Şu kısacık ömrümüzde önemli anlar…

Ehemmiyetli, göz ardı edemeyeceğimiz dönüm noktaları vardır, olmuştur elbette!

* Örneğin, liseden mezun olduk, üniversite sınavına gireceğiz. Mutlaka rüyamıza girer! Çünkü önemli bir dert etmişizdir, kendimize!

* Örneğin, üniversiteden mezun olduk, bir iş görüşmesine ya da sınava gireceğiz. Mutlaka rüyamıza girer! Çünkü önemli bir dert etmişizdir, kendimize!

* Örneğin, âşık olmuşuzdur. Mutlaka rüyamıza girer! Çünkü önemli bir dert etmişizdir, kendimize!

* Örneğin, önemli bir şeyimizi kaybettik. Telefonumuzu ya da bilgisayarımızı ya da arabanın anahtarını! Mutlaka rüyamıza girer! Çünkü önemli bir dert etmişizdir, kendimize!

* Örneğin, insanlık hali, bir şeyden fena halde korktuk ya da bir şeye yönelik şiddetli bir tepkimiz oldu! Mutlaka rüyamıza girer! Çünkü önemli bir dert etmişizdir, kendimize!

Bunları herkes kendi gündemine göre, kendi ortamına göre uzatması mümkün…

***

Bugün 7 Ekim 2026, Çarşamba…

Muhteşem Aksa Tufanı’nın sene-i devriyesi…

Hani, Siyonistlerin tir tir titrediği, ne yapacağını, nasıl davranacağını şaşırdığı o tarih…

Öyle ki, o saatlerde, on binlerce kilometreden işgalcilere destek olmak için uçağa atlayıp işgal edilen İslam topraklarına gelen ve “Ben Yahudi değilim ama iyi bir Siyonist’im!” diyen yürüyen mumya yani Biden’in o saçma sapan demeçleri…

Ve öncesinde… Ve sonrasında… Ve halen ABD’nin Gazze Soykırımı’na her türlü silah, mühimmat, bomba, füze, savaş uçağı, tank, asker desteğini vermesi…

Whatsapp Image 2026 10 07 At 07.45.06

GERÇEK MANADA DERT EDİNEBİLDİK Mİ?

Şimdi…

O can alıcı soruyu sormanın zamanı geldi;

Genelde bir bütün olarak İslam coğrafyasında…

Özelde Filistin’de, Gazze’de 7 Ekim 2023’ten –esasen yaklaşık bir asırdır- bu yana bebekler, çocuklar, kadınlar, erkekler, yaşlılar katledilmeye, şehit edilmeye devam ediyor.

Güya ateşkes imzalandı, Sarı Kovboy’un nezaretinde! Dünyanın en acımasız soykırımı devam ediyor Gazze’de.

İslam dünyası dâhil tüm dünya âlemi bu acımasız soykırımı hâlâ sadece izlemekle ve seyretmekle iktifa ediyor.

İşte o soru; bu soykırım hangimizin, hangilerimizin rüyasına / rüyalarına giriyor?

Hangimiz kendimizi, rüyamızda, bir an için de olsa Gazze’deki, Filistin’deki kamplarda gördük?

Sadece Gazze ve Filistin de değil, mevzu bahis!

* Hangimizin rüyasına girdi, Irak’ta milyonlarca Müslüman kardeşimizin katledilmesi?

* Hangimizin rüyasına girdi, Irak’ta yüz binlerce kadının ırzına geçilmesi?

* Hangimizin rüyasına girdi, Irak’ta yüz binlerce çocuğun öksüz ve yetim bırakılması?

* Hangimizin rüyasına girdi, Suriye’de katledilen yüz binler?

* Hangimizin rüyasına girdi, Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Türkiye’ye gönderilmesi için sırtında füzeleri taşıyan Muammer Kaddafi’nin linç edilerek katledilmesi?

* Hangimizin rüyasına girdi, Afganistan’da önce Rus çizmeleri, ardından Amerikan bombardımanları?

* Hangimizin rüyasına girdi, Myanmar’da Müslümanların evlerinin ateşe verilmesi?

* Hangimizin rüyasına girdi, Uygur Türklerine yıllardır uygulanan zulüm, yıldırma ve baskı, asimilasyon politikaları?

***

Bunların hepsini ve tümünü biliyoruz!

