Kat kat karanlıklar içinde dokuz ay bizi susuz, gıdasız, ışıksız bırakmayan bir Allah’a iman etmişiz; nasıl hoş görmeyeyim?

Yaratığı her şeyi hoş yaratan, boş yaratmayan Rabbimiz, o hoş şeyleri görsün diye hoş görecek göz yaratmış Rabbimiz;

Ben tutup da hor mu göreyim?

İnsanlığın son teknolojisiyle yaptığı robota bakın, bir de Allah celle celalühün ilk yarattığı insan ve peygamber olan hazreti Adem aleyhisselamın torunları olan kendinize bakın ve hoş görmemek için bir sebep bulamayacağınızı görün.

Betonu delip gün yüzüne çıkan incir tanesinin ağaca dönüşünü ve incir meyvesini o yemyeşil yapraklarıyla süslü dallarıyla bize sunduğunu gördükten sonra somurtmanın anlamının olmadığını anlayalım.

Mısır putlarının ve putperestlerinin saltanatına son verecek Musa aleyhisselamı Firavun’a besleten Rabbimize iman etmişken, ümitsizlik çölünde serseri mayın gibi dolaşmak niye?

Ot bitmeyen Mekke’de, yetim olarak doğan ve büyüyen bir Muhammed sallallahü aleyhi ve selleme iman etmiş biri olarak bütün dünyanın her yerinde milyarlarca Müslüman’ın çalışmalarını görerek, destekleyerek, toplumda İslam’ın ayak seslerini duyarak gönlünü hoş etmeyenlere yazıklar olsun.

Kendi görevini yapmayıp başarısızlık sloganları atarak gönülleri karartırken kendi gönlünü “La taknetu/ümidinizi kesmeyin” (Zümer 39/53) emrine uymak yerine kendini karamsarlık hücresine atanlar gibi mi olalım?

Kur’an-i Kerim’den ve Sevgili Peygamberimiz’in hayatından beslenen hiçbir Müslüman umutsuz olmaz.

Biz, her birimiz Müslüman olarak bulunduğumuz her yerde kendi görevimizi yaparsak, dünyanın her tarafında olanlarla bağlarımızı sağlam tutarsak, Allah celle celalüh, Süleyman aleyhisselama Hüdhüd kuşunu hizmetkâr kıldığı gibi bu çağda da, yarattığı her şeyi dile getirir ve tebliğimizi ulaştırmada kullanır. (Neml Süresi ayet 27/20)

Onun için yaya yürürken, arabayla, trenle, vapurla, uçakla giderken gördüğünüz her şeyin Allah’ı tesbih ettiğini hatırınızdan geçirin ve onların da sizin gibi tebliğci olduğuna inanırsanız -ki Kur’an’da birçok ayette “Her şeyin Allah’ı tesbih ettiği haber verilir- siz yalnız olmadığınızı görünce sayısız tebliğcilerle beraber olduğunuzu görünce bir hoş olursunuz.

Mehmet Akif Ersoy merhum ne güzel söylemiş:

“Bütün zerrâtı sun’un bir müebbed neşveden serhoş;

Sağım serhoş, solum serhoş, İlâhî, ben ne yapsam boş!”

Yani Rabbimizin yarattığı her zerre, aralıksız, kesintisiz bir ilahi serhoşluğun içindeler. Sağıma baksam, soluma baksam hepsi ilahi serhoş” diyor.

Şarabın rakının sarhoşu, bir zaman sonra ayıkır, kendine gelir.

Rabbimin mülkünde Rabbimin kurallarına Peygamberimiz’in örnekliği ve önderliğiyle uyanlar, bu yolun hoşgörülü hoş Müslümanlarıdırlar ve bu hoşluktan kendilerine gelmek de istemezler.

Hayatında Avrupa Birliği veya ABD kanunlarının kavurucu rüzgârları yerine evreni yaratanın hükmünün hava gibi her yeri kuşatmasını hayal eden ve bu hayalinin gerçekleşmesi konusunda görevini yapanları gönülleri hoş olur, gözleri hoş görür.

Elinize bir kalemle defter alsanız ve hoşlandıklarınızla hoşlanmadıklarınızı yazmaya başlasanız, hoşlanmadıklarınız biter ama hoşlandıklarınızı yazarken defter biter.