Ortadoğu strateji uzmanı, tarihçi, yazar, emekli Tuğgeneral Sayın Naim Babüroğlu'nun, keza Türkiye'nin deniz hak ve menfaatlerini savunan ve Mavi Vatan doktrinini geliştirip, literatüre kazandıran, bu meselede cansiperane mücadele eden müstafi Tümamiral Sayın Cihat Yaycı'nın yazdıkları mutlaka okunmalıdır. Ayrıca yayınlarının da mutlaka dinlenmesi gerekir.

Zira her iki paşanın, içinde yıllarca hizmet ettikleri silahlı kuvvetlerden edindikleri bilgi ve tecrübeleriyle olayları analizde başarılı makaleler yazdıklarını görüyor ve okuyoruz, okutmaya da çalışıyoruz.

Bu makalemizde, Tuğgeneral Naim Babüroğlu'nun kaleme alıp, 7 Mart 2026 tarihinde neşredilen makalesini özetlemeye çalışacağız. Şöyle ki;

“1950'ler…

ABD merkezi haber alma örgütü (CIA), Irak'ta siyasi ve askeri liderlere silah ve para sağlıyordu. Amacı komünizm karşıtı bir cephe oluşturmaktı. Fakat işler ABD'nin istediği gibi gitmedi.

*

14 Temmuz 1958…

ABD yanlısı Irak yönetimi, silahlı kuvvetler darbesiyle devrildi. Meşhur General Kasım devletin başına geçti ve kapıları Sovyet Rusya'ya açtı…

CIA, zaman kaybetmeden Irak'ta Baas partisine sızmaya başladı... Beş yıl sonra, CIA destekli bir darbe yapıldı ve Irak'ta ABD yeniden güç kazandı.

*

1960'larda Irak'ta İçişleri Bakanlığı yapan Ali Salih Sadi şu itirafta bulunur: Biz işbaşına CIA treniyle geldik... O trenin içinde... CIA desteğiyle yıldızı parlayan ünlü Saddam Hüseyin (bulunuyordu).

*

1980-1988…

(Irak, İran savaşı başladı) İran-Irak savaşı, tam sekiz yıl sürdü. CIA bu savaşta, Saddam'ın yanında yer aldı, istihbarat desteği sağladı.

*

1990…

Irak ordusunun hareketliliği görüldü. CIA, Irak birliklerinin Kuveyt sınırına yığıldığını tespit etti. Ama nedense hiç ses çıkarmadı.

Irak, 100-200 değil, 140 bin kişilik ordusuyla Kuveyt'e girdi. Kuveyt ordusunun rütbelilerini, mesaiye gelişlerinde kışla nizamiyelerinde yakaladı. (Onun için) CIA oldukça mutluydu.

Bir kaç yıl sonra…

CIA, “Saddam Suudi Arabistan'a saldıracak, Irak'ın kimyasal başlıklı silahları var ve her an bunları kullanabilir şeklinde yalan raporlar düzenledi.

Yıl 2003…

Düzmece belge ve raporlarla, ABD Irak'ı işgal etti. İşgal sonrası soruşturma yapıldı... Ve Irak'ın silahları konusunda, CIA'nın söylediklerinin tümüyle hayal ürünü olduğu ortaya çıktı. Ancak Irak işgal edilmiş, bir buçuk milyon insan ölmüştü.

Ama İsrail'i tehdit eden büyük bir ülke dağıtılmış ve ABD hedefe ulaşmıştı.

Olan Türkiye'ye oldu. (Çünkü) PKK terör örgütü güçlendi. (Keza) Irak'ın kuzeyinde, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi kuruldu...

Bölgede, İsrail'e karşı çıkan iki ülke kalmıştı. (Bunlar) Suriye ve Libya (idi).

2011'de bazı Arap ve Müslüman ülkelerin de desteklediği, sözde 'Arap Baharı' fırtınası estirildi.

Libya dağıldı, Kaddafi linç edildi. Suriye parçalandı, Esat devrildi. Bu iki ülkenin başına, ABD'ne bağlı, İsrail'e karşı çıkmayan yönetimler getirildi.

*

Olan Türkiye'ye oldu…

(Zira) Türkiye dünyanın en fazla göçmenini barındıran ülke konumuna geldi. PKK'nın Suriye kolu, SDG/YPG ortaya çıktı.

1919'da İngilizlerin çizdiği ‘Kürdistan’ haritasında belirtilen sınırlarda PKK, Suriye'de adı konmamış özerk bir yönetim kurdu.

(Böylece Atatürk ve zamanın komutanlarının el birliğiyle) 10 Ağustos 1920'de çöpe attığı Sevr anlaşmasının ikinci halkası da tamamlanmış oldu.

Bölgede İsrail'i ve ABD'yi tehdit eden tek ülke kalmıştı, İran…

Pentagon tarafından, 2001'den beri İran'a yönelik operasyon hazırlıkları yapılıyordu. Ama önce İran'ı destekleyen Hizbullah, HAMAS ve Yemen'deki Husiler zayıflatılmalıydı. Öyle de yapıldı.

*

28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail İran'a saldırı başlattı. İran'ın üst düzey siyasi ve askeri lider kadrosunun büyük bölümü yok edildi. Ordunun savaşma azim ve yeteneğini ortadan kaldırmak için, saldırılar her yönden devam ediyor.

Eğer, kısa, orta ya da uzun sürede İran dağıtılırsa… Bölgede, İsrail'e karşı çıkan ve ABD'ye tepki gösteren herhangi bir ülke de kalmamış olacak. Ve en mutlu ülke, İsrail olacak…

Olan Türkiye'ye olacak…

Geriye ne kaldı?

ABD'nin CNN İnternational TV kanalında, 5 Mart 2026'da bir harita yayımlandı. ‘Kürdistan’ dedikleri devletin sınırlarını belirten harita: (Bu) haritada… Hatay dâhil olmak üzere, Kahramanmaraş, Sivas, Erzincan, Erzurum, Kars ve güneyinde yer alan tüm iller… Suriye'de SDG'nin şu anda bulunduğu alan… Ve Barzani yönetimindeki bölge, ‘Kürdistan’ devleti olarak gösterildi… 1919'da İngilizlerin çizdiği haritayla aynı… Ortadoğu projesiyle uyumlu…

Mayıs 2015…

... Mesut Barzani, ABD'yi ziyaret eder. Başkan yardımcısı (o zaman) Biden, görüşmede Barzani'ye beklenen müjdeyi verir. “İkimizin de ömrü Kürdistan'ın bağımsızlığını kendi gözlerimizle görmeye yetecek.”

Diyorlar ki… İran'dan sonra sıra Türkiye'de…”

Böylece emekli Tuğgeneral Sayın Naim Babüroğlu'nun makalesi özetlenmiş oldu. Orta Doğu’daki tehlikenin boyutunu bir kere daha görmüş ve okumuş olduk.

Biz de 1975'lerden beri bu tehlikeli durumu gördük ve İsrail’in bize komşu yapılabilmesi için, ona mani olacak ülkelerden önce Suriye’nin, daha sonra İran'ın vurulacağını, böylece İsrail'in bizim komşumuz haline getirileceğini her alanda söyleye geldik. Sayın Naim Babüroğlu detaylarını sıralamış, makalesinden müstefit olduk. Keşke politikacılarımız da ders almak için okusa! Ama maalesef okumuyorlar. Onun için de tedbir almakta zorlanıyorlar.

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47).