Fahreddin-i Razi (Rahmetullah'ı aleyh) Asr süresinin tefsirinde diyor ki; "Ben zamanın değerini pek anlayamazdım. "Vel-Asr1" suresini okurdum da manayı gönlüme yer ettiremezdim. Bir gün çarşıda buz satıcısı gördüm. Şöyle bağırıyordu; "Sermayesi her an eriyen bu zata acıyın."
Ömür sermayesi her nefeste eriyor. Nasıl ki buzun üzerine sıcak nefesinizi üfürdüğünüzde buzu eritiyorsunuz, aynı şekilde çıkan ve giren her nefeste siz de eriyorsunuz. Öyleyse bu nefesler boşa gitmemeli. Bu nefeslerle bir şeyler kazanılmak ve ahirette Allah'ın (C.C.) huzurunda bu nefeslerle kazandığımız sevabın mükâfatını görmeliyiz.
Ziya Paşa da:
“Dehrin ne safa var sim ü zerinde
İnsan bırakır hepsini hıyn-i seferinde” demiş.
Yani bu çağın içerisinde altın kazanmışsın gümüş kazanmışsın, ipekler giymişsin en pahalı arabaya binmişsin, köşkte kalmışsın ne fayda var.
Bir gün bir sefer başladığında bunların hepsini geride bırakıp gideceksin diyor.
Helalinden kazanılan mallarında başka insanların da hakkı kalmamışsa, ahiret yurduna da hazırlık yapmışsan ne âlâ.
Ahirete doğru bir gün bir sefer başlayacak. Öyleyse bu yolculuğa hazırlıklı olalım. Mehmet Akif de şöyle demiş:
“Neden geçsin sefaletlerle, haybetlerle ezmanın
Neden azmin süreksiz, yok mudur Allah'a, imanın?”
Yani zamanın boş şeylerle, sefaletlerle, sefahetlerle insanı yarın pişman edecek şeylerle niye geçsin.
Eğer Allah'a imanın varsa azmedeceksin, azimle bir şeyler yapacaksın. Zamanı sefahetle değil ibadetle, itaatle Hakk’a ve halka hizmetle geçireceksin.
Öldükten sonra da anılacak işler yapmalıyız. Sana hayır dua ettirecek işler yaparsan ikinci ömre geçmiş olursun. Bunu İbrahim (A.S.) da Rabbinden istiyor zaten; "Ya Rabbi! Benden sonra gelecekler katında benim adımı yükselt.
“Sonra gelenler arasında bana doğruluk dili kıl. (Geride kalanlara hoş bir sada bırakayım.)
Beni, naim cennetinin varislerinden kıl.” (Şuara süresi ayet 26/84-85)
Yani benden sonra gelen insanlar arasında iyilikle anılan bir insan olayım. İkinci bir ömre geçeyim diyor. Hz. İbrahim ikinci bir ömrü hak eden insanlardandır. Biz her gün namazımızda "Allahümme salli barik" dualarında onu hayırla yâd ediyoruz.
Peygamberimiz bir hadislerinde ne güzel ifade etmiş; "Allah'ın insanlara lütfettiği iki nimet vardır ki, birçok insan bu nimeti değerlendirmede aldanmışlardır. O nimetler de sıhhat ve boş zamandır."[1][4] Sıhhatinin değerini ancak hastalandığı zaman anlıyor insanlar. Boş zamanlarını da değerlendiremiyor.
Malımızı alıp satarken aldanmıyoruz. Çünkü buna dikkat ediyorsunuz. Euro’nun, Dolar’ın, altının fiyatlarını takip ediyorsunuz.
Peki, burada aldansanız ne olur? Sermayeden zarar etmiş olursunuz. Ama o sermayenin telafisi mümkün. Fakat o dükkânınızda otururken geçirdiğiniz…
Lise ve üniversiteye giriş imtihanlarında imtihan öncesi bazı öğretmenler, zamanın iyi kullanılması konusunda öğrencilere taktik verir.
İşte zamanı yaratan Rabbimiz bu ömrü nasıl değerlendireceğimizi bu süreyle öğretiyor.
En önemli notu en yüksek olanlar, iman, salih amel, Hakk’ı tavsiye ve sabrı tavsiye.
Bu dört şeye çok dikkat edeceğiz ve Kur’an’ın içindekileri ve Kur’an’ı bize tebliğ ve tebyin/açıklayan Allah Resulünün hayatını örnek olacağız.
Amel-i salih, Hakk’a ve halka faydalı olan işlerdirler.
Hakkı tavsiye edeceğiz. Cenab-ı Hakk’a kulluğu tavsiye edeceğiz, Trump’u, Putin’i, Şi’yi tavsiye etmeyeceğiz.
Cenab-ı Hakk’ın “Hak” dediğine “Hak” diyeceğiz ve ona sarılacağız.
“Batıl” dediğinden uzaklaşacağız.
Allah’ın hakkına da kul hakkına da dikkat edeceğiz.
İnsana iki dünyada faydalı olanı ancak insanı yaratan bilir.
Hiçbir insani kriteri Rabbin hükmünün önüne geçirmeyeceğiz.
Birileri karşınıza dikilir ve doksan yaşındaki Yusuf el-Kardavi’ye dediği gibi, “Sen teröristsin” deyip yok etmeye koşarsa sabredecek ve yolundan bir adım geri dönmeyeceksin.
Timur'a demişler ki; "Yahu her harbi kazanıyorsun. Bu ne iştir? Yıldırım Beyazıt’i mağlup ettin. Bu ne haldir?" Timur, soruyu soran adama demiş ki; "Parmağını ver" Adamın parmağını alıp kendi ağzına götürmüş, kendi parmağını da adamın ağzına götürmüş. “İkimizde ısıracağız. Harp bir ısırma sanatıdır" demiş. Ve ikisi de ısırmaya başlamışlar.
Bir süre sonra Timur'un karşısındaki adam dayanamayınca "aaaü" demiş ve bağırmak için ağzını açmış. Timur elini adamın ağzından çekmiş. Ama adamın parmağını ısırmaya devam etmiş. Bir müddet daha bağırttıktan sonra bırakıvermiş.
Demiş ki; "İşte sabır budur. "Aaa" demek sana fayda vermez, karşındakine fayda verir. İşte sabır budur” demiş.
Yani belalara karşı, ibadetlere karşı sabır, haramlara karşı sabır, helallere karşı sabır. İşkenceye karşı sabır, Allah'ın lütfettiği nimetlere karşı da sabır. İlim öğrenmeye karşı da sabır.