Toprağa gül ekerseniz gül biter.
Gülün yanındaki muhafız dikenler de o gülü sürüngenleri yemesinden korurlar.
Gülü gören herkesin önce gönlü güler, sonra yüzünden gülücükler uçuşur.
Pıtrak ekip papatya bitiren toprak yeryüzünde yoktur.
Bir dalda bir tane gül olsa ve onun muhafızı dikenler nerdeyse görünmez olurlar.
Bir tek güzellik, bin ayıba, hataya, kötüye galip gelir.
Saksıya gül ekilir ama insan yüzüne gülücük ekilir.
Saksıdaki çiçekler bir sene, iki senede daha uzun veya kısa sürede çiçekler dünyaya gülerler ama insan yüzüne karşı gönderdiğiniz gülücük hemen anında karşıdakinin yüzünde açar ve senin gülücüğün ayna misali kendine döner.
Karşılıklı olarak gül gönderme devam eder gider.
İsterseniz deneyin, evde, komşuda, dairede, kışlada, karakolda, parlamentoda, nerde olursa olsun hafif kırgın olduğu kişiye karşı tebessüm/yüzündeki dudaklardan bütün görünen yerlerle gülümserseniz otomatik olarak karşınızdaki de gülümser.
Ne buyurmuştu sevgili peygamberimiz:
“Mü’min, mü’minin aynasıdır.”
(Ebu Davud K. Edeb Hadis no:4918 Tirmizi birr Hadis no:1930).
Aynaya baktığınızda gülümserseniz aynadaki de gülümser.
Aynadakine kaş çatarsanız, aynadaki de size kaş çatar.
Aynadakine sırt dönerseniz aynadaki de size sırt döner.
Aynadakine doğru yürüseniz o da size doğru yürür.
Hiçbir zaman karşıdakinden hareket beklemeyin ve siz ona doğru hareket edelim.
Her gün yatsı anmazından sonra okuduğumuz Bakara süresinin son ayetinde:
“Allah, kişiye ancak gücünün yeteceği kadarını teklif eder. Kişinin yaptığı iyilik kendinedir, isteyerek yaptığı kötülük de kendi aleyhinedir” buyurur. (Bakara süresi ayet 2/286)
Atalarımız da, “Rüzgâr eken fırtına biçer” demişler.
Hukukta bin yıldır İslam’a göre şekillenen bu topraklar üzerinde yaşayan Müslümanlar hakkında gayrimüslim/yani Müslüman olmayan seyyahların anlattıklarına göre hep övüldüğü, hırsızlığın olmadığı, en değerli malların dükkânın önünde korumasız olarak kaldığı halde kimsenin el sürmediği bu insanların imanlı gönüllerine Batı’nın kanunları ekilmeye başladığı günden beri sağcısı, solcusu, eyyamcısı, amiri, memuru, işçisi işvereni, askeri, sanatçısı… bir şekilde şikâyetçi.
Hırsıza kızar da, onu hırsızlığa iten sistemi aklından geçirmez.
Taciz ve tecüzü yapana diş bilerler de onu o hale getiren sisteme bir şey demez.
Rüşvet, yalan ve talanı yapana kızar ama işleri o hale getiren eğitime ve eğitimle verilenle hiç ilgilenmez.
İnkâr ekersen, toplum hayatını yiyip bitiren bütün pislikler ortaya çıkar ve öylesine çoğalır ki o bir zamanlar kötü gördüğünüz, iğrendiğiniz olaylar normalleşir, boydan aşar ve kontrol edemeyecek hale gelir.
“Ne ekersen onu biçersin” sözü yalnız çiftçiler için değildir.
Çiftçiler arpa ekip buğday beklemezler. Ne ektiyse onu alacağını bilirler.
Öğrenciler de bilirler, ne kadar bilgi o kadar başarı olduğunu.
OYSS, YKS, KPSS imtihanlarına hazırlanan öğrenciler de, anne-babaları da, ne kadar puan, o kadar okul olduğunu bilirler.
Rabbimizin bize verdiği akılla, gönülle, kalple, elle, ayakla, gözle, kulakla, Hakk’ı söyleyelim,
Hakk’a karşı olanların kalplerini yaratan Cenab-ı Hakk’a çevirmek için çalışalım,
Hak yolda yürürken, yan yollardakilere elle, dille, gönülle çağrıda bulunalım.