Her şeyin ve herkesin iyi tarafları ve kötü tarafları vardır.
Zehir varsa panzehir de vardır.
Hastalık varsa ilacı da vardır.
Her gün namazlarımızda okuduğumuz Felak Süresi’nde:
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ
“De ki: Sığınırım sabahın Rabbine,
مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ
Yarattıklarının şerrinden.” (Felak Süresi ayet 113/1-2)
Hiç hoşlanmadığımız sivrisineğin faydalarını, bir ilim adamının çalışmasından okursanız neredeyse koynunuzda besleyesiniz gelir.
Rabbimiz boş bir şey yaratmadığını haber verir:
رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
“Ey Rabbimiz, sen bunları boşuna yaratmadın, sen münezzehsin, bizi ateşin azabından koru." (derler) (Al-i İmran Süresi ayet 3/191)
Yılanın kuyruğuna basmadan, kimsenin malına, namusuna, canına zarar vermeden, Allah’tan başkasına kulluk yapmadan, dünyayı puthaneye çevirmeden bu dünyada etrafımıza hep Rabbimizin iyiliklerini saçmaya, kötü dediklerini engellemeye çalışarak bu dünyamızı güzel eylemeye yapay zekâyı da kullanarak hem kendi işimizi kolaylaştırmaya hem başkalarının işini de kolaylaştırmaya çalışırız.
Yapay zekâ, hiçbir zaman insanın yerine geçemeyecektir.
Çünkü hiçbir taklit, aslın yerini alamamıştır.
Bilim insanları bizim bazı bilgiçlik yaparken felaket tellallığı yaptıklarının farkında olmadan boş konuşurlarken o bilim insanları yapay zekâyı geliştirmeye çalışırken yine yaptıkları yapay zekâyı kullanmaya devam ediyorlar.
“Atom” dediğimizde hemen akla ilk gelen atom bombasıdır. Neden? Japonya’da iki şehre Amerikalıların attığı bombaların etkisini öğrendiğimiz günden beri silahların babası atom bombasıdır ama atom enerjisinin faydalarının, olmazsa olmazlarımız arasına girdiğini göreceğiz.
O küçücük atom çekirdeğinin içine o gücü koyanı hatırlayın da müezzinin günde beş defa neden Allah-ü Ekber/En büyük Allah’tır” deyişine katılıverin.
Tarlada, okulda, fabrikada, hastanede, evlerde, kurumlarda insanın olduğu her yerde yapay zekâ kullanımında İslam’ı tebliğde Müslümanların bir numara olduğu kanaatindeyim.
İnternete hangi konuyu yazarsanız onu en kısa zamanda hayal edemeyeceğiniz insanlara ulaştırıveriyor.
Bilgi istediğinizde eğer internete düşmüşse hemen sizin önünüze beş saniyede sunuveriyor.
Yalnız dikkatli olalım, yanlış yazılmışsa o yanlış getiriliyor önünüze.
Ben, aynı zamanda çiçek fotoğrafları çekicisiyim.
İlk defa gördüğüm, yerden beş santim yükseklikte bir çiçeği ve dağını da birlikte çektim ve “Bu çiçeğin adı ne?” diye sordum.
Adının İngilizce bir şey olduğunu yazdıktan sonra “Bu çiçek ABD’nin batısında yüksek dağların üstünde olur, sen nereden çektin?” diye sordu.
Ben, oraya “Karaman’da Hacıbaba dağında çektim” dersem, o da daha sonra soranlara söyleyecek.
Aldığınız cevapları tam doğru olarak kabul etmeyin, araştırın ama bu kolaylıktan faydalanınız.
“Elinize aldığınız, evinize soktuğunuz teknik ve teknolojik her alet sizin evinize ve cebinize giren birer ajandırlar” diyenlerden de korkmayınız.
Siz, bu dünyada Rabbimizin yasak kıldığı ama bulunduğunuz ülkelerin kanunlarına göre kanuni sayılan haramları işlememeye devam ediniz.
Zaten biz Müslümanlar, her saniye ve salisede bize bizden daha yakın olan, içimizden geçirdiklerimizi de bilen bir Rabbe iman etmekteyiz.
Her nefes alışta kime doğru gittiğimizi hatırlayalım ve o nefesi bize hayat kaynağı yapanın kurallarına uyalım.
Yüz yıl sonrasının teknolojisinin nasıl olacağını, yapay zekâ üzerinde çalışma yapanlar bile hayal edemez ama bu kâinat/evrenin ana malzemesinden yapılacak her şeyin zararından korunup, faydasından yararlanmaya ve Rabbin rızasına kavuşmaya gayret edelim.
1950’lerde, taş plaktan, “Evlenmeyin bekârlar, naylon kızlar çıkacak” türküsü yankılanırdı, çıktı da ama hâlâ evlendirme dairelerinde nikâhlar devam ediyor.
Yapay zekâyla Kur’an okutuluyor, şarkı söyletiliyor ama insan aslını dinlemek istiyor.
Yapay zekâyı, alet ve edevat olmaktan çıkarıp adam muamelesi yapmayalım, zaten yapamazsınız, çünkü ruhu yok.
Not: Teknik kelimelerde yanlış yapmışsam özür dilerim.