Rahman Suresi 25. Hafta Tefsir Çalışmaları, 43-45. ayetler, meal ve açıklamalar.
“Bu, mücrimlerin tekzib ettiği cehennemdir. Onunla kaynar suyun arasında dolaşırlar. Öyleyse ikinizin rabbinin olgularının hangisini tekzib ediyorsunuz?” (43-45)
“Hazihi cehennemülleziy yükezzibü bihâ elmücrimûne / Bu, mücrimlerin tekzib ettiği cehennemdir” ayeti ile başlayalım.
“Yükezzibü” yalanlar, yanlışlar, tekzib eder demektir. Bir şeyi onda olmayan bir şeyle vasıflandırmak veya isimlendirmek manasındadır. Tef’îl bâbına gelince, birisinin birilerinin sözlerinin yalan veya yanlış olduğunu, yaptığı işlerin yanlış olduğunu, onunla ilgili bir durumun yanlış olduğunu, onda olan bir sıfatın onda olmadığını iddia etmektir. Kasıtlı olarak yapılırsa yalan, kasıtsız olarak yapılırsa yanlış olur.
“Elmücrimûn” mücrimler, suçlular demektir. Suç sahibi olmak, suç işler halde olmak anlamındadır.
“Hakkı ihkak etmesi ve batılı iptal etmesi için(dir) mücrimler hoşlanmasa bile.” (Enfal 8)
Hak gerçek, geçerli olan demektir, batıl ise gerçek olmayan, geçersiz olan demektir. Allah geçerliyi geçerli kılar, geçersizi geçersiz kılar. Mücrimler hakkın hak, batılın batıl olmasından hoşlanmazlar. Burada geçerlilik Allah’a göre geçerlilik, geçersizlik de Allah’a göre geçersizliktir. Hak dediğimizde de batıl dediğimizde de Allah’a göre olandır.
“Allah hakkı kelimeleriyle hak kılar, mücrimler hoşlanmasa bile.” (Yunus 82) “Kelime” sözcüğü “anlam” demektir. Türkçede kullanıldığı şekilde bir anlamı yoktur. Mücrimler Allah’ın anlamlarını (kelimelerini) sevmezler. Anlamları başka yere çekerler ve hakkın hak olmasını istemezler. Mücrimler hakkı batıl, batılı hak kılanlardır. Hakkın hak, batılın batıl olmasından hoşlanmayanlardır. Mücrimlik çok belirgindir.
Kişi Allah’ın kitabına inanabilir, namazlarını kılabilir, hacca gidebilir, gece namazı bile kılabilir ama mücrimlerin kurdukları sistemi kanıksamış ve o sistem içinde çaba gösteren kimsedir. Çünkü o sistem hakkı batıl, batılı hak haline getirmiştir.
Mücrimlik müşriklikle ve kâfirlikle birliktedir.
Müşrikler Allah’ın kurallarına aykırı kural koyan şerikleri seçerler ve müşrik mücrim olurlar. Batılın hak, hakkın batıl olması kurallar dahilindedir. Küfürde ise kural olmadan hakkı batıl, batılı hak kabul edersin. Bu durumda kâfir mücrim olurlar.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta mücrimler “cehennem diye bir şey yok” diye mi cehennemi tekzib ettiler yoksa “biz cehenneme girmeyeceğiz” diyerek mi veya bunu düşünerek mi tekzib ettiler? Tekzib fiili iki şekilde mef’ûl alır. Mef’ûlünü ya doğrudan alır veya “Bi” harf-i ceri ile alır. Kur’an’da tekzib fiili 176 kere geçer. Tüm geçişlerde doğrudan mef’ûl aldığında mef’ûl her zaman kişidir, resuldür, resullerdir, mürsellerdir. “Bi” ile mef’ûl aldığında ise mef’ûl artık kişi değil kavramlardır, şuursuz varlıklardır, yerlerdir.
Din/düzen/nizam, ayetler, kitap, karşılaşma, azap, cehennemdir.
Tekzib etme demek tekzib edilen yok demek değildir. Kişi doğrudan mef’ûl olarak tekzib edilmişse o kişinin sıfatı veya sıfatlarının aslında onda olmadığı, sözlerinin, iddialarının, önerilerinin, bilgilerinin yanlış olduğu ifade edilmiş olur. “Bi” harf-i ceri ile tekzib edilen ise mastarsa doğrudan o fiilin olmayacağı ifade edilmiş olur, eğer mastar değil de bir varlık ise o varlıkla ilgili bir durum tekzib edilmiş olur. O varlığın aslında olmadığı veya o varlıkla ilgili bir durumun doğru olmadığı ifade edilmiş olur.
“Nuh kavmi mürselleri tekzib etti.” (Şuara 105)
“Âd mürselleri tekzib etti.” (Şuara 123)
“Semud mürselleri tekzib etti.” (Şuara 141)
“Lût kavmi mürselleri tekzib etti.” (Şuara 160)
Bu ayetlerde tekzib edilenler mürsellerdir. Onların mürsel vasıflarının doğru olmadığı söylenmiş, onların mürseller olduklarını kabul etmemişlerdir. (Devamı var)