’ler, gazeteler, dünyanın en ileri bu soykırımını izleyenlerine, okurlarına ilettiler diye, bu soykırımcılar 300’e yakın gazeteciyi, televizyoncuyu ve muhabiri, medya çalışanını sahada katletti…
* Ve dahası, bu soykırımcılar ambülansları bombaladılar, sağlık çalışanlarını katlettiler…
* Ve dahası bu soykırımcılar bombaların altında biçare kalan Gazze halkına yarım götüren, bir parça ekmek ulaştırmaya çalışan sivil toplum örgütlerine ait araçları bombaladılar, yardım götürenleri katlettiler…
* Ve bu soykırımcı, Siyonist, bir terör organizasyonu olan İsrail ve başındaki bebek katili Netanyahu, bu eylemlerinden dolayı Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından “resmen soykırımcı” ilan edildi.
“Yahu, bundan daha ötesi var mı” diyeceksiniz…
Var! Bunlar hem soykırımcı, hem Siyonist aynı zamanda da tahammülsüzler…
Nasıl mı? Bunu da anlatalım…
HEM SUÇLU HEM GÜÇLÜ!
Hem suçlular hem güçlüler…
İkisi bir arada olur mu?
Bugüne kadar kanun, yasa tanımıyorsanız, verilen kararların hiçbirine uymuyorsanız hem suçlu hem de güçlü olursunuz!
Tıpkı, soykırımcı İsrail gibi…
***
Malum bir belgesel yayınlandı.
Belgeselin adı, “NAZA”…
Yuval Abraham ve Rachel Szor tarafından hazırlanan 80 dakikalık belgesel…
Belgesel ne anlatıyor?
Soykırımcı İsrail ordusu ile istihbarat birimlerinde görev yapmış 24 kişinin anlatımlarına dayanıyor, belgesel.
Belgeselde, Gazze’deki bombardımanlarda kullanılan yapay zekâ destekli hedef belirleme sistemleri ve sivil ölümlerine ilişkin çarpıcı iddialar gündeme getiriliyor.
Belgeselin yönetmenleri Yuval Abraham ve Rachel Szor, belgeseli, İsrailliler olarak kendi ülkelerinin sorumluluğunda gerçekleşen kitlesel sivil ölümlerini araştırma yükümlülüğüyle hazırladıklarını ifade ettiler.
“NAZA”, 83. Venedik Uluslararası Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü. Festival yönetimi, ödülü ve filmin yönetmenlerini resmî sonuç listesinde doğruladı.
***
Filmin uluslararası alanda ödüllendirilmesinin hemen ardından İsrailli yönetmenler “hain” ilan edildi…
Soykırımcı İsrail Kültür Bakanı Miki Zohar, “NAZA” belgeselinin İsrailli yönetmenleri Yuval Abraham ve Rachel Szor’u “vatana ihanetle” suçladı… Miki Zohar, belgeselin yönetmenleri Yuval Abraham ve Rachel Szor’un İsrail vatandaşlığından çıkarılması için harekete geçeceğini açıkladı.
***
İşte suçluluk psikolojisi ve tahammülsüzlük tam olarak budur…
BİZE İNCE MEMED EFSANELERİ LAZIM!
“İnce Memed Destanı…
Yaşar Kemal'in gerçek adıyla Kemal Sadık Gökçeli'nin en çok bilinen ve okunan romanlarından biridir İnce Memed. İnce Memed romanı, Çukurova'nın toprak sevdasına düşmüş ağalarına karşı direnen bir genç olan Memed'i konu alır. Yiğit, dürüst ve erdemli davranışları olan Memed'in çağın derebeyleri olan toprak ağalarına karşı verdiği mücadele yerel halk tarafından da benimsenir. Memed'in yiğitliği ağalığı yıkar, ama tek başına ağalığı yıkan onun yiğitliği değildir. İnce Memed ismi halk arasında dilden dile dolaşır, efsanevi hikâyelere kahraman olur.
Memed'in cesaretinden önce efsaneleşen İnce Memed adı ağaları titretir. Ama unutmayalım: Memed kaçar da, ürker de, yalnız kalır da. Onu efsane yapan yalnızca silahı değil; korktuğu halde dönüşüdür.
