
M. Recai Kutan…
Millî Görüş lideri, Refah-Yol Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın dava ve yol arkadaşlarından…
Geçtiğimiz gün Hakk’ın rahmetine kavuşmasının sene-i devriyesi idi…
Sık sık arar hem bazı konularda görüşlerini iletir hem de yazılarımla alakalı duygu ve düşüncelerini, izlenimlerini ifade ederdi.
“Millî Gazete’mizi her elime aldığımda önce Râmûz el Ehâdis bölümünü okurum. Sonra köşe yazılarına bakarım. Sizin köşenizi de öncelikle okurum…” iltifatını yapardı. Sağ olsun.
Bu muhabbetlerimizde Recai Kutan büyüğümüz, geçmiş yaşadıklarından anekdotlar da aktarırdı. Anılarını da zaten yazdı.
Bu anekdotlardan birisini rahmete vesile olması için paylaşmak istiyorum. Buyursunlar;
“12 Eylül döneminden sonra bir mühendis arkadaşımızın bürosundaydık. Emekli paşalardan Turgut Sunalp de oraya geldi. Beni tanımıyordu.
Sohbet sırasında Güneydoğu’daki barajlardan ve projelerden söz açıldı.
Sunalp Paşa, yıllar önce muvazzafken kuvvet komutanlarıyla birlikte Diyarbakır’a yaptıkları bir ziyareti anlatmaya başladı.
Orada genç bir bölge müdürünün kendilerine yaklaşık iki saat boyunca Fırat ve Dicle havzalarını, bölgenin su kaynaklarını ve bunların Türkiye ekonomisi için ne ifade ettiğini anlattığını söyledi.
Ben karşısında oturmuş onu öylece dinliyordum; anlattığı genç bölge müdürü bendim ama kendisi bunun farkında değildi!
Sonra o toplantıda GAP fikrini ilk defa duyduğunu anlattı.
Söyleşiyi yapan kişi, bana dönüp bu nedenle GAP’ın isim babasının Recai Kutan olduğunu söyleyince benim cevabım şu oldu:
* “Bölge arkadaşları ile beraber.”
Benim için mesele zaten buydu.
1957’de Diyarbakır’a gittiğimde 27 yaşındaydım. Küçük bir kiralık binamız ve 15-16 kişilik bir kadromuz vardı. Ama önümüzde Fırat vardı. Dicle vardı.
Ve bu iki nehrin çevresindeki büyük bölgenin geleceğinin planlanması gerekiyordu.
Dokuz yıl boyunca Diyarbakır Devlet Su İşleri (DSİ) bölge müdürlüğü görevini yürüttüm.
Fırat ve Dicle havzalarının planlama çalışmalarında, köylerin içme suyu projelerinde ve bölgenin su kaynaklarının değerlendirilmesinde çalıştık.
Benim siyasete girişim ise bütün bunlardan yıllar sonra oldu.
Milletvekilliği yaptım. İmar ve İskân Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı görevlerinde bulundum. Fazilet Partisi Genel Başkanlığı yaptım, ardından Saadet Partisi’nin kurucu genel başkanı oldum. ESAM Genel Başkanlığını deruhte ettim.
Ama hayatımın büyük bir bölümü siyaset başlamadan önce şekillenmişti.
27 yaşında bana; “Diyarbakır’a bölge müdürü olacaksın” dediklerinde verdiğim ilk cevap yaşımı hatırlatmak olmuştu. Sonra Diyarbakır’a gittim.
15-16 kişiyle işe başladık.
Ve yıllar sonra Türkiye’nin en büyük bölgesel kalkınma projelerinden birinin ilk planlama döneminde çalışan ekiplerden biri olduk, Elhamdülillah…”
***
M. Recai Kutan, Türkiye’nin su uzmanlarından biri idi, hatta en önde olanı idi…
Su üzerine kendi el yazısı ile yazdığı 20 küsur sayfalık raporu bu köşede yazdığımda sabah erkenden aramış, “Adnan Bey bu raporu nereden buldunuz? Bu rapor bende bile yok! Bana da yollar mısınız…” demiş ve ben de hemen yollamıştım.
