‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…

çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…

Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…

“Fe men tâbe min ba’di zulmihi / Zulmünden sonra kim tövbe ederse” (Maide 39)

Bir cümle söylendikten sonra o cümle ile birinci cümle açıklanırsa, buna “cümle-i beyaniye” diyoruz, beyan cümlesi diyoruz. Beyan cümlesi dört şekilde yapılmış olur.

“Beyan cümlesi” ile fasl edilir yani aralarına herhangi bir harf konmaz. Bu takdirde beyan cümlesi birinci cümlenin bedeli olup herhangi bir değişiklik yapmaz, sadece onu açıklamış olur. Bedel-i baz ise takyid veya tahsis etmiş olur. “Bana bir kalem al, kurşun kalemi al” derseniz, alacağınız kalemin kurşun kalemi olduğunu ifade etmiş olursunuz.

“İllâ” gibi istisna ile getirilir. “Bana bir kalem al tükenmez olmasın.” Burada da tahsis vardır. Bunun hükmü istisna edilene kıyas edilemez.

Beyan cümlesinin başına “Ve” getirilirse. “Bana bir kalem al, kurşun kalem de olabilir.” Bu takdirde kurşun kalemine diğer kalemler kıyas edilebilir.

“Fa” harfi ile beyan edilirse, genel kural konmuş olan “bana bir kurşun kalemi al” fa harfi getirip kalem yazmak içindir derseniz, başka kalemler de alınabilir demektir.

Burada “Fa” harfi getirilmiştir. Hırsızın kolu kesilecektir. Bundan sonra genel kural getiriliyor. Kim olursa olsun tövbe ederse onun tövbesi kabul olunur denmektedir.

Kol kesildikten sonra tövbesi nasıl kabul edilecektir?

Burada müruru zamanı ifade etmektedir. Birisi hırsızlık yaptı. Takip edilmedi. İspat edilemedi. Aradan yeteri kadar zaman geçti. O arada o suçu işledi. Suçunu ikrar etti. Örnek olarak bir sene geçti. Geldi ve dedi ki; “Ben geçen sene 1000 TL çalmıştım, bunu iade ediyorum.” Böyle derse artık biz onun kolunu kesmeyiz. Demek ki ispat etmeden önce itiraf eder ve yaptığını iade ederse affedilir, kolu kesilmez.

Biz bunu nerden istidlâl ediyoruz?

Teröristler için uygulanan hüküm burada da uygulanır.

Çalındı. Daha soruşturma tamamlanmadan önce kişi gelir, aldığını getirir ve “ben pişman oldum” derse, o zaman kolu kesilmez.

Ergenekon veya Balyoz davaları başlamış ama henüz karara varmadan önce birileri çıkar, itiraf eder ve verdikleri zararları tazmin ederlerse, o zaman davaları devam etmez.

“Ve esleha / Ve ıslah ederse” (Maide 39)

Verdiği zararı giderirse demektir. Kişinin itirafta bulunması, kendisine düşen zararları ödemesi şartı ile affa tâbi olur.

PKK 40 bin kişi öldürmüşse, faili meçhullerde kasame ilkesine göre olaylara katılanlara eşit olarak bölüştürülür. Diyelim ki şimdiye kadar PKK kamplarına katılanların sayısı da 10 bin ise demek ki bir kimse 3 kişinin ölümüne sebep olmuştur. PKK’dan kaçar, gelir, yaptıklarını itiraf eder ve üç kişinin diyetini ödemeyi kabul ederse, o serbest bırakılır, ceza verilmez.

Üç kişinin diyetini kişi nasıl ödeyecektir? Ödeyemez. Bunun için ya akilesi (dayanışması) bunu öder ya da kişi taksite bağlanır, mesela her ay belirli miktarda TL ödemeye başlar, böylece borcu bitinceye veya ölünceye kadar ıslah sadedinde ödeme yapar. Kişi serbest piyasada bunu kazanamaz ve ödeyemezse, o zaman kurulacak PKK bucağına alınır ve orada kendisine iş verilir, çalışarak öder. Haftada şu kadar saat çalışacaksın denir.

Kur’an’ın ne kadar basit ve adil çözümler getirdiğini burada görebilirsiniz.

Zina suçunun da yine ispattan önce itirafı ve sadece gizlilikten dolayı zina sayılmışsa; ilişki itiraf edilir, iddet beklenir, mehir verilirse zina cezası uygulanmaz. Fuhuş hallerinin ise telafisi mümkün olmadığı için ceza uygulanır. Evlenemeyecek kimseler arasında cinsi ilişki olmuşsa veya bir kadın doğurma devresinde iki erkekle ilişkide bulunursa, bunların takipsizliği söz konusu olmayacaktır. Fâil-i meçhul cinayetlerde katil ispat edilmeden önce gelip öldürdüğünü itiraf ederse kısas kalkar diyete dönüşür. (Devamı var)