AKP içinde yaşanmakta olan anlaşmazlık konuları bir türlü tatlıya bağlanamıyor, yani sorunlar çözümlenemiyor.
Anlaşmazlık konularının tatlıya bağlanamamasını yani sorunların çözümlenememesini Erdoğan sonrası partiye hâkim olma mücadelesine bağlayan yaklaşımlar var.
Bu görmezden gelinebilecek bir yaklaşım değil!
AKP içinde gerçekten de Erdoğan sonrası parti yönetimine kim hâkim olacak diye bir mücadele yaşanıyor olabilir.
Ancak bu mücadelenin yapıcı bir mücadele olmadığı aşikâr!
Taraflar arasındaki mücadele oldukça kırıcı, hatta yok edici bir düzeyde seyrediyor.
Mücadelenin bu kadar kırıcı ve yok edici bir düzeyde seyrediyor olması ise ortaya başka bir sorunu çıkarıyor.
Yapılan kırıcı ve yok edici mücadele sadece tarafları yıpratmakla kalmıyor.
Doğrudan partiyi de yıpratıyor.
Parti içi anlaşmazlık konuları giderilemez ve mücadele bu şekilde devam edecek olursa AKP’nin siyasi ömrü doğrudan etkilenecek.
Kaza yapan araçlar bazen nasıl tamir edilemeyecek hale geliyor, yani hurdaya çıkarılıyorsa siyasi partiler içinde verilen mücadelelerin de benzer sonuçlar doğurması kaçınılmaz.
Dikkat ediyorsanız son dönemlerde AKP tabanında partinin geleceği ile ilgili çok ciddi kaygılar yaşanmaya başladı.
Partiye olan güven de eskisi kadar güçlü değil.
Sanırız bugün AKP’liler arasında Erdoğan sonrası için verilen kavga yarın yaşanmayacak.
Seçmen tabanındaki kaygı ve güven kaybı yüzünden kimse AKP’nin dümeninde olmayı tercih etmeyebilir.
Bugün Erdoğan’a rağmen birtakım sorunlar yaşanıyorsa Erdoğan sonrasında bu sorunların altından nasıl kalkılır?
Muhtemelen bu sorumluluğu bugün birbirleriyle kıyasıya mücadele edenlerin hiçbiri üstlenmek istemeyecek.
Özal sonrasında nasıl ANAP dikiş tutturamamışsa Erdoğan sonrası için de AKP açısından aynı risk mevcut.
Bugün AKP çatısı altında yaşanan mücadeleyi Erdoğan sonrasının kavgası olarak görenlere hak vermekle birlikte gelecek kaygıları ve güven kaybı yüzünden kimsenin görev almaya yanaşmaması gibi bir riskin varlığını hatırlatmadan geçemiyoruz.