“Eğitimli insanlar, cahillerin elinde oyuncak olmuş.” (Can Ataklı)
Doğru söze amenna… Hemen belirtelim ki, eşrefi mahlûkat olarak yaratılan insanlara bilgi, beceri ve cesaret verir, cahil ve kurnaz olanlara ise küstahlık verir. Zira bilgi ve birikimli insan mütevazı olur, cahil olan insan da kibirli olur. Kibirliler de insanlara tepeden bakar, kendini herkesten üstün görür.
Onun için bir gün gelecek, iyi olanların kıymetini, iyi olmayan insanlar gösterecek. Bu sebeple hiç kimsenin hayatına, tantanasına özenmeyin. Zira gerçek zenginlik, mütevazı ve sağlıklı olmaktır, vicdan rahatlığıdır. Bu hasletlere sahip olan insan da bahtiyardır.
Hemen belirtelim ki, insanda mevcut edep, ar ve hayâ insanı mümtaz kılar. Akıl ise insana en iyi arkadaştır. Cahil insanların tuzaklarına düşmemek için pusudadır. Özetle ar, hayâ ve akıl insana yoldaştır.
Bir insanın gerçek karakterini öğrenmek için öfkelendiği zaman adil davranıp davranmadığına, eline güç geçtiğinde, makam sahibi olduğunda, merhametine ve dürüstlüğüne bakmak gerekir.
Merhum şairimiz A. Karakoç'un mısralarında yer alan;
Namussuza ballı kaymak yedirir
Namusluya taş yutturur bu düzen
dünyamıza hâkimdir.
Bilmeliyiz ki hasta ve cahil olan toplumlar, dinamik değil, hasta ruhlu liderler üretir. Bu liderler de günümüzde olduğu gibi cahil insanlardan güç alır. Maalesef öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, haksız olan cahil olan hep kazanıyor, aklı erenler de kaybediyor.
İbn Rüşd der ki: “İnsanlara akılları yettiği kadar hitap ediniz, ötesine geçmeyiniz.” Doğru olan söze şapka çıkarılır. Ancak üzüldüğümüz tek şey, eğitimli insanların cahillerin elinde oyuncak olmalarıdır.
Teşbihte hata olmaz diyerek belirtelim ki, başka ülkelerin mallarını boykot yerine, içimizde yaşayan malları (!) boykot etsek kurtuluşumuza yetecektir. Malum, bir gün içimizden biri bu dünyayı terk edecektir. Kimi zamansız, kimi vedasız, kimisi dargın, kimisi üzgün ve kimisi de kırgın olarak ayrılıp gidecektir. Böylece bir dönem kapanacaktır. Akıldan çıkardığımız ölüm, insanın kurduğu hayallerden kendisine daha yakındır ve bir gün mutlaka gelecektir. Onun için böbürlenip durmanın anlamı yoktur.
Denir ki;
Düşenin üstüne basan utansın.
Doğruyu bilip de susan utansın.
Firavun’un (Karun’un, Nemrut’un) soyuna yaranmak için,
Musa'nın yolunu kesen utansın.
Bu kadar olumsuzluklar içinde düzgün bir hayat yaşamaya çalışmak, ancak erdemli insanların işidir. Ama maalesef eğitimli aptal insanlar, cahil ve kurnaz insanların oyuncağı haline gelmiştir.
Siyasetimize baktığımız zaman da bazı cahillerin söz sahibi olduğu görünmektedir. Aklı eren insanlar da maalesef bunları alkışlamaktadır. Onların güdümünde yaşamak tercih edilmektedir. Müslüman insan, modern dünyanın dayattığı arsızlığı özgüven sayan, edepsizliği, hayâsızlığı, arsızlığı, yüzsüzlüğü maharet gören cahil insanların peşinden gidemez, onlarla birlikte olamaz.
Erdemli insanlar günümüzde buharlaşmış durumda, âlimlerin ise cahil yöneticilerin yönetimlerinde esamesi okunmaz hale geldi.
İmam Gazzâlî’nin buyurduğu gibi şu üç şey boşunadır:
· Aptala nasihat etmek,
· Cahil ile tartışmak,
· İkiyüzlü ile (riyakârlarla) dost olmak.
Böyle bir durum aklın alacağın iş değildir.
Ayrıca gidecek yeri olmayanların üzülmesine gerek yoktur, üzülmesi gerekenler yatacak yeri olmayanlardır.
Sonuç olarak;
Bu dünyada adil olan ve değişmez tek şey, bir gün herkesin ölecek olmasıdır. O zaman bu azgınlıklara gerek var mıdır? Cahil, üretken olmayanlara teslim olmak akla reva mıdır?
Rahman ve Rahim,
Kadir ve Muktedir,
Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.
“Ya Rabbi bu haftayı bize hayırlı ve bereketli kıl. Hayırlara yakın, şerlere uzak eyle.”
Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47).