Ülke ekonomisini yönlendirenler 2026 yılı sonunda kişi başına düşen millî gelirin 20 bin dolara yükseleceğini söylüyorlar.

Bu haber elbette güzel bir haber, sevindirici bir haber!

Ancak kişi başına düşen bu 20 bin dolarlık millî gelirden her vatandaş nasiplenebiliyor mu?

Elbette böyle bir nasiplenme söz konusu değil!

Zaten böyle bir şey beklemek abesle iştigalden başka bir şey olmaz.

Zira kişi başına düşen 20 bin dolarlık gelir kimine gıdım gıdım ulaşırken kimine bardaktan boşanırcasına yağan yağmur gibi ulaşıyor.

Gelin sizlerle çok sıradan bir hesap yapalım.

Ülke nüfusumuz 80 milyonu geçti ama biz 80 milyon diyelim.

Ve her ailenin dört kişiden oluştuğunu varsayalım.

Kuşkusuz bu 20 milyon aile var demektir.

Dört kişilik bir ailede kişi başına 20 bin dolar millî gelir düşmesi halinde yıllık 80 bin dolar gelirleri olması gerekir.

Ama maalesef böyle olmuyor.

Dört kişilik ailede sadece bir asgari ücretli bulunuyor ve onun da eline geçen yıllık para 7 bin dolar civarında seyrediyor.

Asgari ücret ve altındaki ücretlerle geçinmek zorunda kalan on binlerce aile söz konusu!

Evet, on binlerce asgari ücretli, emekli, köylü, çiftçi bulunuyor.

Kâğıt üzerinde her birine millî gelirden yıllık 20 bin dolar düşüyor ama hiçbiri bu hayat standardını yakalayamıyor.

Gerçekten de kişi başına düşen millî gelirin 20 bin dolara çıkması çok güzel bir gelişme!

Ne var ki bu millî gelirin paylaşımı adil olmayınca ortaya bugünkü bozuk tablo çıkıyor.

Kimine gıdım gıdım düşen yıllık millî gelir, kimine sağanak şeklinde yağan yağmur gibi düşüyor.

Ve kimi ay sonunu nasıl getireceğim derdine düşerken kimileri bolluk içinde yaşamını sürdürüyor.

Bugün kişi başına düşen millî gelirin 20 bin dolara yükseldiğini müjdeleyen yetkililer, dileriz yakın bir gelecekte adaletli gelir dağılımı müjdesini de verirler.

Kuşkusuz kişi başına düşen millî gelirin yükselmesi kadar bu gelirin adil bir biçimde dağılıyor olması da çok önemlidir.