Güneş Motel olayı 1977’de vuku buldu…
İlk hatırladığımız, ahlaksız pazarlık ile kurulan hükûmetin hikâyesi Güneş Motel!
“Fırıldak Kubi” 2016 yılında bir otel odasında intihar etmiş olarak bulundu.
Kaç parti dolaştı, bizler de hatırlamıyoruz.
Gerçek adı Kubilay Uygun’du ama onu herkes “Fırıldak Kubi” olarak tanırdı.
28 Şubat utanmazlığının siyasi ayağı da “gayri ahlaki ve gayri hukuki bir siyasi yapılanma” ile vücut bulmaya çalıştı.
Amaç ülkenin en büyük partisinin altını boşaltmaktı.
İzlenen yöntem ise “ahlaki yönden zayıf olan” siyasetçilerin “taleplerini” karşılamak olarak belirlenmişti.
Sermaye gruplarını da arkasına alan çeteler, ülkenin gelmiş geçmiş en başarılı hükûmetinin altını boşattı.
Hükûmet ortağı DYP’nin içinden bir siyasi parti daha çıkartıldı…
O partinin adını şimdilerde hatırlayan kimse yoktu ama o zaman için verilen ahlaksız görev de ifa edilmiş oldu.
İlerleyen süreçlerde Millî Görüş’ün siyasi partileri birkaç kez gayri hukuki yöntemlerle kapatıldıktan sonra içerisinden AKP çıkartılarak yıllar süren çalışma nihayete erdirilmişti.
Sonrasında ise İslâm dünyasının ve ülkemizin içine düşürüldüğü durum malum!
Oysa bahsi geçen siyasetçiler, sandığa gidilirken bu ülkeye, bu halka hizmet için yetki istemişlerdi ama günün sonunda gayri meşru yollara sapıp büyük tahribatlara yol açtılar.
Malum icraatlarda bulunan siyasetçiler ise geride çocuklarına ve bu ülkeye utanç duyulacak bir miras bıraktılar.
Yukarıda sıraladığımız siyasi ahlaksızlıkları kime sorsak lanetler ama iş kendilerine gelince kollarını sonuna kadar açıyorlar.
Evet, siyasetçinin birincil görevi ülkesine ve halkına hizmet etmektir ama bu görev genelde kulak ardı edilir oldu.
Öncelikleri artık “ilk seçimde, oturduğu koltuğu nasıl koruyacağı” telaşı oldu.
Halkın nerede oturup, ne yiyip içtiği kimsenin umurunda değildi.
Yeter ki, onların koltuk sağlam olsun!
Evet, tekrar etmek gerekirse, göz önündeki ülkemizin hem de seçilmiş birkaç yüz kişisinin sergilediği bu tavır hakikaten endişe verici ama ne “alan” ne de “satan” endişe etmiyor.
“Ülkeye büyük kötülük yapılıyormuş” ona da bir ara bakarız edasıyla yol alıyorlar...
“Hani dilinizden düşürmediğiniz bir davanız vardı?” desek.
Anlaşılan sizin “davanız” gerektiğinde nakde dönüşebilecek türden.
Hem de epeyi bir rakam karşılığı ile.
Gerekince hemen bozduruver.
Görünüşte davasını “satan” memnun, “alan” zaten memnun!
Ama ülkeye verdikleri zarar kimsenin umurunda değil!
El ele verip tüm elleri de havaya kaldırınca tastamam oluyor sanıyorlar!
Evet, eğer ülke ortalaması mevcut siyasi tablo bu ise işimiz bir hayli zor.
Yaşananlara bakınca; yankesicilik, hırsızlık, tırnakçılık suç olmaktan çıkarılmalıdır.
Zira haksız bir rekabet oluşturuyorsunuz.
Sizin yaptığınız da hırsızlık, cezaevinde yatanın yaptığı da.
Aslında çözüm çok basit!
“Siyasi etik yasası” çıkartılıp partisinden istifa eden vekil ya da başkanın tüm görevleri de düşmelidir.
Evet çözüm bu kadar basit ama o zaman da kudretlilerin siyasi oyunları son bulacak.
Bir gün önce ağza alınmayacak sözlerle hakaretler yağdırdığı partiye bir sonraki gün koşarak giden isimleri görmek artık mide bulandırıcı bir hal aldı.
Tabii, hâlâ sağlıklı bir mideye sahip olanlara sözümüz.
Gelinen noktada öyle anlaşılıyor ki, ihtiyaç halinde yeniden Güneş Motel’in kapısı çalınabilir, hiç de sürpriz olmaz…