* Rusya-Ukrayna savaşı nereye nasıl evrilecek?
* Rusya-Ukrayna savaşı bölgedeki dengeleri nasıl etkileyecek?
* Rusya-Ukrayna savaşının daha geniş bölgelere yayılma riski var mıdır, yok mudur?
* Rusya-Ukrayna savaşında barış ihtimali var mıdır, yok mudur?
* Rusya-Ukrayna savaşının bazı ülkeler tarafından üstü örtülü bir şekilde körüklenmesi bölgeyi daha bir ateşe mi sürüklemekte?
Bu soruları çoğaltmak elbette mümkün…
Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu’nun “Karadeniz’den Esen Kıtlık ve Enflasyon Fırtınası” başlıklı makalesi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) internet sitesinde yayımlandı. İşte makaledeki o satırlar;
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI VE KITLIK TEHDİDİ!
Karadeniz, dünya gıda ve enerji arzı açısından stratejik öneme sahip. Küresel buğday ihracatının yaklaşık yüzde 35' inin, arpa ihracatının yüzde 40'ının, Mısır ihracatının yaklaşık yüzde 13 ila yüzde 25’ inin ve nihayet ayçiçeği yağı ihracatının yüzde 63' ünün sağlandığı bölge, 2022’den beri süren Rusya-Ukrayna savaşının pençesinde. Bu başta Afrika ve Asya olmak üzere birçok ülke için kıtlık tehdidi.
Boğazlar yoluyla oluşan koridordan, küresel tahıl ticaretinin yaklaşık yüzde 14' ünün, kuru yükünse yaklaşık yüzde 3' ünün geçmesi, Karadeniz’i ekonomik açısından önemli hale getirmekte. Küresel ham ve işlenmiş petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 3 ila yüzde 4' ünün de Karadeniz’den dünya piyasalarına akması, oran mütevazı görünse bile, günlük yaklaşık 3 milyon varillik bir arz akışı olarak Hürmüz ve Bab-ül-Mendep Boğazlarındaki yüksek gerilim nedeniyle şimdi daha da önem kazanmış bulunuyor. Durum böyleyken son zamanlarda hangi bayrak altında seyrederse etsin, tüm ticari gemi ve tankerlerin ve özellikle Türk bayrak ve bandralı olanların karşılaştığı hava saldırıları, dünyayı fırtınalı bir kışın, kıtlık ve enflasyonun beklediğinin habercisi.
SON GELİŞMELER VE DEĞİŞEBİLECEK DENGELER
Karadeniz’de limanları ve gemileri etkileyen saldırılar, ticaret filolarını Karadeniz seferlerini iptaline, yüklerini azaltmaya, Rusya ve Ukrayna’dan tahıl almamaya yönlendiriyor. Bu, silolarında hasat fazlası bulunan Rusya ve Ukrayna’da fiyatların düşmesi demek. Romanya, Bulgaristan menşeli tahılın daha pahalı hale gelmesi ise kaçınılmaz. Batı Avrupa’da hala en büyük buğday üreticileri Fransa, Almanya ve İspanya. Bu 3 ülke AB’nin ihtiyacını karşılasa bile, Avrupa bu kış daha pahalı tahıl tüketmeye mahkûm. Ama başta Mısır olmak üzere, Karadeniz ve Tuna nehri üzerinden sevk edilecek tahıla muhtaç Afrika ülkeleri, pahalılaşan fiyatlar kadar güvenli arzdan da mahrum kalacağa benzer. İlginç olan, silolardan gemilere yüklenemeyen tahıl fiyatları düşerken, uluslararası piyasalarda fiyatların navlun ve güvenlik nedeniyle yükselmesi. Menşei belirsiz insansız hava araçları gemileri vurdukça, Rusya’nın Karadeniz ve Azak denizi limanlarından yükleme bir yana, o limanlara yanaşmayı bile göze alamayan gemiler, herhalde başka denizlere yelken açma hazırlığındadır. Tabii Rusya, Hazar ve Baltık limanlarından ve Uzak Doğu’ya kara yolundan tahıl pazarlayabilir. Ama bunlar yine daha pahalı seçenekler. Ukrayna’nın şansı ise sadece Romanya ve Bulgaristan ve Tuna limanlarından.
ZORLUKLAR
Rusya’nın daha küçük ölçekli ve denenmemiş koridorları ikamesi mümkün. Yani alternatifleri var. Ama bunlar yeterli kapasite ve lojistik altyapıdan yoksun olabilir. Trans- Sibirya demiryolu yük taşımacılığı da tabii kara yolundan daha iyi bir seçenek. Ama 2025’in aynı dönemindeki yaklaşık 4,5 milyon tonluk ve son beş yılın Ağustos ortalaması olan yaklaşık 5 milyon tona oranla, geçen ay Rusya’nın buğday ihracatının, yaklaşık 2 milyon tona düşmesi, hem Rusya, hem dünya için büyük kayıp. Bu durumun artan verimliliğe rağmen yaşanması, aksaklıklar sürerse, 2026-2027 için Rusya’nın buğdayı ihracatının 40 milyon tonun altına düşebileceğini raporlara yansıtıyor.
