İtibar, elbette herkesin elde etmek istediği bir erdem!
Herkesin kendisine saygınlık göstermesini kim istemez?
İtibar kuşkusuz herkes tarafından istenen bir erdemdir ama itibar kazanıyorum derken mevcut itibardan olma riski de var.
Örnek ahlakınız ile itibar kazanabiliyorsanız ne âlâ!
Dürüstlüğünüz ile itibar kazanabiliyorsanız ne âlâ!
Adaletiniz ile itibar kazanabiliyorsanız ne âlâ!
Hakka hizmet ederek ve şerre fren olarak itibar kazanabiliyorsanız ne âlâ!
Böyle bir itibar insanı ihya eder!
Amma!..
Mal mülk ile itibar sahibi olmaya çabalıyorsanız vay halinize!
Makam mevki ile itibar sahibi olmaya çabalıyorsanız vay halinize!
Para pul ile itibar sahibi olduğunuzu sanıyorsanız vay halinize!
Şatafatlı hayatınız ve gösterişli binalarınızla itibar sahibi olmaya kalkıştıysanız vay halinize!
Böyle bir itibar da insanı imha eder!
Hiç beklemediğiniz bir anda, hiç aklınızın kenarından geçmeyen nedenle öyle bir tepetaklak olursunuz ki!
Bırakın daha çok itibar sahibi olmayı eldeki azcık itibarınız bile beş paralık olur!
Bakın bu halin en belirgin örneklerini günümüzde birebir yaşıyoruz.
Sakin kendi halinizde yaşarken bir anda kendinizi hiç ummadığınız yerlerde buluyorsanız.
Ve bunu hazmedemeyip daha çoğunu edinmeye özeniyorsanız.
Cüzdanınız ne kadar kabarık olursa itibarınızın da o kadar çok olacağını sanıyorsanız dibe vurmanız yakındır.
Nitekim dün kendi halinde yaşayıp giderken bugün makam mevki sahibi olan ve sonra da dibe vuran nice isim var!
Yani itibarsız bir itibarla gündem olanlar var.
Bir yandan mağdurları oynarken öbür yandan mağrur olup kimseleri beğenmeyenlerden olmak ne kadar kötü.
Rabbimiz onların burunlarını yere öyle bir sürtüyor ki!
Analarından emdikleri süt burunlarından geliyor.
Hırs ve ihtiraslarının kurbanı olup gidiyorlar.