Filozofun ayakkabısının altı delinmiş. Yenisini almaya para yok.
Tamirciye gitmiş, ayakkabıyı çıkarmış vermiş.
Ayakkabıcı da adamın ayağı üşümesin diye eski bir ayakkabıyı ona vermiş.
Filozof, “Ben başkasının giydiği eski ayakkabıya ayağımı sokmam” demiş.
Tamirci, “Sen ne iş yaparsın” demiş, “Filozofum” diye cevap vermiş.
Tamirci, “Baba, sen kafanın içine, iki bin yıllık eskimiş, kokmuş fikirleri doldurarak beynini çöplük yapıyorsun da ayağının dışına bunu neden giymiyorsun” deyince, “Filozofluktan istifa ediyorum” demiş.
Sevgili Peygamberimiz, “Mütehevvikünden olmayın” buyurmuş.
“Mütehevvikün” kelimesi için lügat kitaplarına baktım, “Salak, kaygısız, saygısız, şaşkın, sonunu düşünmeyen, kazdığı kuyuya düşen, ahmak” manalarına geliyormuş.
Efendimizin bu hadisini ne sebeple söylediğine bir bakalım:
İmam Ahmed bin Hanbel’in Müsned’inde, Cabir bin Abdullah’tan şöyle anlatır: “Hattab oğlu Ömer’e, kitap ehlinden bir kitap geçer ve kitabı peygamber sallallahü aleyhi ve selleme okur ama efendimiz ona kızar ve şöyle der: “Hattab oğlu, sen Mütehevvikün’den misin? (Yani değilsin) nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki, ben, size bembeyaz tertemiz bir kitap getirdim.
Ehli kitaba bir şey sormayınız; doğru bir haber verirler siz onu yalanlarsınız, batıl bir haber verirler, siz onu doğrularsınız; Nefsim, kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, eğer Musa yaşasaydı bana uymaktan başka yolu yoktu” buyurdu. (Ahmet, Müsned, Cabir bin Abdullah rivayeti, İbni Ebi Şeybe, musannef, K. Edeb, bab 174 Hadis no 26949)
Tefsir derslerime devam eden bir noter, 1990’lı yıllarda, “Hocam, masonların alt birimi olan filan clube beni üyeliğe davet etti ben de ona, “Sizin yalnız isminizi biliyorum, ben namazında diğer ibadetlerinde devam eden biriyim; siz neden beni davet ediyorsunuz?” dediğimde, “Biz, inanmayanı almayız” dedi. Ne demek bu?” diye sordu.
Ben de ona, doğru söylüyor; Hindistan’da Budist olanı, Himalaya eteklerinde kartala tapınanı alıyorlar, Vatikan’da “Allah üçtür” demeyeni almıyorlar.
Yani bütün dinlere biz saygılıyız, paran olsun, bize katıl, senin düşünmene gerek yok, bize boyun eğ, gerisine karışma, nasıl olsa bütün dinlerin aslı yok” anlamında olduğuna işaret etmiş” dedim.
Bakara süresinin ikinci sayfasındaki kâfirlerden olan münafıkları anlatırken Müslümanların yanında, “İman ettik” diyorlar, kâfirlerin yanında, “Onlarla dalga geçtik” diyorlar.
Günümüzde bunların sayısı politikada dört yılda beş parti değiştirirken ve ekonomik arenada “her şeyi ve herkesi alır ve satarım” diyenler kısa bir zamanda sürdükleri saltanat küreğiyle kazdığı kuyuda bir ömür boyu pişmanlık duygusuyla hayatını zehir ettiğini görebilirler.
Bunlara bakarak kendimizi temize çıkarmayalım.
Örnek olmaya, yol göstermeye, bütün Müslümanlar olarak daha fazla gayret edelim.