Baltık bölgesinin halen devreye girdiği ticaretin bir kısmını üstlendiği bildiriliyor. Ancak demiryolu bağımlılığı ve sınırlı kapasite, bölgenin güney Rusya limanlarının yerini almasına engel. Buğday hasadını tamamlamak üzere olan Ukrayna’nınsa, sadece batı koridorlarından, bir yılda yaklaşık 24 milyon ton ihracata ulaşması bekleniyor. Ama aksaklıklar sürerse buğday ihracatının yaklaşık 10 milyon tonda kalabileceği düşünülüyor. Buğday ve mısır hasadından yapılamayan ihracatın, depolama maliyeti baskısı yaratacağı, depolarınsa Rusya saldırılarının hedefi olması da düşünülüyor.
İTHALATÇILAR NE YAPACAK?
Cezayir, Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan, Sahra altı Afrika ülkeleri gibi tahıl ithalatçısı. Türkiye de öyle. Türkiye de yıllara, verimliliğe ve talebe göre, geçmişte 7-10 milyon ton arasında buğday ithalatı yapmış. 2026’nın ilk 6 ayında bu rakam henüz 5 milyon ton civarında. Arpa ithalatı, çeşitli etkenlerle 2025 ve 2026 da artış göstererek 1,3 milyon ton olmuş. Yine 2026’nın ilk 6 ayında 3 milyon tonluk mısır ithalatı, 1,8 milyar dolarlık ayçiçeği ithalatı yapılmış.
Türkiye’nin tahıl ve buğday ithalatında, Rusya’nın önemi malum. Neredeyse yüzde 60- yüzde 70 tahıl ithalatının Rusya’dan gelmesi, Karadeniz’de esen sert rüzgârların ticaretin yönünü nereye çevireceğini bilmemiz gerek. Rusya'dan sonra en çok buğday, ham ayçiçeği yağı ve soya fasulyesini Ukrayna’dan alıyoruz. Şimdi denizdeki yüksek risk nedeniyle, coğrafi yakınlığın yarattığı navlun ve fiyat avantajının kaybolma tehlikesi karşısında Türkiye’nin ne yapacağı önemli. Uzak pazarlara dönmenin maliyet yükü tercih edilmemeli. Romanya ve Bulgaristan elbette diğer ithalatçı ülkeler gibi birer alternatif. Bu alternatiflere kayılacaksa kalite denetimlerine önem verilmeli ve asıl bu ülkenin mümbit topraklarında denetimli üretim denetimli teşvik politikalarıyla desteklenmeli.
PROF. DR. SEMA KALAYCIOĞLU KİMDİR?
1952 Ankara doğumludur. 1973 yılında İ.Ü. İktisat Fakültesinden lisans, 1977 yılında ABD Iowa Üniversitesinden, yüksek lisans, 1982 yılında İ.Ü. İktisat Fakültesinden, doktora derecesi almıştır.
1986 yılında Doçent, 1992 yılında Profesör olan Sema Kalaycıoğlu Yıldız Teknik, Işık ve Doğuş Üniversitelerinde tam zamanlı, Boğaziçi Üniversitesinde kısmi zamanlı öğretim üyesi ve yönetici olarak görev yapmıştır.
Yurt dışında çeşitli ülke üniversitelerinde ders ve seminerler vermiş ve vermektedir. Yurtdışında çeşitli araştırma kurumlarında araştırmacı olarak bulunmuştur. Işık Üniversitesinde, Orta Doğu Çalışmaları Yüksek Lisans programını kurmuş ve yönetmiştir.
Araştırma ve eğitim konularındaki ilgisi, Uluslararası İktisat ve Finans, Türkiye ve Orta Doğu’nun Ekonomi Politik’i, Avrupa Birliği Ekonomisi, Bölgesel Enerji ve Sürdürülebilirlik konularına yoğunlaşmıştır.
Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu, Minnesota Üniversitesi, Ekonomi bölümünde, Japonya’da bulunan Gelişmekte olan Ülkeler Enstitüsünde (Institute of Developing Economies-IDE), ziyaretçi öğretim üyesi olarak bulunmuştur.
Kahire Üniversitesi, Bir Zeid Üniversitesi, John Hopkins Üniversitesi(Bologna, Italya), Bahçeşehir Üniversitesi ve 2017 ve 2018 yıllarında Harvard Üniversitesi, Orta Doğu Merkezi( Center for the Middle East)’nde ders ve seminerler vermiştir. İngilizce ve Fransızca bilmektedir. İki kızı ve üç torunu bulunmaktadır.
Uluslararası İktisat, Uzak Doğu ve Orta Doğu Ekonomileri, Bölgesel İşbirliği, Sürdürülebilir Ekonomi konularında çeşitli kitap ve makaleleri bulunmaktadır.
Halen düşünce yazıları, danışmanlıkta bulunduğu tasam.org da yayınlanmaktadır.