Rabbim M. Recai Kutan büyüğümüze rahmetiyle muamele etsin…

NEZAKETİ, MÜTEVAZILIĞI, SADAKATİ VE BİRLEŞTİRİCİ DİLİYLE…
Vefatının sene-i devriyesi münasebetiyle M. Recai Kutan'ın veciz bazı cümlelerini paylaşmak isterim;
* "Biz tekrar iktidara gelir isek o zaman diyeceğimiz söz şu: Nerede kalmıştık? Bıraktığımız yerden Allah'ın (CC) izniyle devam edeceğiz. Zafer yakındır ve zafer inananlarındır."
* "Hiçbir irade, örgüt iradesinin üzerinde değildir. Meşruiyet, atanmakla kazanılmaz."
* "Her dönem bu dünyayı felakete sürükleyen Nemrut var oldu. Ama hamdolsun ki İbrahimler de vardı."
* "Başörtüsü sorununu gündemimizden çıkarmamız kesinlikle söz konusu değildir... Biz buna bir insan hakları meselesi olarak bakıyoruz. Bu çerçevede hukuk devleti tatbikatına aykırı uygulamaların ortadan kaldırılması konusunda üzerimize düşen her şeyi yapacağız."
* "İhtilal dediğiniz şey, bir dağdan aşağıya kaya yuvarlamaya benzer. Sen kayayı yuvarlarken belli bir yeri hedeflersin. Ama kaya yuvarlanırken büyük bir kayaya çarpar ve yön değiştirir. Diğer bir yere daha çarpar, tekrar yön değiştirir. Sonra da bakarsınız ki kaya bambaşka bir yere düşmüş."
***
Mehmet Recai Kutan, 7 Ekim 2024 tarihinde vefat etti. Kutan, siyaset sahnesinde nezaketi, mütevazılığı, sadakati ve birleştirici diliyle "Ağabey" kültünün en önemli temsilcilerinden biri oldu…

MÜTEVAZI İDİ, SADIKLARDANDI…
Rahmetli M. Recai Kutan ağabeyimizin bazı hususiyetlerini daha sizlerle paylaşmak istiyorum;
* Millî Görüş'ün günümüzdeki yegâne partisi Saadet Partisi’nin Kurucu Genel Başkanı idi.
* Mütevazı idi.
* Sadık idi.
* Başından bu yana Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mızın yanında zikzaksız bir hayat sürdü.
* Birleştirici idi.
* Tam bir devlet adamı idi.
* Denge unsuruydu. Çıkmaz gibi, kaos gibi gözüken sorunları bir iki telefonla hallederdi. Aklıma gelmişken ifade edeyim; Süleyman Demirel’le bile yakın temasları olurdu, zaman zaman.
* Ya da şöyle ifade edeyim; başı ağrıyan, bir sıkıntısı olan Recai Kutan abimizi bulurdu, sorun çözülürdü.
* Ilımlı yaklaşırdı meselelere.
* Teknik yönü ağırlıklıydı.
* Millî Gazete’yi satır satır okurdu.
* Sık sık arar yazılarım üzerine sohbet ederdi, bazen haber de verirdi.
* İyi bir okur ve iyi bir yazardı. Anılarını kaleme aldı.
* Son nefesine kadar Millî Görüş kuruluşlarından olan Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi Genel (ESAM) Başkanı olarak çalıştı.
* İslam dünyasıyla yakından ilgiliydi.
* Özellikle Ķeşmir meselesine yıllarca sahip çıktı. Uluslararası toplantılarda Keşmir hep gündeminde olurdu.
* Yaşayan bir tarihti. Birçok konuda anılarını, hatıralarını dinlemek çok öğretici idi.
* Şiiri çok severdi.
* Sempatikti, samimi idi.
* Malatyalı idi. Hemşehri canlısı idi.
***
Allah mekânını cennet eylesin. Makamı âli, menzili mübarek olsun. Amin.