Türkiye ekonomisinde faiz bilmecesi çözülemiyor. Vatandaşın aylardır beklediği faiz indirimi bir kez daha gelmedi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu. Böylece Nisan’dan bu yana faiz yüzde 37 seviyesinde tutulurken, piyasaların “artık indirim gelir” beklentisi de bir kez daha boşa düştü.
- BEŞ AYDIR AYNI NOKTADA!
Merkez Bankası, Ocak ayında politika faizini yüzde 38’den yüzde 37’ye indirmişti. Ancak sonrasında faiz indirim süreci adeta duvara tosladı. Nisan, Haziran ve Temmuz toplantılarında faiz yüzde 37’de bırakıldı. Eylül toplantısında da değişiklik yapılmayınca, faiz oranı aylardır aynı seviyede kaldı. Başka bir ifadeyle Türkiye ekonomisi, “Faiz ne zaman düşecek?” sorusuna cevap ararken aylar geçti. Fakat faiz yerinden kıpırdamadı.
- İNDİRİM UMUDU YİNE BAŞKA BAHARA!
Piyasalar Eylül toplantısından faiz indirimi çıkmasını bekliyordu. Ancak karar öncesinde yapılan AA Finans anketinde de beklentiler büyük ölçüde faizlerin sabit kalacağı yönündeydi. 25 ekonomistin 24’ü faizin yüzde 37’de tutulacağını tahmin etmişti. Ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 35 olarak hesaplanmıştı. Beklenti gerçekleşti. Faiz yine yüzde 37! Vatandaşın beklediği indirim ise yine yok.
- FAİZ VATANDAŞIN CEBİNİ YAKIYOR
Merkez Bankası açısından yüzde 37’lik politika faizi, enflasyonla mücadelede kullanılan bir para politikası aracı. Ancak vatandaş açısından mesele çok daha farklı. Vatandaş için yüksek faiz; kredi taksiti, kredi kartı borcu, konut kredisi, ihtiyaç kredisi ve esnafın finansman maliyeti anlamına geliyor. Borçlanmak zorunda kalan vatandaş yüksek maliyetle karşılaşırken, yatırım yapmak isteyen işletmeler de pahalı finansmanla mücadele ediyor. Dolayısıyla faiz kararının etkisi Merkez Bankası binasında kalmıyor. Doğrudan mutfağa, dükkâna, fabrikaya ve vatandaşın cebine yansıyor.
- UZMANLAR: “DEZENFLASYON ÇOK YAVAŞ İLERLİYOR”
Merkez Bankası’nın kararının ardından değerlendirmelerde bulunan ekonomistler, Ağustos ayında yıllık enflasyondaki gerilemeye rağmen, dezenflasyon sürecinin oldukça yavaş ilerlediğine dikkat çekti. Enerji ve petrol fiyatlarındaki belirsizliğin enflasyon açısından risk oluşturmaya devam ettiğini belirten ekonomistler, iç talepteki zayıflığın ilerleyen dönemde faiz indirimi için Merkez Bankası’na alan açabileceğini ifade etti.
- MERKEZ BANKASI DA “SIKI DURUŞ” DİYOR
TCMB Başkanı Fatih Karahan da Ağustos ayında yaptığı değerlendirmede, Ocak ayında politika faizinin yüzde 37’ye çekildiğini, ardından jeopolitik gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini sınırlamak amacıyla sıkı para politikası duruşunun korunduğunu belirtti. Karahan ayrıca piyasadaki faizlerin üst bant olan yüzde 40’a yakın seviyelerde oluştuğunu ifade etti. Yani Merkez Bankası cephesinde mesaj açık: Enflasyon konusunda yeterli güven oluşmadan faiz indirimi konusunda acele edilmeyecek. Fakat vatandaş cephesindeki tablo da açık: Yüksek faiz yükü artık taşınması zor bir hale geliyor.
- ÜRETİM DE FAİZİN ALTINDA EZİLİYOR
Yüksek faiz yalnızca kredi kullanan vatandaşı değil, üreticiyi de yakından ilgilendiriyor. Finansmana erişimin pahalı olması; yatırım kararlarını, işletme sermayesini ve üretim maliyetlerini etkiliyor. Bir tarafta enflasyonu düşürmek için sıkı para politikası uygulanıyor, diğer tarafta yüksek finansman maliyetinin üretim ve vatandaş üzerindeki yükü büyüyor. İşte ekonominin çözmesi gereken temel açmaz da burada ortaya çıkıyor: Enflasyon düşürülecek ama vatandaş ve üretici yüksek faiz altında ezilmeyecek.
- VATANDAŞIN SORUSU TEK: NE ZAMAN DÜŞECEK?
Merkez Bankası’nın bugün aldığı kararla faiz tartışması bir kez daha önümüzdeki toplantılara kaldı. 22 Ekim ve 10 Aralık tarihlerinde yapılacak toplantılar, faiz indirimi beklentilerinin yeniden masaya yatırılacağı toplantılar olacak. Ancak vatandaş için takvimden çok hayatın kendisi önemli. Her ay kredi taksiti geliyor. Her ay kredi kartı borcu büyüyor. Her ay finansman maliyeti üreticinin sırtına yeni bir yük bindiriyor. Ve faiz yüzde 37’de takılı kalıyor.
- BATAKLIKTAN ÇIKIŞ BEKLENİYOR
Türkiye ekonomisinin önündeki en önemli sınavlardan biri, yüksek enflasyonla mücadele ederken ekonomiyi yüksek finansman maliyetinin altında ezdirmemek. Çünkü faiz yalnızca bir rakam değil. Faiz; borç demek, taksit demek, yatırım demek, üretim demek, geçim demek. Aylarca yüzde 37’de kalan faiz, piyasaların ve vatandaşın “indirim” beklentisini her toplantıda yeniden diri tutuyor. Bugün o beklenti bir kez daha boşa çıktı. Faiz yine yüzde 37. İndirim yine yok. Vatandaş ise hâlâ çıkış yolu bekliyor.



