Yıllar geçse de yankısı dinmeyen karanlık cinayetler, cezaevi ölümleri ve derin devlet iddiaları bir döneme damga vuran ekran efsanesini yeniden adliye koridorlarına taşıdı. Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevindeki şüpheli vefatı üzerindeki sır perdesi aralanmaya çalışılırken, Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde yaratılan karakterler savcılığın radarına girdi. Sosyal medyadaki paylaşımların ardından başlatılan inceleme kapsamında dizinin ünlü kalemleri Silivri'de hakim karşısına çıktı.

DİZİNİN ÜÇ SENARİSTİ SİLİVRİ ADLİYESİ'NDE İFADE VERDİ
Kozinoğlu dosyasında "Kazım Kaşifoğlu" karakterinin yeniden gündem yaratması üzerine dizinin senaristleri bilgi sahibi sıfatıyla ifadeye çağırıldı. Senaristler Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan dün Silivri Adliyesi'ne gelerek savcılıkta ifade verdi.
Soruşturmada yöneltilen sorulara tek tek yanıt veren Raci Şaşmaz, ilk yapımcılardan Osman Sınav'ın Diyarbakır'daki bir çekim sırasında emekli Albay Hasan Atilla Uğur ile tanıştığını aktararak, “Sık görüşüyorlardı. Bu vesileyle ben de Hasan Atilla Uğur ile tanışmış oldum ancak hiçbir zaman benim kendisiyle bireysel bir ilişkim olmadı.” beyanında bulundu.
Dizinin televizyon tarihinin en ses getiren yapımı olduğunu dile getiren Şaşmaz, yapımı karalamak adına şiddet ve bilgi sızdırma iddialarının öne sürüldüğünü belirterek, "Şiddet kampanyası diziyi itibarsızlaştırmak, aileleri korkutarak ekran başından uzaklaştırmak için uygulanırken bilgi ve belge alıyorlar iddiası dizinin başarısını gölgelemek için vurgulandı." savunmasını yaptı. Açık kaynaklardan beslendiklerini kaydeden Şaşmaz, "Legal ya da illegal hiçbir güç ya da suç odağıyla irtibatımız yoktur, olmamıştır. Kurtlar Vadisi toplumun fotoğrafını çeker ve açık kaynaklardan yararlanarak bunları drama gücüyle izleyicinin anlayabileceği bir formata getirip kamuoyuna arz eder." ifadelerini kullandı.

"BİRİNİN ÖLÜMÜNÜ ÖNCEDEN BİLME İHTİMALİMİZ YOKTUR"
Senaryoda yer alan karakterlerin gerçek hayatla örtüşmediğini, drama kurgusundan ibaret olduğunu savunan ünlü senarist, Kozinoğlu'nun ölümüne dair adli sürecin aydınlatılması gerektiğine işaret etti. Şaşmaz ifadesinin devamında şu sözleri kaydetti:
"Hikayesi bittiğinde ise dizide öldürülerek başka karakterlere ve konulara geçildi. Dizideki karakterin ölümü konunun bitimini ifade eder. Gerçek hayatla ilgisi yoktur. Şöyle ki İskender Büyük karakteri de dizide ölmüş ama o karaktere ilham verdiği söylenen gerçek kişiler hayattadır. Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünü araştırmak savcılık makamının işidir. Bundan ancak memnuniyet duyarız. Cinayete kurban gittiyse ya da ölümünde ihmaller varsa bunların ortaya çıkması ve dahli bulunanların cezalandırılması tüm kamuoyu gibi bizim de talebimizdir. Dizi tamamen hayal ürünü karakterlerin birleşiminden oluşur. Birinin ölümünü önceden bilme ihtimalimiz yoktur."
FETÖ iddialarına da sert çıkan Şaşmaz, "Sosyal medyada FETÖ’cü Ali Fuat Yılmazer’in senaryoya müdahale ettiğine dair iddialar dolaşıyor ise de bu haberler tamamen iftiradır. Ali Fuat Yılmazer’i ben tanımam herhangi bir ilişkim olmamıştır." dedi.
MEZARLIK SAHNESİ VE PLAKA İDDİALARINA YANIT
Dizideki mezarlık sahnesinde yer alan "Erdoğan" yazılı mezar taşına ilişkin spekülasyonlara da değinen Şaşmaz, kasıt iddialarını kesin bir dille yalanladı:
"Erdoğan ve ailesi ile ilgili bir mezar taşıyla mesaj vermek ne bizim inandığımız değerlere uygundur, ne de böyle bir şey söz konusudur. Bu gerçek bir mezar taşı da olabilir, prodüksiyon ve sanat grubunun hazırladığı yaygın soy isimlerinden oluşan sahte bir mezar taşı da olabilir. Hatırlamam mümkün değil. Bir yapımcının ya da senaristin bir mezar taşının üstünde yazanları ya da araç plakalarını bilme ihtimali yoktur. Dizide kullanılan araçların plakalarına (34 PLT 34 hariç) müdahil olmamız da söz konusu değildir. Her bölümde onlarca araç kiralanarak kullanılır ve o yıllarda plakaları değiştirmek adeti de henüz yaygın değildir.”



