Ülke gündeminde dün “etkin pişmanlar” vardı!
İsimleri kirli işlere bulaşanlar bir bakıma itiraf sayılabilecek açıklamalarda bulunuyorlar ve yapmış oldukları bu çirkin işler yüzünden şimdi pişman olduklarını açıklıyorlardı!
Böylelikle adına “etkin pişmanlık” denilen kolaylıklardan istifade etme imkânına kavuşuyorlardı!
Bu taife, karıştıkları kirli işlerle ilgili ayrıntılı bilgi ve isim vererek yargının işini kolaylaştırıyorlardı!
Bugün ise ülke gündeminde “bin pişmanlar” ordusu bulunuyor.
Şimdiye kadar arka çıktıkları, desteklerini hiç esirgemedikleri mevcut yönetimden bugün yaka silkiyor ve karşı karşıya kalınan toplumsal çürümeyi kabullenmeyeceklerini ilan ediyorlar.
Tamam, zararın neresinden dönülse kârdır ama bin pişmanlar ordusu biraz geç kalmadı mı?
Yani kabullenilmeyeceği ilan edilen çürüme fiiller gerçekleşmiş bir durumda bulunuyor.
Acaba son günlerde yapılanan açıklamalarda kirli işlere bulaşan isimlere dikkat ediyorlar mı?
Birçoğu tanıdık isim değil mi?
Ya bir yakınımız ya bir arkadaşımız ya da bizim mahalleye yabancı olmayan biri ya da onların çocukları değil mi?
Yani artık hiç kimsenin çürümeyi kabullenmeme gibi lüksü yok!
Ancak bu demek değil ki yaşanan rezillik sineye çekilsin ve hiç ses çıkarmasın!
Dememiz odur ki, gelinen bu aşamada mevcut çürüme kabullenilerek bundan sonrası için sağlıklı adımların atılması gerekli.
Çürüme yaşayanlar sakat kalma riskine rağmen gerekiyorsa kesilip atılmalı ve çürümenin toplumun diğer kesimlerine sirayet etmesinin önüne geçilmelidir.
Bugün bin pişman olanlar önce dönüp kendi dünlerine bakmalılar.
Kendi dünlerinin bugün yaşanan skandallarda ne kadar payı var, onu düşünmeliler.
Geçmişte kayıtsız şartsız destek verdikleri isimlere bugün çatmaya ve eleştirmeye hakları var mı?
Kaldı ki geçmişte bu kadrolara açık destek verirken “yaptığınız doğru değil” diye az uyarılmadılar!