Milli Savunma Üniversitesi Rektörü, tarihçi Erhan Afyoncu, bir konferansta şunları ifade ediyor;
* Tarihte ilk yazılı anlaşmayı imzalayan Hititler nerede yaşadı? Anadolu'da... Bugün Hititli bir komşunuz var mı? Yok.”
* “Tarihte ilk parayı kim buldu? Lidyalılar... Peki, Lidyalı bir komşunuz var mı? Yok.”
* “Tarihte ilk büyük imparatorluğu kim kurdu? Roma... Romalı bir komşunuz var mı? Yok.”
* “Bunları niye söylüyorum? Anadolu toprakları milletler mezarlığıdır. Tarihin en büyük milletlerini bu mezarlığa gömmüşler.”
* “Eğer direnme ve yaşama gücümüzü kaybedersek biz de tarihe gömülürüz.”
* “Türkiye nüfus meselesini toparlayamazsa 2100'lerde bu topraklarda Türk diye bir şey kalmaz, bunu bilin!”
***
Erhan Afyoncu’nun tespitleri yerinde!
Ama bu nasıl sağlanacak?
Türkiye’nin nüfus meselesini toparlaması için nelerin yapılması lazım?
* Mesela, gençlerin evlenebilmesi için gerekli ekonomik ve zihinsel şartları oluşturabiliyor muyuz?
* Mesela, Türkiye’de nüfus artışının sürdürülebilmesi ve gençlerin daha kolay evlenebilmesi için ekonomik istikrar, barınma kolaylığı, istihdam güvencesi ve kapsamlı aile destek politikalarının eş zamanlı olarak nasıl sağlayabiliyor muyuz?
* Mesela, beyaz eşya, mobilya ve çeyiz gibi temel evlilik harcamalarından alınan vergilerin (ÖTV, KDV) genç çiftler için geçici olarak sıfırlanması veya düşürülmesi mümkün müdür?
* Mesela, Aile ve Gençlik Fonu benzeri uygulamaların kapsamı genişletilerek, tüm gençlerin kolayca erişebileceği uzun vadeli, faizsiz evlilik ve konut kredileri sunulabiliyor mu?
* Mesela, yeni evlenecek çiftlere öncelik tanınan, uygun fiyatlı kiralık veya satılık sosyal konut projelerinin üretilmesi gündeme gelecek mi?
* Mesela, büyükşehirlerdeki fahiş kira artışlarının önüne geçilmesi mümkün olabilecek mi?
* Mesela, üniversite mezunu veya meslek sahibi gençlerin iş bulma sürelerini kısaltacak istihdam politikaları uygulanabilecek mi?
* Mesela, gençlerin tek bir maaşla ev geçinmesinin önündeki ‘gelir adaletsizliği ve kesimler arasındaki gelir uçurumu’na ne zaman el atılacak?
* Mesela, doğum izinlerinin (hem anne hem baba için) uzatılması, esnek veya uzaktan çalışma modellerinin çocuklu aileler için yasal bir hak haline getirilmesi mümkün olabilecek mi?
* Mesela, çocuk başına yapılan maddi yardımların, bez, mama ve eğitim masraflarının kayda değer oranda karşılayacak seviyeye çıkarılması imkân dahilinde olabilecek mi?
* Mesela, çocukların nitelikli eğitim ve sağlık hizmetlerine ücretsiz erişebileceği garanti edilebilecek mi?
* Mesela, ailelerin çocuk büyütme konusundaki en büyük mali kaygıları ortadan kaldırılabilecek mi?
***
Nüfusun artması nasıl olacak; evliliklerin ve çocuk yapmanın teşvik edilmesi ile…
Gençler evlenirken tüm bu şartları düşünüyorlar...
Peki, bu şartlar sağlanabilir mi? Elbette sağlanabilir! Ülkemizin yeterli kaynakları var, yeterli gelirleri var. Zengin bir ülkeyiz.
Yeter ki gelirler daha adaletli bir şekilde dağıtılsın…
GELİR EŞİTSİZLİĞİ HANGİ SEVİYEDE?
* Son açıklanan TÜİK verilerine göre, gelir eşitsizliğini ölçen (0 tam eşitlik, 1 tam adaletsizlik anlamına gelen) Gini katsayısı, 0,410 seviyesinde...
* Ülkemizde toplam gelirin neredeyse yarısı (%48,0) nüfusun en zengin yüzde 20’lik kesimi tarafından elde edilmekte.
