Samimiyetin diğer adıydı seksenler,
Fedakârlığın, içtenliğin fotoğrafıydı.
Bazen düşünüyorum da, değil cep telefonları,
Çoğu kimsede ev telefonlarının bile olmadığı o yıllarda,
Nasıl haberleşebiliyorsak,
Toplantı yerlerinde eksiksiz hazır olmaktaydık.
Başörtüsü yasağı eylemlerinde, Afgan direnişi ya da Bosna savaşıyla ilgili panellerde, kermeslerde.
Bakiye Marangoz’un asla işi çıkmaz, koştururdu.
Seksenli yıllarda yirmili yaşlardaydık,
Daha önceleri bilmediğimiz yeni bir kulvarda,
İslamcılığı el yordamıyla öğrenmeye çalışmaktaydık.
Kara siyasanın bariyerleri çetindi, tökezlemekteydik.
Kâh başörtüsüyle okullara alınmıyor,
Kâh yaratık görüldüğümüz kamusal alandan kovulmaktaydık.
Fatih’teki toplantıya, taa Maltepe’den Cihan Aktaş gelirdi,
Üsküdar’daki panel için, Sabiha Ünlü Avrupa yakasının uzaklığını dert edinmeden yetişirdi.
Beyazıt’taki başörtüsü protestoları, Süreyya Yüksel’siz olmazdı.
Beşiktaş Ihlamur Kuyu’daki dergi çıkarma deviniminde Emine Şenlikoğlu, Mevlüde Uçar başı çekerdi.
Bakiye Marangoz, gülümseyen çehresiyle her toplantının, mitinglerin, panellerin mazeretsiz katılımcısıydı.
Bazen katılımcılıkla iktifa edilmez; konferanslar sonunda gözaltına alınmalar da olurdu.
Hele tesettürle ilgili paneller, iktidarın antipatisini çeker, polis direk salonu basıp sakıncalı bulunan katılımcıları gözaltına alırdı.
28 Şubat dönemiyse bu kez yazılarımızla hâkim karşısında idik.
Yine de kasvet, gam, kederden uzaktık.
Kâşanelerden çok daha cazipti bir mescitteki sohbette bulunmak.
Bakiye Marangoz ile bir Hannover programımız olmuştu,
Daha yakından tanımıştım.
İnsanlara öylesine samimi davranmaktaydı ki,
Kibirden azade, yalın, aileden biri gibi,
Hemen çevresinde kalabalık bir grup oluşmaktaydı.
Konferanslarına katılanlar çok sevmişlerdi,
Asr-ı Saadet’i öyle yürekten anlatmaktaydı ki,
Dinleyenler o dönemi yaşıyor gibi mest oluyordu.
Her gittiğimiz şehirde kitleler, arabalarına atlayıp bir başka şehirdeki konuşmasına katılmaktaydı.
Çocuk Eğitimi’ni ondan dinleyen anneler, nerede yanlış yaptıklarını kavramaktaydı.
Benimle de kırk yıllık dost gibi çabucak arkadaş olmuştu.
Araya mesafe,“siz biz” bırakmadan, en içten tavırlarla aramızdaki kardeşlik o birkaç günlük programda çok daha kavileşmişti.
Ne ki, ikibinli yıllar eski dava samimiyetine buldozer olup ezip geçmişti.
Toplantılar, paneller, konferanslar akamete uğramıştı.
Onca iletişim kaynaklarına, cep telefonlarına karşın,
Eski arkadaşlar birbirimizi göremez olmuştuk.
Bakiye Marangoz’un vefat haberiyle geçmişin güzel günlerini yeniden anımsadım.
Nasıl kutlu dava için iki yaka arasında koşturduklarımızı düşündüm de, bugün o neslin izlerini sürecek gençliği bulabilecek miyiz acaba.
Bakiye Marangoz, uzun yıllar Yeni Nesil, Yeni Devir, İttihad, Vahdet gazetelerinde makaleler kaleme aldı. Mektup dergisinde düşünce yazıları ile iz bıraktı.
“Çocuğumuzu Nasıl Eğitelim” kitabı, anneler üzerinde hayli etkiliydi. “Geçmişten Günümüze Ailenin Öyküsü” kitabı ile toplumun en önemli yapı taşı ailenin önemini vurguladı. “Geleneksellik ve Modernizm Kıskacında Kadın’ın Üç Rolü” isimli kitabında insanlığın atası, anası kadının rollerini kadrajına aldı.
Dünya serüvenini tamamlayan Bakiye’mize Rabbim, rahmet eylesin, öte âlemde de gözlerindeki gülümsemeyi eksik etmesin inşallah.