Çocuklar, doğruyu doğuştan bilirler, yalanı sonradan önce anne, baba ve aileden öğrenmeye başlarlar.
Rabbimiz buyurur:
“Sen, her türlü şirke meyletmekten arınmış olarak, yüzünü dine doğrult. Allah'ın fıtratına (yaratmasına) ki, insanları onun üzerine yarattı. Allah'ın yarattığını değiştirmek yok. İşte doğru din budur. Ancak insanların birçoğu bilmezler.
O’na yönelerek O’ndan sakının. Namazı dosdoğru kılın. Müşriklerden olmayın.
Dinlerini parçalayıp, gruplara ayrılan (müşriklerden olmayın). Her grup kendi yanındakiyle sevinir.” (Rum Süresi ayet 30/30-32)
Yaratılışımızda bize verilen göz, kulak, el, ayak, ten ve can gibi fıtratımıza Rabbimizin dini de Rabbimiz tarafından gönlümüze koyulmuş.
Sevgili Peygamberimiz bunu şöyle açıklar:
“Her doğan çocuk (İslâm) fıtratı üzerine doğurulur. Sonra anne-babası onu ya Yahudi, ya Hıristiyan veya Mecusî yapar. Hayvanın kusursuz doğurduğu yavru gibidir. Siz onda bir kusur görüyor musunuz?” dedi. Ebu Hüreyre, bu rivayetten sonra yukardaki ayeti okudu” (Buhari, Sahih, K Cenaiz bab 79-92, Müslim, Sahih, Kader 25, Tirmizi, Sünen, Kader 5, daha birçok hadis kitabında da rivayet edilmiştir)
Bazı rivayetlerde “Mecusi yapar” yerine “Kâfir yapar veya müşrik yapar” diye de rivayet edilmiş.
Hadis-i şerifte “Müslüman yapar” denmemiş.
Çünkü çocuğun fıtratı İslam’a göre ayarlı yaratılmış.
Sevmek, sevilmek, şöhret olmak, servet sahibi olup onu dağıtmak herkesin yaratılışında vardır ama mayasında doğruluk olduğu için istediği her şeyin İslam süzgecinden geçmesini ister.
Tapınma ihtiyacı herkesin içinde vardır ve ondan kurtulamaz.
Müslüman, kendisini yaratanın emrine uyarak ibadet ihtiyacını karşılayarak ihtiyacını karşılarken kâfir de kimin kitabını, kuralını, kriterini kabul etmişse ona tapınır ve onun kulu olur.
Allah’a kulluk etmeyenler de, kendisi gibi bir insanın kulluğunu kabul ederek, Trump’ın veya Putin’in veya Kim Jong-un’un kulu olmak zorunda kalırlar.
Bunlar ise milyonlarca insanın kanı üzerinde saltanat süren insanlar.
En büyüğü kabul edilen de günde sayılamayacak kadar yalan söylediğinden adı “kırk yalana” çıkmıştır.
Ülkelerin toprağını, taşını, denizini, havasını çalmaya başlar.
Peki, deist, ateist, Yahudi, Hıristiyan, Budist… olanlardan tamamen o yaratılışta verilen doğruluk silinebilir mi?
Asla silinemez.
Ne yaparsa yapsın, içinde bir sızı olur.
O sızı, bazen dışarı sızar.
Hani kedinin eğitimi fıkrası vardır:
“Kedi de eğitimle farenin düşmanı olmaktan çıkarılır ve ev hizmetinde kullanılır” diyen kişi, kediyi eğitmiş, devlet başkanının huzurunda bir sofra kurulmuş, kedi bütün ışıkları açmış, şerbet bardaklarına şerbeti şişesinden dökerken,
“Kediyi yaratılış kanunundan uzaklaştıramazsın” diyen kişi kutusunda sakladığı fareyi salınca, kedi şişeyi yerdeki mermere çarptığıyla farenin arkasından koşuverir.
İşte dünya genelinde din değiştirenlerin sayısını araştırdığınızda en çok İslam dinine giriş vardır; hatta giriş değil, asla dönüştür bu.
30/10/2026 tarihinde bu sütunda yazdığım makalede bahsettiğim Rus asıllı, Yahudi anne ile babadan, Amerika’da dünyaya gelen Profesör Friedlander (1940-2022) 1970) Müslüman olur, Shams/Şems adını alır, Mısır üniversitesinin davetini kabul ederek orada on yıl ders verirken Kur’an’ın dilini öğrenir ve Amerikan kültürünü yere çarpar ve aslına döner.
Hani siz “Adam gavur ama dürüst” diyorsunuz ya işte bu odur.
Onun için daha önce yazdığım bir makalede, “Gavurun işi zor. Her doğan çocuğu gavur etmek için trilyonlarca dolar harcayarak kendi çocuğuna bile fizik, kimya, biyoloji ve bütün …lojileri okuturken Allah’a giden bakışları “doğa” tanrısıyla kapattığı için, hem kendisini hem de çocuğunu cehenneme taşıyacak kompartıman olarak kullanıyor okul sınıflarını.
Biz, tenden ve candan meydana geliyoruz.
Tenimiz, Rabbimizin yarattığı tabiat kanunlarına tabidir.
Canımız ise tabiatı yaratan Rabbimizin indirdiği kıstaslara tabidir.
Tenimiz, tabiat kanunlarına uygun hareket ettiği oranda sıhhatimiz iyi olur.
Canımız, Rabbimizin kitabına uygun hareket ettiği oranda bireysel ahlakımız, aile ahlakımız, sosyal, siyasal, ekonomik, hukuksal… hayatımız güzel olur ki, buna ahlak diyoruz.
İçimizdeki iman, dışımızda amel çiçekleri açarsa ahlak olarak görünür.
İmanlı, amel-i salihli, edepli, güzel ahlaklı bir insan, yaratanının kurallarına uyarken, örnek olarak Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve sellemi seçer.