AİHM tarafından Osman Kavala hakkında verilen “en kısa sürede tahliye edilmeli” kararını sanki uygulamayacaklar gibi görünüyor.

Zira bu kararın muhatabı durumunda olanlar tarafından yapılan açıklamalar AİHM kararının beğenilmediğini ortaya koyuyor.

AİHM kararı, Osman Kavala’ya verilen cezanın yersiz olduğunu ve hemen kaldırılması gerektiğini söylüyor.

Ancak kararın muhatabı durumunda olanlar AİHM tarafından verilen bu kararın Türkiye’yi AİHS’e taraf olma durumunu ve AİHM’e bireysel başvuru imkânını gözden geçirmeye zorladığını söylüyorlar.

Bir süre önce AB’ye üyelik konusunda yapılan açıklamalar da hatırlanınca AİHM tarafından verilen karara karşı çok ciddi bir tavır konulacağı anlaşılıyor.

Avrupa Birliğine katılma konusunda ne deniliyordu?

Mesela Avrupa Birliğine katılmak konusunda çok da istekli olunmadığı ifade ediliyor ve katılmak önceliğimiz değil deniliyordu!

Ve de Türkiye’nin katılmaması ile asıl kaybeden tarafından Avrupa Birliği olacağı ileri sürülüyordu!

Bir zamanlar Avrupa Birliğine kabul ediliyoruz diye meydanlara dökülüp sevinç gösterileri düzenleyenler, günümüzde Avrupa Birliğiyle aralarına ciddi mesafe koyma yanlısı olarak gözüküyorlar.

İlişkilere mesafe koymak kime ne kazandırır, ne kaybettirir bu konuda farklı düşünenler bulunuyor.

Kimileri AB ile ilişkilere mesafe koymanın Türkiye’ye zarar vereceğini düşünürken kimileri de bugün dile getirildiği gibi kaybeden tarafın AB olacağını ileri sürüyor.

Ancak bu arada ortaya çıkan gerçek AİHM kararlarının uygulamaya konulamayacağından başka bir şey değil.

Onlar istedikleri kadar en kısa zamanda tahliye edin desin.

Muhatapları bırakın kararı uygulamayı, tüm ilişkileri gözden geçirmekten söz ediyorlar.

Böyle kararlarla Türkiye’nin AİHS’e taraf olma ve AİHM’e bireysel başvuru imkânını gözden geçirmeye zorlandığını açıklayarak, en kısa zamanda bir tahliyenin söz konusu olamayacağını ifade ediyorlar.

Elbette şimdi birçok kişi daha önceden yapılan anlaşmalar gereği AİHM kararlarına harfiyen uyulması gerektiğini söyleyecek ve bu yolda bir adım atılmasını bekleyecek.

Karşı taraf ise bu görüşü paylaşmadığını açık seçik ilan ediyor.

Bakalım sonunda ne olacak?