Bu gaza sevdasıyla, şehit olacağının bilincindedir Murad.

Bu yüzden önceden yaptırmış külliyesini.Orhan Bey’le Nilüfer Hatun’un evladı.

İsmi unutulup Hudâvendigâr olarak anıldı.

12 yaşından beri fütuhattadır.

Trakya, Rumeli, Edirne, Sofya fetihleri dillere destandı.

Yıllarca başkent Bursa’dan uzakta Rumeli’ de seferden sefere koştu. Osmanlı düşmanı Türk beylikleri ile Bizans ve Haçlılarla savaştı. Seferler baharda olurdu, kışları Edirne’ de geçirdi.

Trakya’ daki fetihler, İstanbul’u hapishaneye çevirmiş, korku salmıştı. Sırplar ve Rumlar güç birliği yaptılar ne ki bu ittifak, Sırp Sındığı Savaşında bozguna uğradı, Osmanlı kazandı.

1. Murad, gittikçe Balkanlara hâkim olmaktaydı. Onun bu başarısından Papa, Avrupa, Bizans, Sırplar yastaydı. Bizans imparatoru, Balkan hanedanları gibi Murad’ın haraçgüzârı olmayı kabul etti. Papa, 1375’te İstanbul’un Türkler tarafından işgal edilmesi ihtimalinden ciddi olarak kaygılanmaktaydı.

Kosova Savaşı, Osmanlının kesin galibiyetiyle sonuçlandı. Gazânâme’ye göre I. Murad, birkaç hasekisiyle gelip cesetler arasında dolaşırken, kendisini cesetler arasına saklamış bulunan Miloş tarafından hançerle şehit edildi. İç organları çıkarıldıktan sonra şehid düştüğü yerde gömüldü; daha sonra, Bursa’ya götürülüp Çekirge’deki türbesine defnedildi. Yaralandığı ve öldüğü yere Hudâvendigâr Meşhedi denilen bir türbe yapıldı. (1389).

Halil İnalcık, “I. Murad Bizans kaynaklarında az konuşan, fakat konuştuğunda güzel sözler söyleyen, ava düşkün, yorulmak bilmeyen, Hıristiyanlara karşı merhametli, ancak hataya göz yummayan ve sertliğe başvurabilen, düşmanlarına karşı daima başarılı bir sultan şeklinde anılır”.

Gazi Hudâvendigâr unvanı, onun gaza ile imparatorluk kurucusu kimliğini ifade eder.

Vakfiyesine göre, Bursa Çekirge’de bir cami, medrese, imaret, misafirhaneden meydana gelen bir külliye, Bursa’da Hisar Camii, Bilecik ve Yenişehir’de birer cami yaptırmıştır. Ayrıca annesi adına İznik’te bir imaret inşa ettirmiştir. Edirne Sarayını, Ayvacık ve Filibe’de Hudâvendigâr Camii, Karaferye’de kiliseden çevrilen I. Murad Camii gibi eserleri de hayata geçirdi.

Murad’ın gazalarla bezenmiş yaşamını bir sonbahar akşamı, Uludağ’ın eteklerinde, Bursa’yı bir kartal gibi seyreden camisi önünde tekrar anımsadım. Külliye, masal denli güzel mimarisi ile banisinin; savaşta da barışta da estetikle, sanatla iç içe oluşunu kuvvetle anlatmakta idi.

Bursa dışında Çekirge semtinde inşa ettirilen külliye; cami, medrese, zaviye ve türbeden ibaret. Külliye, insanlara uzak gelmesinden mi ıssızlığı ile ayrı bir huzur senfonisi sunmakta. Çekirge kaplıcalarının şifasını adeta insanlara duyurmak istemiş gibi şehit Murad. Mabedin muhteşem mimarisini seyre doyamıyorsunuz.

Hudâvendigâr Külliyesi, 1367-1385 yılları arasında yapılmış. Medresesinin Müderrisleri arasında Molla Gürânî, Zenbilli Ali Efendi, Tâcîzâde Cafer Çelebi gibi XVI. yüzyıl sonuna kadar otuz yedi müderris ders vermiştir.

Dış mimarisiyle şaşırtıcı bir karakteri olan bu cami, Türk sanatında benzeri olmayan bir anlayışla iki katlı olarak yapılmıştır; alt katı cami, üst katı medresedir.

Avrupalı araştırmacılar caminin mimarisinden hareketle,buranın bir manastır ya da kilise olabileceği tezini savunsalar da, Semavi Eyice’ ye göre burası bir Tabhaneli Cami’dir.

Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerinde çok yaygın olan ahî teşkilâtıyla ilgili, sonraki tekkelerin esasını teşkil eden bir zâviyeli camidir. Yolcular içlerinde ocaklı niş olan tabhâne odalarında misafir ediliyordu. Mihrabın bulunduğu kubbeli namaz mekânının iki yanına altı oda yerleştirilmiştir.

Buna göre binanın yapımında yabancı asıllı bir mimar rol almıştır.

Yabancı bile olsa bu usta, erken Osmanlı döneminin Türk mimarisinin prensiplerine uzak değildir. Bunun yanında Akdeniz çevresinde o dönemde yaygın olan bir dış mimari estetiğinden de haberdardır ve bunları birleştirip kaynaştırmak suretiyle bu eseri meydana getirmiştir.

Türbe, caminin önünden geçen yolun öteki tarafında ve ovaya hâkim bir set üzerinde yer almaktadır. Kosova’da 1389’da şehid edildikten sonra burada cesedinden çıkarılan iç organların gömüldüğü yerde bir türbe yaptırılmış, cenazesi Bursa’ya getirilerek defnedilmiş ve üzerine buradaki türbe yaptırılmıştır.

Sıbyan Mektebi, Aşhane-İmaret, hamam, çeşme ile külliye binaları ayaktadır.

Bursa’nın pastoral manzarasına çok önemli katkıda bulunmaktadır.

Savaşların sustuğu yerde, Murad’ın şaheser sanatı konuşmaktadır.