O isim sempatik duruşuyla dünya gündeminde konuşuluyor…
O isim hep tebessüm eden pozlar veriyor medyaya!
Ama gelin görün ki o güler yüz tamamen maske!
Bizler zaten inanmıyoruz bu ikiyüzlülüğe de…
Aldananlar için ifade etmek istiyoruz ki;
Bu güler yüz tamamen maske ve tamamen sahte!
Zira, o güler yüzün altında…
Maske düştüğünde, tamamen çirkin bir surat ve de gerçek niyeti ortaya çıkıyor!

Maskesi düştüğünde o meş’um suratı görünen kişi kimdir?
El cevap: İtalya Başbakanı Giorgia Meloni…
Meloni, son bir açıklama yaptı…
Açıklamasında ülkesindeki okullarda burka ve nikab yasağı getireceklerini belirtti.
Yetmedi…
Bir de, hemen her toplantıda kendisini yerin dibine sokan ‘Trump’çılığa yani faşistliğe soyundu;
Yabancı öğrenci sayısına da ülkesinde sınır koyacaklarını açıkladı!
* Hani Batı ülkelerinde demokrasi vardı!
* Hani Batı ülkelerinde adalet vardı!
* Hani Batı ülkelerinde medeniyet vardı!
* Bu acaba ‘mim’siz bir medeniyet mi?
* Yoksa Akif’in ifade ettiği gibi, “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” mıydı?
* Hani Batı ülkelerinde insan hakları vardı!
* Bu insan hakları sadece kendileri için mi işliyor, acaba?
* Hani Batı ülkelerinde din ve vicdan özgürlüğü vardı!
* Peki, ama bu ülkelerde İslam’a saldırılar neden?
* Peki, ama bu ülkelerde bu İslam düşmanlığı nedir?
* Nerede kaldı din ve vicdan özgürlüğü, sadece lafta mı?
***
Bizler elbette Batı’nın bu ikiyüzlülüğünü ve İslam düşmanlığını biliyoruz da…
Bilmeyenlere ve aldananlara hatırlatmak için yazıyoruz bu satırları…
En olmadık zamanlarda Batı’nın ve ABD’nin bu çirkin yüzü ortaya çıkıyor!
BURKA VE NİKAB NEDİR?
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin okullarda yasaklamayı düşündüğü burka ve nikab nedir?
Burka ve nikab, genel manada Müslüman kadınların giydiği, yüzü veya tüm vücudu kapatan geleneksel dış giysi…
Yani, tesettür! Müslüman kadının bir tür giysisi…
* Burka, kadınların eller ve ayaklar dahil olmak üzere tüm vücudunu baştan aşağı örten bol giysi… Gözlerin bulunduğu kısımda kafes veya file benzeri kumaştan bir siperlik bulunur; kadın dışarıyı bu fileden görür ancak gözleri dışarıdan görünmez.
* Nikab ise kadınların eller, ayaklar ve gözler dışındaki tüm vücudunu ve yüzünü örten peçe veya örtüdür. Burkadan farklı olarak gözlerin açıkta kaldığı bir açıklık bulunur. Genellikle ayrı bir başörtüsü ve gözleri açıkta bırakan yüz peçesinden oluşuyor.
Ne var bu giyeceklerde diyeceksiniz?
Bunu da İtalya Başbakanı Meloni’ye sormak gerekiyor!
KÖR GÖZE PARMAK!
Ey okur!
"Kör göze parmak" ifadesi nerede kullanılır?
Zaman zaman günlük konuşmalarımızda da kullanırız bu deyimi!
"Kör göze parmak (sokmak)" veya "kör kör parmağım gözüne" sözleri şunu ifade etmek için kullanılır dilimizde;
* “Çok belli, göze batacak kadar açık ve ortada olan, gerçeği görmezden gelenlere bile göstere göstere yapılan durumlar…”
Ne anlama gelir, peki?
“Apaçık bir durum!” manasına gelir! “Daha bir şey söylemeye gerek yok!” demektir.
Yani, herkesin rahatça görebileceği kadar net olan bir gerçeği ifade eder.
Bir şeyi, bir gerçeği, bir hakikati anlamak istemeyen kişilere, gerçeği çok kaba ve belirgin bir şekilde ortaya koyma gayret ve çabasını belirtir.
***
Neden anlattım tüm bunları?
Şunun için;
* Soykırımcı, Siyonist İsrail Cumhurbaşkanı Herzog, yaralı, yerde yatan bir Filistinlinin kafasına kurşun sıkarak öldüren katil asker Elor Azaria’yı affettiğini açıkladı!
Bu kadar da olmaz denilen bir Siyonistliktir bu!
Yaralı Filistinliyi başından vuran ve şehit eden soykırımcı, o terör organizasyonunun en tepesinde yer alan isim tarafından affedildi…
Anlamayanlar, görmeyenler, görmek istemeyenler için bundan daha açık, daha çıplak bir gerçek, hakikat var mıdır?
Elbette, kendileri dışındakileri “insan yerine koymayan” bir lanetlenmiş milletten bahsediyoruz…
Erbakan Hocamız, boşu boşuna mı sarf etti şu cümleyi;
- “İsrail sadece güçten anlar!”

