Hayat pahalılığının çarşıda pazarda yangın yerine çevirdiği ekonomik iklimde, milyonlarca SSK, Bağ-Kur ve memur emeklisinin gözü kulağı önümüzdeki dönemde yapılacak maaş düzenlemelerine çevrildi.
Ankara kulislerinden sızan bilgilere göre, ekonomi yönetiminin masasında dar gelirliyi ve emekliyi doğrudan ilgilendiren birkaç farklı senaryo tartışılıyor.
• Birinci Senaryo (Enflasyon Farkı ve Sınırlı Refah Payı): Kulislerde, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yalnızca gerçekleşen veya öngörülen altı aylık enflasyon farkı oranında (%10 bandında) bir artış verilmesi, buna ek olarak tek haneli ya da sınırlı oranlarda (%5 ila %20 arasında değişen) bir refah payının değerlendirilmesi öngörülüyor.
• İkinci Senaryo (Taban Aylık ve Seyyanen Destek Arayışları): Mevcut en düşük emekli aylığının yetersiz kalması nedeniyle, taban maaşın belirli bir sınırın üzerine çekilmesi için yasal düzenleme senaryoları masada tutuluyor. Ancak bu senaryoların hiçbirisi, dar gelirlinin yıl boyunca uğradığı alım gücü kaybını telafi etmekten son derece uzak kalıyor.
Yetkililer bütçe imkânlarının darlığını ve "enflasyonla mücadele" programını gerekçe göstererek emekliye verilecek artışları budamaya çalışırken, geçmişte bu tablonun tam tersinin nasıl başarıldığı coğrafyamızın ekonomi hafızasında tüm berraklığıyla duruyor.
TARİH SAHNESİ UNUTMUYOR: ERBAKAN DÖNEMİNDE ENFLASYON VARKEN EMEKLİYE NASIL ZAM YAPILDI?
Bugün "bütçede kaynak yok", "denklemler şaşar" mazeretlerinin arkasına sığınan zihniyet, Türkiye Cumhuriyeti'nin 54. Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın liderliğindeki Refah-Yol iktidarının icraatlarına bakmalıdır.
1996-1997 yıllarında Türkiye’de resmi yıllık enflasyon %65 seviyelerinde seyrederken, emekli ve çalışanlar sefalet zamlarına mahkûm edilmemişti:
• Tarihi Maaş Artışları: Göreve geline daha aylar olmamışken, Temmuz 1996’da memur ve memur emeklilerine %50 oranında ilk büyük zam yansıtıldı. Yılın devamındaki kümülatif artışlarla bu oran %100'ü aştı ve enflasyon oranının çok üzerinde bir reel refah artışı (%37,5 net alım gücü artışı) sağlandı.
• Bağ-Kur ve İşçi Emeklisine Hak Ettiği Değer: Yıllarca ihmal edilen, prim borçları ve düşük aylıklar altında ezilen Bağ-Kur emeklilerine dönem boyunca yapılan kademeli ve kapsamlı düzenlemelerle %300’e varan oranlarda iyileştirmeler yapıldı. Dar gelirli insanımız ilk kez başı dik bir şekilde esnaf teşkilatında ve sosyal hayatta varlık gösterdi.
![]()
"KAYNAĞI NEREDEN BULDUNUZ?" SORUSUNUN CEVABI: HAVUZ SİSTEMİ VE DENK BÜTÇE
O dönemde "Bu parayı nereden bulacaksınız? Borç mu alacaksınız, para mı basacaksınız?" eleştirilerine karşı Erbakan Hükümeti dışarıdan borçlanmacı bir ekonomi politikasını elinin tersiyle itti. Kaynak, yine bu ülkenin kendi imkânları dahilinde, adil bir düzenle üretildi:
1. Kamu Tek Hesabı (Havuz Sistemi): Devletin farklı bankalarda ve ellerde atıl duran tüm fonları, faiz lobilerine kaptırılmak yerine tek bir "Havuz"da toplandı. Devlet kendi parasına faiz ödemekten kurtarıldı.
2. Denk Bütçe Realitesi: Cumhuriyet tarihinde ilk defa Denk Bütçe gerçekleştirildi. Toplanan her kuruş vergi ve devlet geliri, israfa, ranta ve faize değil; doğrudan millete hizmet olarak döndü.
3. İsrafın Önlenmesi ve Milli Kaynaklar: Kamudaki her türlü lüks harcama ve israf kalemi kesildi. Rantiyenin hortumları tıkandı. Buradan açılan devasa finansman alanı, memurun, işçinin, esnafın ve emeklinin cebine akıtıldı.

BUGÜN NE YAPILIYOR, NE YAPILMALI?
Bugün ise enflasyon karşısında eriyen maaşlar karşısında emekliye sunulan senaryolar, yalnızca "rakamsal manipülasyonlardan" ibaret kalmaktadır. Gerçekleşen enflasyon ile halkın yaşadığı hayat pahalılığı arasındaki makas her geçen gün açılırken, emeklilerimize lütuf gibi sunulan oranlar vicdanları yaralamaktadır.
Milli Görüş'ün ekonomi şiarı olan "Önce İnsan, Önce Adil Düzen" ilkesi bugün bir kez daha acil bir reçete olarak önümüzde durmaktadır. Emeklinin yüzünün gülmesi, kupon piyasalarına ve faiz lobilerine akan paranın kesilmesiyle; kaynakların doğrudan üretene, çalışana ve emekliye aktarılmasıyla mümkündür. Erbakan Hükümeti'nin 30 yıl önce gösterdiği o şanlı örnek, bu ülkenin bütçesinin de kaynaklarının da dürüst ellerde nasıl halka sunulabileceğinin en net nişanesidir.





