Dünyadaki bütün saltanatlar gelip geçicidir. Zira dünya da, insan da fânidir. Zeval mutlaktır. Aslında her insanın bileti kesilmiş, ancak hareket saati belli değildir. Bekleyen bir yolcudur. Bu sebeple seyahat için kullanacağımız bavulu iyi şeylerle doldurmak gerekir. Bu yolculuktan önce, vicdanın gerektirdiği güzellikleri toplamak ve çantaya yerleştirmek, aklın ve imanın gereğidir.

Bu iyiliklerin toplanabilmesi, nankör ve nadan insanlardan, yalan konuşanlardan, doğrulardan kaçanlardan, devamlı dedikodu ile vakit geçirenlerden, cahil-cüheladan, Allah’tan korkmayan kâfirlerden, münafık ve riyakâr insanlardan uzak durmakla sağlanabilir.

Hz. Mevlana buyuruyor ki;

· Kin; sahibine yüktür (taşıması zordur)

· Düşmanlık; sahibine işkencedir (yüktür)

· Nefret; sahibine engeldir (rahatsız eder)

· Kıskançlık; sahibine körlüktür (acımasız olur)

· Cimrilik; sahibine fakirliktir (insana zarar)

· Cahillik; sahibine rezilliktir (konuşmasını bilmez)

· Tembellik; sahibine yoksunluktur (ele güne muhtaç eder)

İnsan, bu sayılanları hayatından çıkarırsa, rahatlıkla nefeslenebilir. Aksi hal, yorgunluk, kepazelik, seviyesizliklerin ziyadeleşmesini sağlar.

Allah; “Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, süs, aranızda övünme ve mal ile evlat çoğaltma yarışından ibarettir” (Hadîd/20) buyurmaktadır. Onun için denir ki; hayat zenginlerden yana olabilir amma ölüm herkes için mukadderdir, istisnası yoktur. İnsanlar buna göre adımını atmalıdır. Buna göre düşünmeli ve hareket etmelidir.

Ancak; “Elbirliğiyle herkesin rezil olduğu ama kimsenin utanmadığı bir dünya kurdular. Ar damarı çatlamış bir yığın insan var.” Zira ahlaksızlık tavan yapmış, insan onuruyla bağdaşmayan her hareket maalesef moda haline gelmiş durumdadır. Ebeveynler, idare edenler elan suskunluklarını sürdürmektedirler. Bir nevi toplumun çökmesini beklemektedirler.

Allah buyuruyor ki; “Biz bir ülkeyi (beldeyi) helak etmek istediğimiz zaman, oranın şımarık ve azgın ileri gelenlerine emrederiz; onlar ise orada yoldan çıkarlar (kötü işler yaparlar). Böylece o ülke hakkında hüküm gerçekleşir, biz de onu darmadağın ederiz.” (İsrâ/16) Buna rağmen, muktedirler ibret alması gerekirken, tam aksini yapmakta, şımarmış insanlar gibi hak-hukuktan uzaklaşmakta ve çekildikleri kâşanelerinde yaşamaya devam etmektedirler.

Unutmamak gerekir ki; “İnsan olmak ne din işidir ne eğitim ne de para… İnsan olmak sadece vicdan işidir.” Vicdanın titremediği her işte kötülükler zirve yapar. İnsanlar sadece fırıldak olurlar. Çünkü “Edebin yerini özgürlük aldı. Helalin yerini haram aldı. Eşin yerini sevgili (metres) aldı. İyi niyetin yerini (maalesef) menfaat aldı,” insanlar dünyevileşti. Lenin bile; “Şimdi iktidardayız ve bütün alçaklar bizden yana” demiştir. Menfaat bahis konusu olunca tüm milli ve manevi değerler rahatlıkla terk edilebilmektedir.

Oysa Hz. Ali buyurur ki; “Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras ve ilim gibi şeref olmaz.” Şeref de makamda, rütbede, malda aranmaz. Onun için denir ki; “Kişilik dediğin kıyafet değil ki üzerine uysun, edep dediğin miras değil ki, babadan kalsın. İnsan ne kadar yükselirse yükselsin, önce haddini bilsin, sonra değer bulsun.” Çünkü insanı değeryap kılan ruhî güzellikleridir. Hz. Mevlana’nın dediği gibi; “Ey insanoğlu! Nefsindeki faziletleri ikmale çalış, çünkü sen cisminle değil, ruhunla insansın.

Ayrıca Hz. Mevlana’nın kadim nasihati de calibi dikkattir:

Dünya koca bir yalan iken, gerçeği arar durur insan.

Ölüm en güzel nasihat iken, hiç ölmeyecek sanır insan.

Her nefis ölümü tadacaktır” (Âl-i İmrân/185) ayeti de açık ve düşündürücüdür.

Bize; “El uzatanı da gördük, çelme takanı da. Aslan gibi yanımızda olanı da gördük, çakal gibi düşmemizi bekleyeni de gördük.” Dost olanı da gördük, ihanet edenleri de gördük. Samimi olanı da, münafık ve mürai olanı da gördük. Bütün bunlara rağmen kötü olmayı hiç düşünmedik ama iyi olmanın bedelini de ağır ödedik.

Sonuç olarak M. Akif’in ifadeleriyle;

Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince,

Günler şu heyûlâyı da er, geç silecektir.

Rahmetle anılmak, ebediyyet budur amma.

Sessiz yaşadım, kim beni, nereden bilecektir?

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.

“Ya Rabbi bu haftayı bize hayırlı ve bereketli kıl. Hayırlara yakın, şerlere uzak eyle.”

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47).