Hatta birçoğunu canlı yayınlarda izliyoruz…

Peki, ama tüm bu zulümleri, baskıları, işgalleri, katliamları, mağduriyetleri kendimize gerçek manada dert ediniyor muyuz?

Bunları dert edinseydik girmez miydi rüyalarımıza!

Elbette rüyalarla amel olmaz ama bu da bir ölçüt değil midir?

Nerede kaldı, “Dünyanın bir ucundaki Müslüman’ın ayağına diken batsa diğer ucundaki Müslüman’ın bundan ızdırap duyması gerekir!” düsturu?

Nerede kaldı, sahi?

Whatsapp Image 2026 10 07 At 07.45.06 (1)

İSRAİL 2027 YILINDA YIKILACAK!

Hamas’ın kurucularından şehid Şeyh Ahmed Yasin, 1999 yılında el Cezire televizyonuna bir röportaj verdi.

Şeyh Ahmed Yasin şunları ifade etti;

* “İsrail yıkılıp yok olacak. İsrail, yaklaşık 50 yıldır kurulmuş ve kurulduğu günden buyana zulüm üstüne zulüm işleyen bir terör devletidir. İnsanlık tarihi bize zulümle abad olanın ahirinin berbat olacağını ve tarihin çöplüğünde yitip gideceğini öğretmiştir. İsrail, böylesi bir akıbetten muaf olmayacak, zalim bir güç olduğundan yıkılıp gidecek.”

* “Şu dünyada güç, hiçbir insan için ilelebet devam edecek bir şey değildir. İnsan, doğar, büyür ve çocukluk, gençlik, delikanlılık, orta yaşlılık, yaşlılık ve elden ayaktan düşme yaşı yani bunama çağı derken ölüp bu dünyadan ahiretine gider. Devletler de insan gibidir. Doğarlar, gelişirler, zirveye çıkarlar, sonra da yıkılıp giderler.”

* “İsrail, yok olma aşamasındadır. Allah'ın izniyle gelecek asrın ilk çeyreğinde; 2027 yılında yıkılıp yok olacak. Biz Kur'an'a iman etmiş bir topluluğuz. Kur'an her kırk yılda bir, neslin değişip dönüşeceğinden bahseder. İsrail'in kuruluşunun ilk kırk yılında biz felaket çağımızı yaşadık. Terör, tedhiş, korku, ihanet ve daha birçok sebepten dolayı Filistin halkı, yerinden yurdundan edildi. Felaket çağını yaşadı. İkinci kırk yıl bizim için intifada yani diriliş çağımız oldu. Düşmanımızla açık yüreklilikle karşı karşıya geldik, onlara meydan okuduk, onlarla savaştık, eylemlerine eylemle, savaşlarına savaşla, bombalarına bomba ile karşılık verdik. Üçüncü kırk yıl, Allah'ın izniyle İsrail için yıkım çağı, bizim için ise özgürlük çağı olacak!”

* “Bu, dediğim gibi Kur'an'ın bize öğrettiği bir teoridir. Şimdi sana soruyorum; Peygamberlerine isyan edip Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ederek asi olan İsrail oğullarının kırk yıl boyunca Tih'e mahkûm edilmelerinin sebebi nedir dersin? Asi nesil yok olup yeni ve savaşçı bir nesil sahneye çıksın diye değil mi? İsrail oğulları, o savaşçı nesil sayesinde Tih'ten çıkabildi. Allah'a hamdolsun yüce Allah, felaket çağı neslinin çocuklarından diriliş neslini çıkardı. Gelecek nesil, Allah'ın izniyle bağımsızlık, özgürlük ve zafer nesli olacak.”

* “Hatırlayın! Yüce Allah Medineli Yahudi kabilesi için "Siz onların çıkacaklarına ihtimal vermemiştiniz. Onlar da kalelerinin Allah'a karşı kendilerini koruyacağını sanmışlardı." buyuruyor. Zira Yahudiler, sahip oldukları kalelerinin kendilerini Müslümanlara karşı koruyacağını, sahip oldukları mallarının kendilerine bir ömür yeteceğini sanıyor ve bunu dile getiriyorlardı. Müslümanlar da işlerinin zor olduğunu, 'Yahudilerin teslim olmayacaklarını sanıyorlardı. Ancak Allah, hesap etmedikleri bir noktada Müslümanlara ihsanda bulundu ve Yahudi kabilesi, beklemedikleri bir anda teslim oldu.”

***

Son cümle; Zafer inananlarındır ve zafer yakındır!