İstanbul…
Dünyanın sayılı mega şehirlerinden…
Üstadın (NFK) dediği gibi;
“Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgâr, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hâlâ çığlıklar gelir Topkapı Sarayı’ndan.
Ana gibi yâr olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...''
***
Okullar açılıyor…
Milyonlarca öğrenci ders başı yapacak…
Mega şehir İstanbul’da da yaklaşık 3 milyon öğrencimiz, ilk ders ziliyle okullarımızı yeniden dolduracak.
İstanbul ve eğitim…
İstanbul Valiliği tarafından hazırlanan bazı notları burada aktarmak isterim;
* İstanbul, yeni eğitim öğretim yılına 83 yeni okulla “merhaba” diyecek.
* On binlerce öğrencimiz; yeni, depreme dayanıklı, sosyal donatı alanlarıyla, tiyatro ve konferans salonlarıyla hazırlanmış okullarında yeni eğitim öğretim yılına başlayacak.
* İstanbul’da eğitimde altyapısı güçlendirilerek “Tüm Okullarımızda Tekli Eğitim” hedefi için çalışmalar aralıksız sürdürülüyor.
* Yapılan eğitim yatırımları ve yeni okulların faaliyete geçmesiyle İstanbul’da ikili eğitim oranı da gerilemeye devam ediyor. İstanbul’da 2023 yılında yüzde 26 olan ikili eğitim oranı, yapılan yeni okul ve derslik yatırımlarıyla yüzde 18’e geriledi.
* 2026-2027 eğitim-öğretim yılında yapımı tamamlanan 83 yeni okul ve 2.210 derslik, modern donatıları ve nitelikli eğitim alanlarıyla öğrencilerimizin hizmetine sunuldu.
* Yeni eğitim yatırımları kapsamında, 2026-2027 eğitim öğretim yılında İstanbul Valiliği tarafından hizmete alınacak olan okullar ve derslik sayıları dağılımı ise şu şekilde;
* 74 derslikli 8 anaokulu, 670 derslikli 23 ilkokul, 814 derslikli 29 ortaokul, 532 derslikli 16 lise, 8 derslikli 1 Halk Eğitim Merkezi, 112 derslikli 6 özel eğitim okulu…
* İstanbul’un eğitim altyapısını daha da güçlendirmek için sürdürülen çalışmalar kapsamında 130 okul inşaatı devam ederken 8 okulda da güçlendirme çalışması yürütülüyor.
* Şehir genelinde planlama aşamasında bulunan okul sayısı ise 160.
* Yürütülen çalışmalarla “Tüm Okullarımızda Tekli Eğitim” hedefine emin adımlarla yürümeye devam ediliyor.
* Devletimizin imkânları ve hayırseverlerimizin katkılarıyla yürüyen çalışmaların ortak gayesi ise çocuklarımıza daha güvenli ve çağdaş eğitim yuvalarında eğitim imkânı sunmak.
***
Bu bilgiler için İstanbul Valiliği’ne teşekkürler…
HAYIRSEVERLİK HER DÖNEM “İYİ”DİR…
1980 askeri darbesinden hemen önceki yıllardı…
Millî Nizam Partisi’nden sonra Millî Görüş’ü temsil eden Millî Selamet Partisi’nin (MSP) önemli bir programı vardı, Erzincan’da.
Erzincan’da Millî Görüş’ün ve Millî Gazete’nin çınarlarından İsmail Meydan büyüğümüz de bu programın organizasyonunda görevliydi.
