Her sabah namazına besmeleyle kalkalım.

Doğu ufuklarındaki aydınlığı, kızıla boyayan renklere bakıp, “Rabbimiz, sen boş bir şey yaratmadın” diyelim (Al-i İmran 3/191) ve gözlerimizi o güzel manzarayla sürmeleyelim.

Sabah namazının sonunda, sağımızda ve solumuzda kalan dünyadaki bütün Müslümanlara ve meleklere selam verelim.

Yürüyüş yapalım.

Beş vakit namazı camide kılarsak, on defa yürüyüş yapmış oluruz.

Bütün dünya Müslümanlarıyla günde beş defa kıbleye dönüp ayçiçeği taneleri gibi Ka’be etrafında daire olup safta yerimizi alalım.

Dünyamızda şu anda yaşayan bütün insanları Hazreti Adem’den kardeş görelim ve kardeşlerimizin cehenneme giden kâfirlik yolunu kapatmaya çalışalım.

Bütün Müslümanların hem Hazreti Adem’den hem dinden kardeşimiz olduğunu bilelim ve ona göre davranalım.

Bütün yaratılmışlara karşı adil davranmaya çalışalım.

Çalışalım ama rızkın Allah’tan olduğunu unutmayalım.

Doğum yapan annenin sütü, çocuk doğduğu gün verilir.

Az verirse şükredelim, çok çalışalım.

Çok verirse hamd edelim, paylaşalım.

Evden çıkarken ilk karşılaştığımız insana gülümseyerek selam verelim.

Ev, dükkân ve apartman komşularımızla gül gibi geçinelim.

Gül, dikenle bile komşuluk yaparken şikâyetçi olmadığını, renk ve kokusundan anlıyoruz.

Sakız, kara kalem veya selamla da olsa hediyeleşelim.

Yolda kalana yardım edelim.

Yol sorana tarif edelim.

Mutlaka her gün, dost yüzüyle, gönlümüzü cilalayalım.

Ardımızdan “Ne güzel insan” dedirtelim.

Ulaşım araçlarında, bileti olmayana kartımızla yardım edelim.

Gücümüzle orantılı olarak muhtaçlara yadım edelim.

Garibi güldürelim.

Yetimin başını okşayalım.

Yaşlıların duasını alalım.

Zalime “dur” diyelim.

Mazlumun yanında yer alalım.

Ölmeden önce kabrimizi iman ve amel-i salihle donatalım; cennet bahçelerinden bir köşe yapalım.

Hayırla anılacak işler yapalım.

Yeryüzünde bir izimiz olsun; gölgemiz kalsın.

Kabre girmeden önce kendimizden daha hayırlı evlat yetiştirelim.

Yeryüzünde en az bir fedaimiz, bir fidanımız olsun.

Yaratılan her şeyi, Rabbimizin bir sanat eseri gibi görelim ve koruyalım.

Her köpeği, Ashab-ı Kehf’in neslindendir diye hüsnüzan edelim.

Her kediye, Ebu Hüreyre’nin kedisinin soyundandır kanaatiyle bakalım.

Her deveye Salih peygamberin ashabının baktığı gibi bakalım.

Her atı, Hazreti Ali’nin düldülü gibi görelim.

Gücümüz ve vaktimizle orantılı olarak ibret ve sıhhat için seyahat edelim.

Gezdiğiniz yerlerde, sahasında en iyi olan, yaşayan âlimleri ve bilginleri ziyaret edelim.

İşini güzel yapan sanatkârları görmeye çalışalım.

Her Mecnun için Leyla’ya dünür gidelim.

Düğünlerine gücümüzle orantılı yardım edelim.

Susuz bir fidanın köküne su verelim.

Düğün evinde neşelerine katkı sağlayalım.

Ölü evinde acılarını paylaşalım.

Hasta ziyaretine gidelim.

Hakkımızda “O söylediyse doğrudur” dedirtelim.

Sözümüz, senetten ve çekten daha sağlam olsun.

Cömertliğin tadını alalım.

Tatlı dilimizle düşmanın içinden kinini çıkarmayı deneyelim.

Gül gibi yüzle gülümseyerek, katı yürekleri yumuşatalım.

Kırgın dostların arasında kaynak olalım.

En kötü haberi bile hayra yoralım.

Dostlara yumuşak, düşmanlara izzetli olalım.

“Düşman” denince aklımıza yalnız din düşmanları gelsin.

Kırgın olduğumuz Müslümanların, bizim dostumuz olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.

Lanetçi olmak yerine rahmetçi olmayı deneyelim.

Okuyalım. Bu günümüze ve yarınlarımıza ışık tutacak konuları ve kitapları okuyalım.

Okuyalım; cahilliğimizi anlayıncaya kadar. Okuyalım; “Sübhaneke Lâ ılme lena” (Kur’an, Bakara 2/32/ deyinceye kadar okuyalım.

Günde Kur’an’dan bir ayet ve onu açıklayan bir hadisin manasını tefsirlerden okuyup ailemize ve başkalarına sohbet yaparken sohbetimizi tatlandırıp taçlandıralım.