Şuurlu Öğretmenler Derneği (ÖĞ-DER) önemli bir öneri, daha doğrusu öneriler sundu, Millî Eğitim Bakanlığı’na;
Şuurlu Öğretmenler Derneği (ÖĞ-DER) Genel Başkanı Numan Gökmen diyor ki;
- “Zorunlu eğitimde ezber bozulmalı, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) 5+3+3 modelini uygulamalı…”
- “Eğitimin ilk 5 yılı zorunlu, sonraki 6 yılı ise isteğe bağlı olmalı…”
- “5 yıllık zorunlu eğitimin ardından öğrenciler kabiliyetleri doğrultusunda mesleki alanlara yönlendirilmeli… Tarım, hayvancılık, sanayi ve teknoloji gibi alanlarda ihtiyaç duyulan ara eleman sorunu çözülmeli. Gençlerin daha erken yaşlarda meslek edinmelerine ve üretime katılmalarına imkân sağlanmalı…”
- “Eğitimde akademik başarının yanı sıra ahlak, sorumluluk, kişilik ve medeniyet değerlerinin de gözetilmesi gerekir.”
- “Okullarımızın eğitim başlamadan önce hijyen açısından hazır olması gerekiyor. Okullarımızda temizlik personeli yeterli sayıda olmalı ve sürekli istihdam edilmeli…”
- “Tüm öğretmenlere ve okul çalışanlarına en az bir maaş tutarında eğitim ödeneği verilmeli…”
- “Ücretli ve kadrolu öğretmen ayrımı son bulmalı.”
- “Öğrencilerin kırtasiye ve okul kıyafeti ihtiyaçları desteklenmeli.”
- “Öğretmen açığı bulunan alanlar belirlenmeli, norm kadro planlaması gerçekçi yapılmalı ve atamalar eğitim-öğretim yılının ihtiyaçları doğrultusunda gerçekleştirilmeli… Atama bekleyen öğretmenlerin yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunlar da göz ardı edilmemelidir!”
- “Uyuşturucu, şiddet, madde bağımlılığı, akran zorbalığı ve okul çevresindeki güvenlik risklerine karşı daha etkin tedbirler alınmalı… Okulların güvenlik görevlisi ihtiyacı karşılanmalı. Öğretmenler, güvenlik görevlisi, psikolog ve sosyal hizmet uzmanı gibi farklı görevlerin yükünü taşımamalı…”
- “Önlük kullanımı teşvik edilebilir ancak mecburi tutulmamalı! Öğretmenlerin mesleğin itibarına, ahlaki değerlere ve toplumun örf, âdet ve geleneklerine uygun şekilde giyinmelerine imkân sağlayacak düzenlemeler yapılmalı…”
- “Başörtüsü serbestliği, kanuni güvence altına alınmalıdır.”
- “Önce ahlak ve maneviyat” anlayışıyla öğrencileri yalnızca sınavlara değil, hayata, mesleğe ve topluma hazırlayan bir eğitim sistemi istiyoruz…”
***
ÖĞ-DER’in önerilerinin tümü yapıcı öneriler… Millî Eğitim Bakanlığı, bu önerileri dikkate almalıdır diye düşünüyorum…

GİTTİ SARI KOVBOY, GELDİ KUMRAL KOVBOY!
Sarı Kovboy!
Nam-ı diğer ABD Başkanı Donald Trump…
* Epstein rezaleti dosyalarında adı sık sık geçen…
* Ağzından çıkan cümleleri kulağı duymayan…
* Her sabah bir önceki sabah söylediklerinin tersini söyleyen...
