Her izin döneminde Türkiye’mizin dört bir tarafından gelen insanlarımızla, özellikle gurbetçilerimizle buluşma ve sohbet etme imkânımız oluyor. Avrupa’nın farklı ülkelerinden memleket hasretiyle Türkiye’ye gelen gurbetçilerimizin yanı sıra, Türkiye’nin farklı şehirlerinden izinlerini geçirmek üzere memleketlerine gelen insanlarımızla da bir araya geliyoruz.
Bu buluşmalar sadece hâl hatır sormaktan ibaret kalmıyor. İnsanlarımızın yaşadığı sorunları, beklentilerini ve çözüm bekleyen meselelerini doğrudan kendilerinden dinleme fırsatı da buluyoruz.
Bu izin döneminde sohbet ettiğimiz bazı vatandaşlarımız, geçen yıl kaleme aldığım Türk Hava Yolları çalışanlarının personel bilet haklarıyla ilgili yazımı hatırlattılar.
“Şaban Bey, THY’de çalışanların anne ve babalarına tanınan indirimli bilet hakkının kayınvalide ve kayınpederlere de tanınması gerektiğini yazmıştınız. O yazınızdan sonra herhangi bir gelişme veya değişiklik oldu mu?” diye soranlar oldu.
Maalesef bildiğim kadarıyla bu konuda beklenen bir değişiklik henüz gerçekleşmedi.
Ancak bu sohbetler sırasında vatandaşlarımızdan biri çok dikkat çekici bir noktaya dikkatimi çekti:
“Vefat durumunda kayınvalide ve kayınpeder de birinci derece yakın kabul ediliyor.”
Açıkçası bu ayrıntıyı daha önce bilmiyordum. Geçen yıl THY çalışanlarının anne ve babalarına tanınan personel bilet imkânının kayınvalide ve kayınpederlere neden tanınmadığını sorgularken, THY’nin vefat durumunda kayınvalide ve kayınpederi birinci derece yakın kapsamında değerlendirdiği bilgisi o yazımda yer almamıştı.
Bu yeni bilgiyi öğrenince mesele benim açımdan daha da dikkat çekici hâle geldi.
THY’nin kendi resmî internet sayfasına baktığımızda da bunun açıkça yazıldığını görüyoruz.
“Cenaze taşıma süreci” hakkındaki bilgilendirmede kayınvalide ve kayınpeder de vefat durumunda birinci derece yakın kapsamında değerlendiriliyor.
İşte tam burada insan ister istemez soruyor:
Vefat ettiğinde birinci derece yakınımız kabul edilen kayınvalide ve kayınpederimiz, hayattayken neden personel seyahat haklarında aynı aile bütünlüğü içerisinde değerlendirilmiyor?
Hatta soruyu biraz daha çarpıcı biçimde sormak gerekiyor:
İlla bu haklardan faydalanmak için ölmek mi gerekiyor?
Elbette THY’nin vefat gibi acılı bir durumda insanlara kolaylık sağlamasını eleştirmiyorum. Tam tersine, böyle bir günde insanlarımızın yanında olunmasını son derece insani ve değerli buluyorum.
Benim sorguladığım nokta şudur:
Acılı günde kabul edilen aile bağı, hayattayken neden aynı şekilde kabul edilmiyor?
THY çalışanının kendi anne ve babası personel seyahat imkânlarından yararlanabiliyorsa, eşinin anne ve babası neden yararlanamıyor?
Bir insan evlendiğinde yalnızca iki insan bir araya gelmez. Evlilik aynı zamanda iki aileyi birbirine bağlar.
Eşimizin annesi ve babası hayatımızın bir parçası hâline gelir. Bayramda aynı sofraya otururuz. Hastalıkta birbirimizin yanında oluruz. Düğünde sevincimizi, cenazede acımızı paylaşırız.
Çocuklarımız açısından baktığımızda ise mesele daha da açıktır.
Bir taraftaki anne ve baba da onların büyükannesi ve dedesidir, diğer taraftaki anne ve baba da.
Çocuk için hangisi daha az ailedir?
Hiçbiri.
O hâlde sosyal haklar söz konusu olduğunda neden aile ikiye ayrılıyor?
Bir de meseleye THY çalışanının eşi açısından bakalım.
Eşinizin anne ve babası personel seyahat imkânından yararlanabiliyor ancak sizin anneniz ve babanız yararlanamıyor.
İnsan doğal olarak sormaz mı:
“Eşimin annesi ve babası ailemizden sayılıyor da benim annem ve babam neden sayılmıyor?”
Şimdi öğrendiğimiz vefat uygulaması bu soruyu çok daha anlamlı hâle getiriyor.
Hayattayken personel seyahat hakkı bakımından kapsam dışında tuttuğunuz kayınvalide ve kayınpederi, vefat söz konusu olduğunda birinci derece yakın olarak kabul ediyorsunuz.
O hâlde ortada zaten kabul edilmiş bir aile bağı vardır.
Mesele de tam burada düğümleniyor:
Aynı insan hayattayken başka, vefat ettiğinde başka bir yakınlık derecesine mi sahip oluyor?
Türk Hava Yolları, Türkiye’nin dünyaya açılan en önemli markalarından biridir. Böyle büyük bir kuruluşun büyüklüğü sadece filosundaki uçakların, uçtuğu ülkelerin veya taşıdığı yolcuların sayısıyla ölçülmemelidir.
Çalışanına ve çalışanının ailesine verdiği değer de o büyüklüğün göstergesidir.
Bu nedenle geçen yıl yaptığım çağrıyı, bu izin döneminde vatandaşlarımızdan gelen sorular ve öğrendiğim bu yeni bilgi üzerine bir kez daha tekrarlıyorum:
THY yönetimi bu uygulamayı yeniden değerlendirmelidir.
Çalışanın anne ve babası hangi aile anlayışıyla bu hakkın içerisinde bulunuyorsa, eşinin anne ve babası da aynı aile bütünlüğü içerisinde değerlendirilmelidir.
Çünkü aile bağı sadece ölüm geldiğinde hatırlanacak bir bağ değildir.
Bugün hayatta olan kayınvalidemiz ve kayınpederimiz de ailemizdir; yarın vefat ettiklerinde de ailemizdir.
Akrabalık bağı ölümle başlamadığına göre, sosyal haklarda da ölümle ortaya çıkmamalıdır.
Bu nedenle THY yönetimine geçen yıldan daha güçlü bir gerekçeyle tekrar soruyorum:
Kayınvalide ve kayınpederimiz vefat durumunda birinci derece yakınımızsa, hayattayken neden aynı şekilde değerlendirilmiyor?
Ve cevabını beklediğim asıl soru şudur:
THY’de bu haklardan faydalanmak için illa ölmek mi gerekiyor?