İsmail Meydan, bu programın hazırlığı hakkında şunları anlatmıştı bu satırların yazarına;
* “Elimde bir liste, programın ifa edileceği salonun giderleri için kapı kapı dolaşıyorum. O zamanın bilinen esnaflarından, işadamlarından imece usulü gereken miktarı toplamaya/toparlamaya gayret ediyorum. Derken, eski Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya’nın babası merhum Mehmet Karakaya Bey’le karşılaştık. Mehmet Bey, bir elimdeki listeye ve masraflara baktı, bir de bana baktı! Listeyi elimden aldı ve ‘Bunu bana bırak. Sen diğer işlere bak!’ dedi. MSP’nin anılan o programını icra etmek için gereken tüm meblağı tek başına karşıladı o zaman Mehmet Karakaya büyüğümüz. Şunu söylemeden geçmek istemem; Mehmet Karakaya, böylesine hamiyetperver, böylesine yardımsever bir önemli şahsiyetti…”
***
İsmail Meydan amcamızın sitayişle bahsettiği merhum Mehmet Karakaya amcamız…
* Bu satırların yazarının sohbetlerinde bulunduğu, tanıştığı merhum Mehmet Karakaya bölgenin manevi dinamiklerindendi…
* Merhum Mehmet Karakaya, hemen herkesin görüş ve düşüncelerine başvurduğu kanaat önderlerindendi…
* Merhum Mehmet Karakaya, kimseyi kırmayan, incitmeyen tasavvuf erbabı bir büyüğümüzdü…
* Merhum Mehmet Karakaya, hayırda yarışan, kapısına geleni asla geri çevirmeyen bir hamiyetperverdi…
***
Şimdi…
Mehmet Karakaya’nın torunu, Tevhit Karakaya’nın mahdumu işadamı İhsan Karakaya…
Memleketinde bir okul yaptırdı.
Okulun adı, “Halise-Mehmet Karakaya Anaokulu”.
Açılış tarihi; 18 Eylül 2026, Cuma.
Saat 14.00’te.
Adres: Bahçelievler Mah. Adnan Menderes Cad. (Erzincan Lisesi Bahçesi)
Okulun açılışı, Erzincan Valisi Doç. Dr. Hamza Aydoğdu ve önemli isimlerin katılımı ile gerçekleştirilecek.
Sevgili İhsan Karakaya’yı bu hayrından dolayı tebrik ediyorum.
Hayırlara vesile olması temennisiyle…
Hayırseverlik her dönem “iyi”dir…

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
Dijitalleşen bir dünyadayız…
Okurlar ve özellikle gençler basılı gazete yerine gelişmeleri artık dijital dünyadan takip ediyor…
Metroda, metrobüste, otobüste, vapurda eskiden elinde gazete okuyan çok sayıda kişi görürken…
Şimdilerde ellerde cep telefonları ve bilgisayarlar, laptoplar vb…
Sadece gazete değil…
Basılı kitap okuyanlar da neredeyse buharlaştı; dijital ortamda kitap okumak için e-kitap okuyucu cihazlar, tabletler, akıllı telefonlar veya bilgisayarlar kullanılıyor…
***
Dolayısıyla matbaalar da günümüzde zor bir süreçten geçiyor…
Ancak bu alanda önemli bir gelişme var;
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Matbaası, Aralık 2026’da hizmet vermeye başlayacak…
İstanbul ile ilgili yazılan tezler, araştırmalar, kitaplar gibi baskı gerektiren materyaller bu matbaada basılabilecek…
***
Matbaacılık önemli…
Dijital dünya gözümüzün önünden uçup giderken basılı olan her şey arşivde yerini alıyor.
Bu alanda gerçekleştirilen konferanslarda, panellerde, programlarda not aldığım bir cümle var. Daha doğrusu bir soru. O da şu;
- “Acaba gün gelecek yine basılı gazeteler eskiden olduğu gibi el üstünde tutulacak mı, önem kazanacak mı?
Ne dersiniz?
ÜZÜLDÜĞÜM AN!
Dijital dünyadan bahsettik…
Özellikle edebiyat dergileri bu süreçte kapısına birer birer kilit vuruyor…
Kapısına kilit vuran son dergi, Edebiyat ve Hikmet Araştırmaları Dergisi.
Ankara merkezli derginin sahibi Ahmet Şimşek, bu acı duyuruyu şu cümlelerle iletti;
* “2023 yılının bir Temmuz sıcağında yola çıktığımız Edebiyat ve Hikmet Araştırmaları Dergisi’ne yine bir Eylül sabahında son veriyoruz.
Sözün de yazının da değersizleştiği, dünyevi hazların öne çıktığı, makam mevki kapma yarışına girildiği, her şeyin bir metaya dönüştürülerek eskitildiği, Allah’ın buyrukları yeryüzünde uygulanmıyormuşçasına bir rahatlıkla yapmacık bir tebessümün çehrelere yapıştırıldığı bir süreç yaşanıyor.
Bu yüzden dergimize son veriyor ve kendi içimize, yalnızlığımıza dönüyoruz.”
***
Ne zaman bir dergi kapansa, bir gazete yayınına son verse bir hüzün çöker içime…
Üzüldüğüm an işte tam olarak budur…
