Haram kazancın yani gayri meşru yollardan elde edilen gelirlerin hayır etmeyeceğini yıllardır kitaplardan okuduk!

Hoca efendilerin vaazlarında dinledik!

Ama şimdi birebir tanıklık ediyoruz!

Dün haram kazançla servetlerine servet katanları!

Villalarda, yalılarda yaşamaya başlayanları!

Araçların en lükslerinden aşağısına binmeyenleri!

Gayri meşru servetleri ile geldikleri makam ve mevkiler sayesinde çakarlı araçlarla millete tepeden bakanları!

Hatırlı dostlarım var, ben herkesi ezer geçerim diyenleri!

Bugün kollarına iki polis ya da iki jandarma girmiş yargıcın karşısına götürülürken görüyoruz.

Nereye götürülüyorlar?

Yargılanmaya götürülüyorlar!

Önce gözaltına alınıyorlar, sonra da tutuklanıyorlar.

Yani haram kazanç ya da gayri meşru yollardan edinilen servetler asla hayır etmiyor!

Dün burunlarından kıl aldırmayanların bugün burunlarının yerlere sürtüldüğüne şahit oluyoruz.

O çok güvendikleri hatırlı dostları ise böylesine zor günlerinde ortalıkta hiç görünmemeyi tercih ediyorlar.

Hatta bu haramzadeleri tanımazlıktan geliyorlar.

En yakınları bile kendilerinden adeta kaçıyorlar.

Evet, dün kitaplarda okuduğumuz, hoca efendilerin vaazlarında dinlediğimiz olaylara bugün birebir tanıklık ediyoruz.

Ve dün herkese yaka silktiren isimlerin bugün nasıl perişanları oynadıklarını görüyoruz.

Kendilerine haram kazançlarının kaynağı sorulduğunda hediyeydi ya da borç tahsiliydi gibi kaçamak cevaplar vermek zorunda kalıyorlar.

Hiçbiri haram kazancın kendisine cazip geldiğini itiraf edemiyor.

Hâlâ kuyruğu dik tutmaya çabalıyorlar.

Ancak haram kazanç vücutlarına öylesine işlemiş ki, ne kuyrukları dik durabiliyor ne de başları!

Şimdi cezaevlerinde haram kazançların faturasını ödüyorlar.