***
Çağımızın Derebeyleri: Emperyalist Güçler…
İnce Memed'deki ağaların gücü ezdikleri köylünün sayısı ve hükmettikleri toprağın büyüklüğüne bağlıydı. Şimdi basit bir benzetme yapalım; emperyalist devletler güçlerini sömürdükleri toprağın çokluğundan ve köleleştirdikleri yerel halklardan almaktadır.
Çağımızın emperyalist güçleri ile İnce Memed romanındaki toprak ağalarının amaçları ve metotları neredeyse birbirinin aynısı. Bu iki dönemin arasındaki farklar teknoloji ve alan farkından öteye gitmiyor.
***
Çağımızın İnce Memed'leri…
İnce Memed, ağalarla olan savaşını uğradığı zulme karşı, köylüsünün hakları ve sevdiklerinin mutluluğu uğruna vermişti. İnce Memed'i İnce Memed yapan da buydu: haksızlığa ve zalimliğe karşı mücadele!
Çağımızın toprak ağası konumundaki İsrail ve onunla mücadele eden İnce Memed'ler var bu dünyada. Ama biz bu İnce Memed'leri ne kadar tanıyoruz? Hikâyelerini, mücadelelerini ve erdemli kişiliklerini ne kadar anlatıyor veya anlıyoruz?
Kaçımız Gazze'li şair, yazar ve akademisyen Refaat Alareer'i tanıyoruz? Savaşın ortasında "If I must die" (Ölmek zorundaysam) şiirini yazan, ölümünden haftalar önce sosyal medyada çocuklarının fotoğraflarını paylaşıp "Onları görüyor musunuz?" diye soran o adamı?
Memed'in şair yüzüydü o; kelimeleriyle yaralılara koştu.
Kaçımız Gazze'nin mülteci kampından çıkıp hem direnişin bayrağını hem diplomasi masasındaki onuru bir arada taşıyan İsmail Haniye'yi anlıyor ve anlatıyoruz?
Peki ya Razan en-Neccar? Yirmi bir yaşında, Han Yunus'ta, beyaz önlüğüyle yaralılara koşan o genç kadın. "Ben buraya insanları kurtarmak için geldim," dedi. Yaralı birine yetişirken göğsünden vuruldu.
Memed'in kadın yüzüydü; önlüğü silahıydı.
Ya Shireen Ebu Akleh? Yirmi beş yıl boyunca Cenin kampını, ev yıkımlarını, operasyonları anlattı. Kudüs doğumlu, kafasından vurularak öldürüldü. Cenazesinde bile tabutuna saldırdılar.
Memed'in mikrofonu silahıydı; susturulamadı.
Ya Ahed Tamimi? On altı yaşında bir İsrail askerine tokat attı diye tutuklandı, sekiz ay hapiste kaldı. Şimdi özgür ama hâlâ toprağında, hâlâ direniyor.
Memed'in genç, hâlâ yaşayan yüzü.
Ve Vail ed-Dahduh. El Cezire muhabiri. Eşini, oğullarını, torununu İsrail saldırılarında kaybetti; ama mikrofonu elinden bırakmadı. Gazze'nin en acılı sesi olmayı sürdürüyor.
Memed'in hâlâ nefes alan, hâlâ anlatan halidir o.
Bunlar sadece vatanları için değil, bütün ezilenler için, bütün insanlık için mücadele ediyorlar. Biz bu isimleri anlarsak, anlatırsak, bu isimlerin mücadelelerini cihana bağıra bağıra anlatırsak işte o zaman ağalık da biter, derebeylik de... Emperyalist düzen yıkılır, bu düzende yönetilen devletler de...
İnce Memed uğruna savaştığı insanlar tarafından desteklendi, anlaşıldı ve anlatıldı.
Peki, biz çağımızın İnce Memed'lerine hak ettikleri değeri gösteriyor, anlıyor ve anlatıyor muyuz?” (Kadri Eres, Saadet Partisi İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi)
---