* Kendi medyasının deyimi ile ayaküstü onlarca yalan söyleyebilen…
* Yasaları değil, sadece kendisini dikkate alan…
* Dünyayı bir sürü, kendisini de bu sürüyü güden çoban sanan…
* Çıkarları için dünyayı kana bulamaya her an hazır olan…
* İran’da masum çocukları bir emriyle bombalayıp katleden…
* Soykırımcı bir terör organizasyonu olan İsrail’e başından bu yana destek vererek soykırıma ortak olan…
* Bir İslam coğrafyası olan Gazze hakkında “İyi bir turizm beldesi olacak…” hayalleri gören…
* Bir Müslüman belde olan kutsal Kudüs’ü, Siyonist, soykırımcı bir terör organizasyonu olan İsrail’e başkent ilan eden…
* Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşini yatağından alıp kaçıran…
* Gerektiğinde ülkeleri, devletleri ve devlet başkanlarını, “mahvederim, yakarım, yıkarım, perişan ederim…” şeklinde tehditlerden geri kalmayan…
* Bağımsız ülke topraklarını kendi ülkesi toprağı ilan etmekten kaçınmayan…
* “Grönland, Kanada, Panama bizim olmalı…” gibi tuhaf açıklamalarda bulunan…
* Ama bir o kadar korkak, bir o kadar tırsak olan; gerektiğinde ülkesine gitmek için ‘yemek kamyonu’ ile uçak değiştiren…
***
Kimdir bu isim?
ABD Başkanı Donald Trump!
Yakın zamana kadar bu köşede Trump’tan “Sarı Kovboy” diye bahsediyordum…
Ne yazık ki an itibarı ile Sarı Kovboy oldu Kumral Kovboy!
Zira, Sarı Kovboy hafta sonu görünüşünü değiştirdi, sarı saçlarını kumrala çevirdi, yeni imajı ile görüntülendi…
80’ini aşmış kovboyun bu değişiklikle neyi murat ettiğini elbette bilemeyiz, ama…
Şimdi okurlarımın şu cümlesini işitir gibiyim;
- “Adnan Bey, ha Sarı Kovboy, ha Kumral Kovboy! Fark etmez! Kumral Kovboy soykırımcılıktan, işgalden, zulümden bu görüntüsü ile vazgeçecek mi? Hayır!”
Çok doğru!
Ama elbette şunu da unutmamak gerekiyor;
- Zulüm asla ve kat’a ebedi olmamıştır, olmayacaktır…

MESAJ PANOSU
* “Bahsedeceğim yer İstanbul’un göbeği… Sade galeta almak için sadece fırın mamulleri satan bir dükkâna girdim. Fiyatını sordum; “Sade galetanın fiyatı ne kadar?” diye. Satıcı önce, “450 TL beyefendi!” dedi. “Sade galetanın kilosu 450 TL mi? Çok pahalı değil mi? Neticede yağlı değil, çekirdekli vb. değil!” deyince bu kez satıcı, “Abi son zamanlarda zam geldi, 400 TL’ye olur!” cevabını verdi. Bana acayip pahalı geldi. Hani, bu pahalılık ortamında, her şeye her gün zam geldiği bu atmosferde bile bana çok yüksek geldi bu fiyat. Teşekkür ederek oradan ayrıldım. Acaba dedim burası mı pahalı bir yer, kendi kendime böyle mırıldandım.”
* “Yine sadece fırın mamulleri satan birkaç dükkâna daha sade galeta fiyatını sordum! Onlar da benzer fiyat verdiler; “Sade galeta fiyatı 400 TL…” Acaba dedim bende mi bir acayiplik var, yoksa piyasa mı gerçekten böyle!”
* “Bu düşüncelerle 3 harfli marketlerden birine girdim. Sordum “Sade galeta var mı?” diye! Hemen kasanın karşısındaki reyonu gösterdi kasadar. Fiyatına baktım. Sade galeta 200 gramı 40 TL. Yani buradan bir kilo sade galeta alsam 200 TL eder. Fırın mamulleri dükkânlarda kilosu 400-450 TL olan sade galetanın kilosu üstelik de ambalajlı olarak üç harfli markette 200 TL’ye geliyordu!”
* “Şok oldum! Böyle bir şey olabilir mi Adnan Bey! Acaba bu bölgelerde hiç denetim olmuyor mu? Artık zabıta mı denetliyor yoksa Ticaret Bakanlığı elemanları mı denetliyor bilmiyoruz ama herhalde bir denetim illaki şart! Daha önce de karşılaştım, aynı marka aynı gramajda aynı mamul bir yerde 10 TL iken 100 metre ilerdeki başka bir markette 20 TL! Nasıl oluyor bu farklılık?” (S. Yılmaz)