“Fon vurgunu” vesilesiyle yazdığım bu yazılarımın daha iyi anlaşılması için -meselenin önemine binaen- önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ediyorum…

“Fon vurgunundan Kur’an Nizamı Adil Düzen’e” yazı serimize devam…

- “Kur’an Nizamı ve ‘Fon vurgunu’ sistemin iflası” dedik, ilk yazımızda…

- “Kur’an nizamı, fon vurgunu ve bir çözüm önerisi” başlıklı yazı ile başlayıp 4 yazı daha yazdık ki; meselenin hem önemi hem çare ve çözümlerimiz daha iyi anlaşılsın…

- “Fon vurgunundan Kur’an izamı Adil Düzen’e…” yazı serimizle;

- Hayatımızın ilmî-iktisadî-idarî/siyasî, dinî/ahlâkî 4 ana alanında “sosyal tufan” seviyesinde var olan sorunlara “Kur’an Nizamı Adil Düzen ve Adil Ekonomik Düzen” çözümlerimizi sunmaya devam…

***

Kamu kaynaklarında asıl soru: Toplumun Payına Ne Oldu?

Aynı mantık, kamu kaynaklarında da geçerlidir.

Verginin nasıl alınacağı önemli bir tartışmadır ancak vatandaş açısından en az bunun kadar önemli başka bir soru daha vardır: Toplum adına oluşturulan kaynağa ne oldu?

Bir mahalleye ayrılan bütçe, sosyal yardım kaynağı, belediye yatırımı, üretim desteği, ortaklık geliri veya kamu projesi vatandaş tarafından takip edilemiyorsa, yönetim ile toplum arasında güven sorunu oluşur.

Adil Düzen ve Adil Ekonomik Düzen ile BüyükAile çalışmalarımız, özellikle işte bu nedenle yalnızca mali şeffaflığı yeterli görmez. Kararın neden alındığı görülmeli, kararı kimin aldığı bilinmeli, sürecin hangi aşamada olduğu takip edilmeli, kaynağın nasıl kullanıldığı anlaşılmalı ve sonunda ne üretildiği ortaya çıkmalıdır.

Bu nedenle Şeffaf Süreç Yönetimi dört temel görünürlük alanı oluşturur: Karar görünür olacak, süreç görünür olacak, kaynak görünür olacak ve sonuç görünür olacak. Vatandaş yalnızca ne kadar para harcandığını değil, o paranın neden harcandığını ve gerçekten sonuç üretip üretmediğini de görebilecektir.

***

Büyük değişim semt ve mahalleden başlamalı

Adil Düzen ve Adil Ekonomik Düzen geniş bir medeniyet ve devlet tasavvuru ortaya koyarken, BüyükAile büyük sistemi insanın yaşayabileceği ölçekte, yani mahallede başlatır. Çünkü insan devletin bütün mekanizmalarını günlük hayatında göremez ama mahallesindeki sorunu görür, ilçesindeki ihtiyacı bilir ve şehrindeki imkânı tanır.

Bu nedenle BüyükAile’de sistem aşağıdan yukarıya doğru çalışır.

Mahalle ihtiyacını belirler, ilçe ortak imkânları bir araya getirir, vilayet/şehir üretimi, ticareti, finansmanı ve kamu kapasitesini birbirine bağlar, ortaya çıkan değer yeniden topluma döner. Böylece vatandaş yalnızca devletin veya belediyenin hizmet sunduğu kişi olmaktan çıkar; yaşadığı yerin geleceğine ortak olan bir paydaş haline gelir.

***

Vatandaş müşteri değil, ortağın kendisidir

Modern yönetim anlayışı vatandaşı zaman zaman “müşteri” gibi görmektedir. Kurum hizmet üretir, vatandaş hizmeti alır ve ilişki burada biter.

Adil Düzen ve Adil Ekonomik Düzen ile BüyükAile’nin yaklaşımı bu anlayış ve uygulamalardan tamamen farklıdır. Vatandaş yalnızca hizmet alan değildir; bilgi sahibi olur, karara katılır, üretime dahil olur, oluşan değerden pay alır ve süreci denetler. Vatandaşın yeni rolünü beş kavramla ifade etmek mümkündür: bilgi sahibi olan, katılan, üreten, paylaşan ve denetleyen vatandaş. Bu yaklaşım “fayda ortaklığı” kavramıyla anlam kazanır. İnsanlar yaşadıkları mahallenin, ilçenin ve şehrin ürettiği ekonomik ve sosyal değerin yalnızca seyircisi değil, o değerin paydaşıdır.

(Devamı var)