İyi misiniz, hoş musunuz, kaç tane gerçekten “dostum” diyebileceğiniz arkadaşınız var?
En eskimez arkadaşınızla kaç yıldır dostluğunuz devam etmektedir?
Kaç tanesinden ayrıldınız?
İhanet eden oldu mu? Neden?
Arkadaşlığınız, din kardeşliğinden mi, çıkar birliğinden mi, aşiret, kavmiyyet birliğinden mi?
Sırrını saklar mı?
Fitneler, kasırgalar gibi etrafta ifsat selleri oluşturduğunda, sele kapıldığında el uzatacak dostun var mı?
Hiçbir dostunu deneme.
Sen, o dostunun muhafızı, sevgi gıdası, huzur kaynağı olmaya çalış ve fesat, nifak, ihanet damarlarının besin kaynağı olan zehirli çıkar mikrobunu, makam düşkünlüğünü, şöhret kanseri maddelerini yok et.
Dost, dostun zor duruma düşmemesi için her konuda koruyucusu olmalıdır.
Dost, dostunun can dostudur, kan dostudur.
Çıkarı için dost olanlar, gün gelir dostunun derisini yüzer, yüzsüz yüzüne maske yapar.
Ama o hain, yüzündeki maske ile kendini ele verir, adını yele verir.
“Rezil edecem” derken en aşağılık rezil olur.
Sevgili Peygamberimiz, sevginin yalnız Allah için olmasını ister:
“Şu üç şey bir kişide bulunursa imanın tadına varmış olur:
Allah ve Rasülü, başkalarından daha sevgili olmak,
Sevdiği bir kişiyi Allah için sevmek,
Ateşe girmekten hoşlanmadığı gibi, kâfirliğe geri dönmekten hoşlanmamak” (Buhari, İman, bab 9, Halavet’ül-İman)
Arkadaşlıklarımızın temelinde, Allah için sevmek olmalıdır.
Çıkarlarımız için seversek, paylaşımda kavga çıkar.
Köyün en haylaz iki çocuğu asker dönüşü yine arkadaşlıklarına devam ederlerken “köy bekçisi” olmak için muhtar ve heyeti toplanırlar, bu iki haylaz delikanlı arasında seçim yapacaklar.
Biri ayağa kalkar ve “Bundan bekçi olmaz” der ve onun gizli sırlarını yerlere döker.
İkincisi kalkar o da “Bundan hiç olmaz” der ve onun sırlarını da döker odanın ortasına.
Bu iki arkadaş, köyde bazı suçları kendileri işlemiş, bazı suçları beraber işlemişler ortaya bir bekçilik makamı çıkınca düşman oluverirler.
Alın bu olayı en yukarılarda çıkar arkadaşlığı yapanlara uygulayın ve ibret alın.
Asıl dostluk, dünyevi hiçbir çıkar üzerine olmayan dostluklardır.
Rabbimiz Hucurat Süresi’nde “Ancak mü’minler kardeştirler” buyurmuş.
Her mü’min kardeşimiz, aynı zamanda dostumuzdur da.
Çünkü onun sevdiği ile benim sevdiğim Allah celle ceallüh tektir.
Sevgiyi de yaratan Allah için biz, birbirimizi severiz.
1984-1989 yılları arasında cumartesi akşamlarında mahallede komşularla bir araya gelir, sohbetler yapardık.
Ayette “Yahudiler” geçince çok çok zengin hacının biraz itirazı oldu.
Türkiye’nin o konuda bir numaralı ithalatçısı olan Yahudi’nin doğruluğundan, dürüstlüğünden, aralarında milyonluk alışlarda çek ve senet istemediğinden, güvenin her yeri kapladığından bahsetti.
Ben da ona “Sen yine de ihtiyatlı ol. Onda gördüğün dürüstlük senden ona yansıyandır.
Sizin haram yememeniz, onu size karşı dürüstlüğe sevk etti.
Yani dürüstlüğünüzü size karşı kullanıyor” dedim.
Birkaç ay sonra hacının aniden hastaneye kaldırıldığını öğrendim, hastaneden ölüsü çıktı.
Yahudi, her büyük ithalatta, müşterilerinden para ister, onlar da ne kadar alacaksa o kadar para gönderirler.
Son siparişte hepsinden çok çok para ister, onlar da nasıl olsa malımızı alacağız mantığıyla gönderirler. Gidiş o gidiş.
Yahudi’nin yurt dışına kaçtığı haberini alan hacı, hastaneye kaldırılır ve oradan kabre gider. Allah rahmet eylesin.