Son dönemde Türkiye ekonomi ve finans piyasalarında yaşanan gelişmeler, halka açık şirketlerin değer kaybı ile derin bir endişe kaynağı oluşturuyor. Piyasaların yakından takip ettiği verilere göre, son iki ay gibi kısa bir süre içerisinde halka açık şirketlerin toplam değeri 479 milyar dolardan 306 milyar dolara kadar geriledi. Yaşanan bu sert ve ani düşüşle birlikte toplam piyasa kaybı 173 milyar doları aştı.

FABRİKALAR VE BANKALAR GÖZLER ÖNÜNDE ERİYOR

Ekonomideki bu olağanüstü daralma yalnızca borsa verileriyle sınırlı kalmayıp, reel sektörün yapı taşlarını da tehdit ediyor. Ülkenin üretim gücünü temsil eden fabrikalar, ticaret hacmini döndüren ticari işletmeler ve finansal istikrarın teminatı olan bankalar gözler önünde erimeye devam ediyor. Bir dönem ekonomiyi yöneten DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın paylaştığı verilerde de bu durum apaçık gözler önüne serildi.

Piyasada yaşanan bu büyük sarsıntı, ekonomi çevrelerinde ve uzmanlar arasında "cumhuriyet tarihinin en büyük piyasa dolandırıcılığı" tartışmalarını ve kaygılı değerlendirmelerini beraberinde getiriyor. Uzmanlar, yaşanan bu olağanüstü tablonun sıradan bir piyasa dalgalanması olarak okunamayacağını, durumun tüm yönleriyle derhal aydınlığa kavuşturulması gerektiğini vurguluyor.

PİYASAYA GÜVEN TAZELEMEK İÇİN ACİL EYLEM PLANI ŞART

Kötüye giden gidişatın durdurulması ve piyasalardaki tedirginliğin giderilmesi için atılması gereken adımlar ekonomi otoriteleri ve ilgili çevreler tarafından net bir şekilde dile getiriliyor. Sürecin şeffaflıkla yönetilmesi ve kamuoyundaki soru işaretlerinin giderilmesi adına acilen hayata geçirilmesi talep edilen başlıca önlemler şunlardır:

· Şeffaflık ve Liste Açıklaması: Piyasada yaşanan kayıpların ve olağandışı hareketliliğin arkasındaki tüm detayların yer aldığı listelerin şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması.

· Meclis Araştırması: Yaşanan sürecin tüm boyutlarıyla incelenmesi, sorumluların ve sebeplerin ortaya çıkarılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde özel bir araştırma komisyonunun kurulması.

· Yönetim Değişiklikleri: Sorumluluk alanı ve yetkileri dahilindeki süreçleri yönetemeyen ya da şüphelerin odağında yer alan ilgili kuruluşların tüm yöneticilerinin derhal görevden alınması.

· Tam Yetkili Görev Gücü: Krizin yaralarını sarmak, piyasalarda yeniden güven tesis etmek ve süreci etkin bir şekilde koordine etmek üzere tam yetkili bir "görev gücü" oluşturulması.

Kaynak: HABER MERKEZİ