İki ülke arasındaki savaşın askeri savaş boyutundan ekonomik savaş boyutuna dönüşmesi bir galibiyetin ifadesi midir, yoksa bir hezimetin ifadesi mi?
Hepimizin bildiği gibi ABD Başkanı Trump, tam bir megaloman!
Venezuela devlet başkanını sarayındaki yatağından kaçırıp ABD’ye götürerek esir haline getirince tüm dünyaya yön vereceğini sandı.
Neredeyse göz dikmediği ülke kalmadı!
Kanada’yı bile ABD’nin 51. vilayeti olarak görmek istediğini ilan etmekten çekinmedi!
Bu arada İsrail Başbakanı Netanyahu’nun dolduruşuna gelerek İran’a savaş açtı!
Yaptığı her konuşma ile dünya ekonomisi allak bullak oldu!
Onun konuşmalarına bakarsanız İran perişan oldu ve teslim olmak için arayış içine girdi!
Ama tabii gerçek, ABD Başkanı Trump’ın söylediği gibi değildi!
Allah’ın her gün İran’a karşı “Çok sert bir saldırıdan” söz etti ancak hiçbir gün dediği çıkmadı!
Evet, İran oldukça zor günler yaşadı fakat hiçbir gün baş eğmedi!
ABD Başkanı Trump, İran’a saldırılar düzenlerken İran ekonomisinden daha çok ABD ekonomisi zorlanmaya başladı!
Silah stokları ciddi biçimde azaldı!
Dronları da, füzeleri de tükenme noktasına geldi.
Akaryakıt stoklarının azalması da aklıselim sahibi Amerikalılar açısından endişe kaynağı haline geldi.
Ve sonunda ABD Başkanı Trump ağız değiştirmek zorunda kaldı.
Artık çok sert askeri saldırılardan söz edecek mecali kalmadı.
Şimdi eşi benzeri görülmemiş ekonomik savaştan söz ediyor.
İran’ı öyle bir köşeye sıkıştıracakmış ki İran, ABD karşısında direndiğine bin pişman olacakmış.
Anlayacağınız ABD Başkanı Trump, askeri savaş sırasında başlattığı cart curt edebiyatını şimdi ekonomik savaş döneminde de sürdürüyor.
Askeri savaş ile elde edemediği başarıyı ekonomik savaş ile elde edebilir mi?
Bu soruya en doğru cevabı aklıselim sahibi Amerikalılar veriyor ve Başkan Trump’ın savaşı kaybettiğini ilan ediyorlar.