Bu köşede kaleme aldığımız en son yazıda “Gökçekler operasyonu”nu anlamaya ve anlatmaya çalışmıştık.
Zira anlaması ve anlatması hayli zor bir operasyondu.
Gökçekler operasyonunun üzerinden günler geçmesine rağmen hâlâ puslu hava dağılmadı.
“Şüpheli” sıfatıyla ifadeye çağrılan Melih Gökçek’ten sonra aynı sıfatla ifadeye çağrılan oğlu Ahmet Gökçek ve gelini Hülya Gökçek, saatler süren sorgulamanın ardından “yurtdışı çıkış yasağı” ile serbest bırakıldı.
Soruşturmanın nereye evrileceği merak konusu olmaya devam ederken, yine aynı merkezde, benzer bir sürpriz siyasi gelişme daha yaşandı.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir görüşme gerçekleştirdi.
Normal bir siyasi zeminde olağan bir görüşme olarak yorumlanabilecek bu adım, ülkemiz atmosferinde onlarca senaryonun yazılmasına yol açabilecek bir durum.
Halef-selef diyebileceğimiz ve siyaseten kanlı bıçaklı olan Melih Gökçek ve Mansur Yavaş, aynı dönemde bu denli sürpriz iki gelişmenin odağında olunca haliyle kafalar da epeyi karışmış durumda.
Böylesi bir ortamda Melih Gökçek ve ailesi ile alakalı ilk kez çok ciddi bir soruşturmanın tam da ortasında Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından “kabul edilmesi” başlı başına büyük anlamlar içeriyor.
Mansur Yavaş kanadından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Başkent’te yapılan icraatlar anlatılıp gerekli destekler istenmiş de olabilir elbette ama dediğimiz gibi bu iki ismin yan yana aynı karede görüntü vermesi dahi siyasette sert bir rüzgârın esmesine yeter de artar bile.
Üstelik cumhurbaşkanlığı seçim sath-ı mailine girilmesine aylar kalmışken...
Malum olduğu üzere ve hatta geçtiğimiz hafta MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir’in ilan ettiği üzere Cumhur İttifakı’nın adayı Recep Tayyip Erdoğan.
Öyle de gözüküyor ki; Erdoğan’ın adaylığı için gerekli “hukuki zemin” de hazırlanacak…
Geriye Erdoğan’ın karşısına çıkarılacak aday kalıyor.
Ekrem İmamoğlu’nun durumu malum!
Ana muhalefet grubunun elinde en muhtemel isim olarak Mansur Yavaş kaldı.
“CHP’nin parçalanması”ndan sonra Mansur Yavaş ciddi siyasi sıkıntılar çekse de “parçalanmamış olan muhalif seçmen”in konsolide edilebilmesi durumunda çok sert bir cumhurbaşkanlığı seçimi bekleyebiliriz.
Tabii bu tabloyu bizden daha iyi Cumhurbaşkanı Erdoğan görüyordur.
25 yıllık devr-i iktidarı döneminde icraatlarından daha da önemlisi attığı “siyasi adımlar” ile yol alan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hakkını teslim etmek gerekir!
Bu “kabul”ün yine kritik bir seçim öncesi “Hulusi Akar ve İbrahim Kalın’ın Abdullah Gül ziyareti” ile benzerlikler barındırdığını düşünen insanlar da yok değil.
Tüm bu tartışmalar sürerken uzun zaman sonra sessizliğini bozan Mansur Yavaş’ın sözlerine bakınca CHP ve Yeni Parti kanadına “kavgayı bırakın” çağrısı yaptıktan sonra “Daha fazla üstüme gelmeyin, CHP’den istifa ederim Yeni Parti’ye de katılmam. Gerekirse bağımsız olarak yoluma devam ederim” demesi de son derece önemli.
Ülkemizde bazen sabahtan akşama beklenmedik siyasi gelişmeler yaşansa da bazen de ilmek ilmek işlenen tablolar karşımıza çıkıyor.
Elbette Erdoğan-Yavaş görüşmesinin hemen ardından “Mansur Yavaş AK Parti’ye geçmeyecek” açıklaması yapan iktidara yakın gazetecileri haksız çıkarma derdinde değiliz.
An itibarıyla o açıklama başlı başına sorunlu gözüküyor. Bir şeyin olmayacağını söylemek için “olma ihtimalinin” orta yerde durması gerekir.
Halen mensubu olduğu CHP’nin 103’üncü kuruluş yıl dönümü toplantısına katılmayan Mansur Yavaş’ın aynı gün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapılan görüşmeye katılması siyaseti epeyi dalgalandırdı. Biz de bu dalgalanmadan payımıza düşeni aldık.
Ama siyasi gündem takibi zor bir hal aldı ve epeyi baş döndürür oldu.
Bakalım, bizleri ve ülkemizi nereye sürükleyecek...