* Nüfusun en yoksul yüzde 20’lik diliminin toplam gelirden aldığı pay ise sadece %6,4 seviyesinde…
* En yüksek gelirli yüzde 20’lik grubun geliri, en düşük gelirli yüzde 20’lik grubun gelirinin 7,5 katı büyüklüğünde…
* Tüm sosyal transferler (yardımlar, destekler vb.) ve emekli/dul-yetim maaşları hesaba katıldığında eşitsizlik bir miktar hafiflese de, bu destekler hariç tutulduğunda Gini katsayısı 0,473 düzeylerinde kalmaktadır.
***
Ne diyor üstad Necip Fazıl Kısakürek;
* “Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul;
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;
Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!”

ÜSKÜDAR’DA GÜZEL BİR AKŞAM!
İstanbul Müftülüğü’nü 20 yıl kesintisiz deruhte eden ve geçtiğimiz gün rahmet-i Rahman'a kavuşan Selahattin Kaya…
Üsküdar’da bulunan İslam Medeniyeti Vakfı'nda gerçekleştirilen programla hayırla yâd edildi…
Programa bu satırların yazarı da davetliydi.
Öncesinde Millî Gazete’de merhum müftü Selahattin Kaya hakkında teferruatlı bir yazı kaleme alan gazetemiz yazarı Mahmut Toptaş hocamız, konuşmacı olarak iştirak etti programa.
Mahmut Toptaş, merhum Selahattin Kaya ile Diyanet’te aynı dönemde görev yaptı. Dolayısıyla çok kez teşyi mesaisi oldu, hatıraları var, yaşanmışlıkları var…
Toptaş, merhum Selahattin Kaya’nın 28 Şubat darbesi sürecinde vesayetçilere nasıl direndiğini…
O en zor ve karanlık dönemlerde üst düzey siyasetçilerden ve bürokratlardan gelen ‘görevden alma’ ve diğer kabul edilemez taleplerine yönelik Diyanet görevlilerini Selahattin Kaya’nın İstanbul İl Müftüsü olarak nasıl koruduğunu ve kolladığını, nasıl kol kanat gerdiğini, bunu da çok nahif, ince bir şekilde yaptığını bizzat müşahedeleriyle anlattı…
***
Programın moderatörlüğünü İslam Medeniyeti Vakfı Başkanı ve gazetemiz yazarı Reşat Nuri Erol yaptı.
Önemli isimler katıldı, programa.
Merhum müftü Selahattin Kaya'nın kerimeleri, torunları ve yakın akrabaları da programda hazır bulundu, anı ve hatıralarını paylaştı.
Program, Kur'an-ı Kerim tilaveti ve dua ile sona erdi.
***
Üsküdar’da güzel bir akşamdı. Programa emeği geçenlere teşekkürler…
3. DÜNYA SAVAŞI İŞARETLERİ Mİ?
* ABD, Orta Doğu’daki askerlerini ve diplomatlarını geri çekiyor… Keşke bölgede bir tek ABD askeri kalmasa!
* Ancak bu hazırlık, İran’a yönelik yeni saldırının hazırlığı mıdır?
* Bu gelişme, Sarı Kovboy Trump yönetiminin İran’a yönelik yeni askeri operasyon seçeneklerini değerlendirdiği bir dönemde yaşanıyor.
* ABD medyasında yer alan haberlere göre, Ürdün’deki üslerde görev yapan bazı Amerikan askerleri başka bölgelere taşınırken Katar ve Kuveyt’teki ABD askeri varlığı da azaltılıyor. Pentagon’a göre bölgede 50 binden fazla ABD askeri bulunuyor
* Sarı Kovboy Trump, İran’a yeni saldırı seçeneklerini değerlendiriyor. Bu seçenekler arasında İran’ın nükleer tesislerine ait tünellerin ve girişlerin hedef alınması ile stratejik adaların vurulması bulunuyor. Peki ama İsrail’deki nükleer silahlar ne olacak? ABD neden buna karşı çıkmıyor?
* Trump, 3 Kasım’da yapılacak ara seçimlerden önce İran’a saldırı düzenlemeyeceklerini 8 Ekim’de yaptığı açıklamada belirtmişti.
* Ama onun adı Trump; kendi medyasının ifadesine göre ayaküstü onlarca yalan söyleyebilen bir isim, Trump!
* ABD Başkanı, Newsmax’e verdiği röportajda İran altyapısına karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen MOAB’ın kullanılmasını da kesin olarak reddetmedi; ancak nükleer silah kullanmaya gerek olmadığını ifade etti.
* Bölgemiz yıllardır ABD ve koalisyon ortakları ile İsrail’in saldırıları altında…
* Bu son hazırlıklar 3. Dünya Savaşı’nın işaretleri mi?
* Kısacası, ırkçı emperyalistlerin ve Siyonistlerin bölge üzerindeki karanlık planları ve desiseleri devam ediyor… Allah (cc), sonumuzu hayreylesin…