‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…
***
“Ve mâ hüm bihâriciyne minha / Ve onlar oradan huruc edemezler” (Maide 37)
Fiil cümlesine isim cümlesi atfedilmiştir. Bu isim cümlesi hâl cümlesidir. O durumda çıkamazlar ama hiç çıkamazlar anlamına gelmez. Başka duruma geçince çıkabilirler.
“Harac” ism-i fail olarak getirilmektedir. Nekre olarak gelen ism-i failler daha çok fiil manasını taşırlar. Çıkamayacaklar anlamındadır. Buradaki zamir nâra/ateşe gitmektedir.
Arapçada bazı kelimeler vardır ki, onlar lafzen müzekker oldukları halde manen müennestirler, bunlar 150 kelime kadardır. İki ana grup vardır. Biri insandaki çift uzuvlar, göz, kulak, el, ayak gibi olanlar manen müennestirler. Eşleşmelerine işaret etmektedir. Diğeri de doğurgan olanlar manen müennestirler. Yer ve Güneş müennestir, oysa Ay müzekkerdir. “Nâr” da ışık üreten bir şey olduğu için müennestir. Oysa “Nûr” yansımadan ibaret olduğu için müzekkerdir. Bütün eşyanın çoğulları müennestir. “Kavm” kelimesi ya kurallı çoğulla yani “Hum” ile yahut erkek tekille “Hu” ile işaretlenir, “Ha” zamiri gönderilmez.
Buradaki menfilik hâldeki menfiliktir. Tebid yoktur. Öyle olsa “Len Yahrucû” denmiş olurdu. Onlar çıkmayı isteyecekler ama çıkamayacaklardır. Ateşten çıkmak için atomsal yapıdan moleküler yapıya geçmek gerekecektir. Bu da ancak belli krizalit devreden geçme ile mümkündür. “La Yemutu Fiha ve La Yahya” (A’lâ 13) ayeti o geçiş dönemini ifade eder.
Düzenin değişmesi de böyle zordur. Faizli düzenden faizsiz düzene hemen geçilemez. Ayrı yeni bucaklar kurulmalı, o bucaklar yeni düzeni tesis etmeli; sonra diğer bucaklar eski düzeni sıfırlayıp belli dinleme çağından sonra yeni düzene geçmelidir.
***
Yeni düzene geçiş nasıl olacak?
Bunlar üzerinde düşünülmektedir.
Önce oranın elektriği, suyu, gazı kesilerek halk oradan tehcir edilir. Sonra oraya yeniden hicret başlar. Yeni düzende gelip yerleşmiş olurlar.
Şöyle yapıyoruz.
Önce o sitedeki taşınmazlar değerlendiriliyor ve herkese pay senetleri veriliyor.
Sonra başka pay senetleri çıkarılıyor ve oranın yeni plana göre imarı yapılıyor. Maliyete göre yerler fiyatlandırılıyor. Para ile satılmıyor, senetlerle satılıyor. Kimin elinde senedi varsa ancak o alabiliyor. Eksiği olan diğerlerinden satın alıyor. Fazlası olan satıyor. Serbest piyasa oluşturuluyor.
İşte bu ayet bize bir düzenden başka düzene geçilemeyeceğini ifade etmektedir. Biz de yeni düzeni yeni oluşumlarda oluşturuyoruz. Eski düzeni değiştirmek için de evvela o siteyi öldürüyor ve yeniden diriltiyoruz, pay senetleri vererek kimseyi mağdur etmiyoruz.
***
“Ve lehüm azabun mukiymun / Ve onlar için ikamet eden azap da vardır.” (Maide 37; ayet sonu)
Elîm azaba “Ve” harfi ile atfederek “mukim azab vardır” denmektedir. Bu azab da nekredir. “Ve” harfi ile atfedilmiştir. Dolayısıyla elîm azaptan farklıdır. Bundan önce cehennemden çıkamayacaklarını bildirdiğine göre bu azap da nâr içinde azaptır.
Demek ki cehennemde iki tür azap vardır, biri elîm azap biri de mukim azaptır. Elîm azap gidip gelen, şiddetlenen, sonra yavaşlayan azaptır. Mukim azap ise sürekli azaptır. Başka bir şekilde bir kimseyi dövdüğünüzde ona elîm azabı tattırmış olursunuz ama elini keserseniz mukim azap olmuş olur. Kıyamet gününden sonra elîm azap olacak, bu da tek azap olmayacaktır. Ayrıca ateşte bir de mukim azap olacaktır.
(Devamı var)