BİR ÖZÜR BİLE DİLEMEDİLER!
Fransa'nın 1830-1962 yılları arasındaki 132 yıllık sömürge dönemi ve özellikle Cezayir Bağımsızlık Savaşı sürecinde sistematik soykırım, katliamlar ve insanlık suçları yaşandı.
Cezayir kaynaklarına göre bu süreçte 1 milyondan fazla insan hayatını kaybetti.
1832 yılında el-Awfiya kabilesine karşı kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı yapılmaksızın ilk büyük katliamlar gerçekleştirildi. Boyun eğmeyen kabileler Fransızlar tarafından diri diri yakıldı ya da kurşuna dizildi.
* Kimyasal Silah Kullanımı: 1852 yılında Laghouat şehrine düzenlenen kuşatmada halkın büyük bir kısmı katledildi.
* Sétif ve Guelma Katliamı (8 Mayıs 1945) Nasıl Oldu: II. Dünya Savaşı'nın bittiği gün Cezayirliler bağımsızlık umuduyla sokaklara döküldü. Sétif ve Guelma şehirlerinde 40 binden fazla Cezayirli sivil katledildi.
* Sistematik Şiddet: Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin (FLN) başlattığı bağımsızlık savaşında Fransa ordu güçleri; toplu infazlar, köy yakma taktikleri ve yaygın işkence yöntemlerini resmi devlet politikası olarak uyguladı.
* 1962 yılında Cezayir bağımsızlığını kazandığında 1,5 milyona yakın sivil ve direnişçi hayatını kaybetmişti.
Fransa, bu dönemde işlenen suçlar ve sömürge geçmişi nedeniyle resmî olarak tam anlamıyla özür dilemedi, sorumluluğu kabullenmedi!

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yeri geldiğinde esip üfürüyor da...
1,5 milyon Cezayirlinin katlinin vebali omuzlarınızda bay Macron!
Öyle gittiğin ülkelerde şortunu çekip sabah koşuları yapmasına yap da!..
Bir de katledilen Cezayirliler için bir kere olsun, "Evet, ülkem Cezayir'de katliam yaptı, hatta soykırım suçu işledi, bundan dolayı tüm Cezayir halkından özür diliyoruz!" de!
Bir kere de ya hu!
Neredeeee!
HİÇBİR İNSAN…
Sadi Şirazi'ye atfedilen bir cümle vardır;
* “Hiçbir insan fazlalık değildir hayatımızda... Kiminden sabrı, kiminden sadakati, kiminden vefayı, kiminden riyayı, kiminden sevgiyi, kiminden sahteliği öğrenirsin. Öğrendiklerimiz tecrübedir aslında...”